Bir Üst Akıl Kuruluna İhtiyaç Var
Haber
20 Haziran 2020 - Cumartesi 08:44
 
Bir Üst Akıl Kuruluna İhtiyaç Var
Eğitim, kitap, kırtasiye ve yayıncılık sektörü esasında kötü bir dönemde yakalanmadı. Bizim sezon diye tabir ettiğimiz Eylül dönemine gelseydi, bu süreç telafi edilmesi mümkün olmayacak, belki bir dönemin kaybına sebep olabilecek bir süreci yaşıyor olacaktık.
Video Haber Haberi
Bir Üst Akıl Kuruluna İhtiyaç Var

M. Duran ÖZKAN: Pandemi ile ilgili çeşitli kuruluşlarla görüştük. Bu süreçte onların ne tür önlemler aldığını konuştuk. Özelde de siz kitap ve kırtasiye sektöründesiniz, Ticaret odasında bu alanda ticaret yapanlarında temsilcisisiniz. Bu süreç kitapçıları, kırtasiyecileri nasıl etkiledi?

Mesut ÖZDEMİR: "Ticaret odasında matbaa, kırtasiye, sürücü kursları, kolej ve kurs merkezlerinin komiteyi temsil ediyoruz. Pandemi sürecine baktığımızda ilk önce Çin'de başlayan sonarda dünyanın tamamını etkisi altına alan ve Türkiye'nin de kısa bir tarih içerisinde tanıştığı bir süreç oldu. Bu süreçle birlikte, geçmişe dair her hangi bir alışkanlıklarımız ve reflekslerimiz olmadığı için hem yönetimler, hem ticarethaneler, hem de kişiler ne yapacağını çokta fazla bilemedi. Ama bu süreç içerisinde oluşabilen refleksler ve ortak akılla beraber bir süreç yönetildi. Özellikle sağlık bakanlığı bu süreci net ve başarılı bir şekilde yürüttüğünü düşünüyorum. Alınan tedbirlerin, vakaları daha da ileriye gitmesini engelleyerek hem ticari hayatın normale dönmesi, hem insanların normal yaşama dönmesi sürecinde ciddi gayretleri oldu. Bu süreçlerde ikinci bir pandeminin oluşması ile ilgili spekülasyonlar olsa da inşallah bunlarda olmadan geçecek diye düşünüyoruz. Tabi eğiti, kitap, kırtasiye ve yayıncılık sektörü esasında kötü bir dönemde yakalanmadı. Bizim sezon diye tabir ettiğimiz Eylül dönemine gelseydi, bu süreç telafi edilmesi mümkün olmayacak, belki bir dönemin kaybına sebep olabilecek bir süreci yaşıyor olacaktık. Dolayısıyla biz Mart döneminde yakalandığımız için en azından okul sezonunun çoğu atlatılmıştı. Ama tek sıkıntı olan sınavdı. Öğrenciler ikinci dönemde konuları göremediler. Ama milli eğitim bakanlığı da burada başarılı bir süreç yönetti ve 2. Dönem konuların muafiyetini sağlayarak öğrencilerin sadece birinci dönemden girmelerini sağladı. Kitap ve kırtasiye sektörü bence bu anlamda başarılı oldu. Pandemini sürecini çok iyi yönettiğini düşünüyorum. Çünkü evde kalma süresinin artması, insanların zaman geçirmek için bazı ürünlere ihtiyacı doğurdu. Bunlarda neydi Roman'dı, özellikle kitap okuma süreçleri, sanatsal gibi malzemelerin satışı ve sonuç itibariyle eğitim odaklı sınav hazırlık kitapları. Bunların yoğunlukları kitap, kırtasiye sektörünün ayakta kalmasını sağladı.

ALIŞKANLIKLAR DEĞİŞTİ

ÖZKAN:  Tüketiciler bu ürünlere nasıl ulaştı? Sanal alemden mi, birebir gelerek mi ulaştı? Birebir geldiyse iş yerine  ne tür bir önlem aldınız?

 ÖZDEMİR: Alışkanlıklarımız değişti, yani pandemi sürecinde özellikle insanların yaşamı, hem sosyo ekonomik açıdan duruşları, hem de alışkanlıkları anlamında çok ciddi değişikliklere sebebiyet verdi. İnsanların hepsi lüksünden vazgeçti. Bugün bir dış ortamda arkadaşlarla buluşmak, yürüyüş yapmak bir lüksken bunların hepsinden vazgeçildi. Özümüze, ailemize dönük. Aslında biraz aile bilincini arttırdı. Ama diğer taraftan en basiti tokalaşmayı çok seven bir toplumuz. Bunlardan hayatta vazgeçeceğimizi düşünmüyordum ama bugün baktığımızda, Doğu Anadolu bölgemizde bile bunlardan artık geçmiş durumdayız. Tokalaşmak artık bizlere çok garip geliyor. Yabancı ülkede çok fazla yaygın değildir. Ama Türkiye'de çok yaygındır. Bunlardan vazgeçer miyiz ?  Geçtik! Tabi bu ticari ürün alma anlamında da, bir değişikliğe sebebiyet verdi. Burada sanal ortamlar çok ciddi anlamda devreye girdi. İnsanlar herhangi bir yere gidip ürüne dokunmak yerine, sanal medya içerisinde e ticaret siteleri üzerinden almayı tercih etti. Ticaretin hemen hemen neredeyse yüzde 60'ı e- ticarete kaydı. Tabi esnaflarımız şöyle tedbir aldı, evlere teslimat. Bu çok önemliydi ve iyi bir refleksti. İnsanlarda bu refleksi kullanarak, evlere teslimat yaptı. Ama şunu net olarak söyleyebilirim, büyük ihtimalle bundan sonra hayat eskisi gibi olmayacak.

ÖZKAN: Siz bu süreçte satışlarınızın yüzde kaçını mağazada, yüzde kaçını internet üzerinden yaptınız?

ÖZDEMİR: Ana cadde üzerinde bulunan mağazalarımız, insan ayak sayısı anlamında azalırken, ana arterler üzerinde kalan mağazalar ise tam tersi ciro artışı yaşadı.  Kalabalığın az olacağı ortamları insanlar tercih etti. Bizlerde bunu kullandık ve merkez şöyle diyebiliriz, yüzde 20 ile yüzde 40 arasında bir ciro kayıpları yaşandı. Büyük mağazalar bu ciro kayıplarını telafi etti. Bunlarda e ticaretten, eve teslimatlardan, lokasyon da bulunan mağaza şubelerindeki ciro artışları havuzda düşündüğünüz zaman mevcut bir değer kaybını tamamen devre dışı bıraktı.

ALDIĞINIZ KREDİ VERGİYE GİDİYOR

ÖZKAN: Bu süreçte devletin açmış olduğu ekonomik tedbirler vardı, kredi anlamında, mali vergilerin ertelenmesi anlamında. Bu anlamda sektör bundan yararlandı mı, memnun kaldı mı?

ÖZDEMİR: Bunu aslında farklı alanları kapsayan cevaplarla kapsamak istiyorum. Birincisi, elbette ki yapılan krediler ve çalışmalar, insanları belirli bir dönemde rahatlattı. Ama bu rahatlatma pandemi sürecinin etkileri ve tesirleri devam ettiği için 6. Aya kadar olan bir süreci kapsıyor, bu sürecin hala devam ediyor olması 6. Aya kadar ertelenen birçok vergilerin tamını insanların kapatması mümkün değil. Bunların biraz daha uzatılması, en azından bir yıl uzatılması gerekli. Çünkü esnafın elinde sihirli bir çubuk yok. Malatya ölçeği olarak düşünürseniz, 1-2'ci aylar depremden dolayı gitti. 3-4-5-6'cı aylar şuan pandemiden dolayı devam eden sıkıntılar var. Eylül ayında okulların açılmasıyla beraber, tekrardan bu sürecin ortaya çıkıp çıkmayacağı bile henüz kesin değil. Bu borçların en az 1 yıl ertelenmesi gerekiyor. Bu anlamda ticaret ve sanayi odasının, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu Başkanımızın da destekleri ve gayretleriyle beraber sıfır faizle 1 yıl ödemesiz 2 yıl süreyle 3'er aylık dilimlerle KOSGEB kredisinin insanlarımız için müthiş destek oldu. Oğuzhan başkanımızın emeği ve desteği burada çok çok fazla. Devletimizin vermiş olduğu krediler vatandaşımızın, tüccarımızın kesinlikle işlerine yaradı. Yerinde hamlelerdi. Ama bunların 1 yıl ötelenmesi gerekiyor. İnsanların şuandaki ticaretleriyle bu giderleri karşılaması mümkün değil. Vergilerin taksitlendirilmesi ve yapılandırılması oldu. Burada da yine bir usul yanlışı var. Vergilerin yapılandırılmasında belirli vergileri belirli kıstaslara koymadılar. Sadece belirli vergileri taksitlendirebildiniz. 50 bin lira üzerinde borcunuz varsa onlar içinde teminat istendi. Teminat istenmesi ayrı bir sonuç olarak çıktı, oda yetmedi. İhaleye gireceksiniz girerken borcu yoktur kağıdı alacaksınız. Bunu almanız içinde mevcut borcunuzun yüzde 10'unu yatırmanız gerekiyor. İnsanlarda zaten para yok, zaten yapılandırdı. Bunun gibi teknik noktalar var. Kanun böyledir. Bir kanun yanlış çıkar ama zamanla uygulanarak düzeltilir. Dolayısıyla bu uygulamanın da hızlı ve seri bir şekilde düzeltiliyor olması lazım. Muhasebeciler odası ve TSO'nun da bu konuda çalışmaları var. Pandemi süreci ile birlikte eğitim sektörü ciddi bir yara aldı. Özellikle devletimizin el atması nokta, mücbir sebep kapsamına girmeyen sektörlerin bu kapsama dahil edilmesi lazım. Bugün pandemi çıktığında ilk kapatılan yer, eğitim yuvaları oldu. Bu eğitim yuvaları KOSGEP'in desteklediği sektörlerden birisi olmadığı için hiçbir sebeple bir kuruş destek alamadı. Bunlar 6 ay boyunca kapalı kaldı. Öğrenci ve velilerin, alınmayan eğitim, verilen sadece onunla yetinen para vermeme gibi bir refleksi kullanıyorlar. Kurumun yaptığı bir şey değil ama halkında yaptığı bir şey değil. Ama sonuç itibariyle yapılan bir sözleşme var. Devletin burada öğrenci başına bir bedeli kurumlara belirli oranda ödemesi gerekirdi. Önceki dönemlerde hatırlayın, devlet eğitim desteği verdiğinde öğrenci başına bir miktarı özel okullara gidenlere destek veriyordu. Aradaki farkı da vatandaş ödüyordu. Burada vatandaşı da, eğitim yuvalarını da sıkıntıya sokmadan belirlenecek bir rakamın, eğitim kurumlarına ödenmesi bu kurumları rahatlatacaktır. Alışık olmadığımız bir süreci yaşarken, bazı sektörleri de maalesef gözden kaçırdık. Bu gözden kaçmanın sebebiylede beraber kurumlar mağduriyeti hep kendilerine çekti. Burada bizim beklentimiz özellikle eğitim kurumları olan anaokulları, sürücü kursları, kolejlere bir eğitim destek paketinin, özel ayrı bir destek paketinin sağlanıyor olması lazım. Yoksa bu eğitim kurumlarını birçoğu önümüzdeki dönem eğitim yuvalarını açabilecek kudrete sahip değiller. Öğretmen maaşlarını ödemeye devam ettiler. İçeride bulunan işletme giderlerini ödemeye devam ettiler. Bugün bakın işletme açık olsun yâda olmasın bir anda 6 aylık vergi borcu 100-150 bin lira gibi bir borç hiç yokken çıkıyor. Almış olduğunuz 100 bin liralık krediyi piyasada kendi borçlarınıza kullanmak yerine yine SGK prim borçlarınız, vergi borçlarınız dâhil olmak üzere bunları kapatmakta kullanıyorsunuz. Çünkü bunlarda sıkıntınız olursa hiçbir şeyden, krediden vs… faydalanamıyorsunuz. Devletten gelen para, yine devlete geri dönüyor. Ama devletten gelen ikinci bir para imkânı sağlanması gerekiyor. Bu imkânında devletin almış olduğu vergilere veya SGK gibi primlere değil, gerçekten kendi işine yatırım yapabilecek bir seviyeye gelmesi gerekli.

ÖZKAN: İkinci bir salgından bahsediliyor ya da olabilir diye düşünülüyor. Sektör, ikinci bir salgına hazırlıklı mı?

ÖZDEMİR: Bir felaket senaryosu üretmek çok doğru değil. Çünkü insanın hayatı devam ediyor. Hangi şartlar içerisinde olursanız olun bulunduğunuz ortama adapte oluyorsunuz. Bugün pandemi oldu diye gıdamızı mı kestik? Belki lüksümüz diye tabir ettiğimiz belirli şeylerden yoksun kaldık. Ama beşeri yaşantımızın tamamını devam ettirdik. Dolaysıyla ikinci bir pandemi süreci olursa birincisi kadar etkili olacağını düşünmüyorum. Dozajının daha az ve ölçülü olacağını düşünüyorum. Burada refleksler var ama ekonomik anlamda yatırım yapmanın doğru olacağı bir döne değil. Tüccarımızın, esnafımızın nakitle kalması gerekiyor. Bugün turizm sektörü her ne kadar müdahale edip, büyüme gayreti içerisine girse de, insanların imtinalarından, endişelerinden dolayı hala faaliyete geçememiş durumda. Şuanda bakın LGS sınavı yaklaşıyor, LGS sınavında öğrencilerimizi sınıflara yerleştiremiyoruz. Sosyal izolasyon sürecine göre sadece 8. Sınıfları okudukları okulda sıralara yerleştiremiyoruz. Aynı okulda 5-6-7'inci sınıfta okuyor. Eğitim başladığında, sosyal mesafe kuralları devam ettiğinde 5-6-7-8 aynı anda eğitim sistemi içerisinde nasıl yer alacak okullarda. Bakanlığımızın bununla ilgili tedbirleri var. Belki multi sistem gelecek 2-3'lü eğitim belki haftanın 7 gününü 2'ye bölünecek guruplar halinde dönüşüme gidecek. Ama bu devam ederse eğitim sektörü normal sınıf düzeyinde eğitimlere devam etmesi gözükmüyor. Artık online eğitim, normal yüz yüze eğitimin artık ayrılmaz bir parçası. Beşeri görüşmelerimiz bu toplantılar üzerinden gerçekleştirildi. Bağlantılarımız, yurt dışı ihracatlarımız, hatta ve hatta şuan ihracatta, ithalatta online fuarlardan bahsediliyor. Milat dönüşümü Pandemiden önce, pandemiden sonra.

ANA CADDENİN KAPATILMASINI GEREKSİZ BULDUM

ÖZKAN: Bu kentte yaşıyorsunuz ve sonuçta vatandaşsınız. Esnaf kimliğinizin yanında birde vatandaş kimliğiniz var. Siz bu süreçte yapılanları, yerel yönetim anlamında yeterli buluyor musunuz, memnun kadınız mı?

ÖZDEMİR: Deprem süreciyle başlayalım, deprem süreci ile beraber belediyelerimiz müthiş bir refleks gösterdi. Hemen sosyal tesisleri açtı. O kadar mükemmel bir hareket oldu ki. Bazen elinizde imkanlar vardır doğru zamanda kullanmasınız bir anlam ifade etmez. Burada refleksler çok çok iyi çalıştı. Tabi Malatya deprem ile birlikte yatay mimariye geçti. Bugün Yeşilyurt, Gündüzbey, Bostanbaşı tarafında villalık arsalarla dolup taşmaya başladı. Orada artık yapımları başladı. Akabinde pandemi süreci, pandemi süreciyle birlikte belediyelerimizin almış olduğu önlemler vardı. Gerek toplu taşıma araçlarında, gerekse sosyal yaşam alanlarında kısıtlamalara gidildi. Ve bunlarda gerekliydi. Benim bu süreç içerisinde gereksiz bulduğum, Kışla caddesinin bulunmuş olduğu, İnönü caddesi ile bağlantılı olan caddenin süreç boyunca kapatılmış olmasıydı. Bunuda TSO başkanımızda dile getirmişti. Arabaların geçmesiyle bulaşan bir virüs sisteminden bahsetmiyoruz. İnsanlardan insana bulaşan bir sistem vardı. Bu cadde üzerindeki esnalarımız, diğer esnaflarımızdan çok daha mağdur durumda kaldı. Bu Malatya'daki kurulun almış olduğu bir karardı. Olmasa daha iyi olurdu ama onun haricinde genel uygulamaların başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

ÖZKAN: Bizim sormadığımız ve sizin söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

ÖZDEMİR: Malatya'mızın bu pandemi sürecinin yaralarını sarması gerekiyor. Esnaflarımızın kayıplarını hem ticaret odalarımız, hem birliklerimiz, hem valiliğimiz bunları çok çok iyi biliyor. Ama bu süreç içerisinde ortak bir akıl yürütmek gerekiyor. Benim burada naçizane beklentim, bir olay ve vaka olduğunda bilim kurulu süreci böyle yürütme yerine, Malatya'da bir üst akıl kurulunun olması gerekli. Bütün problem ve dertlerin bu havuzda toplanması ve bu havuz içerisindeki problemlere sonuç arayışı içerisinde olması gerekiyor. Buda kurumsal bir mantığı getirecektir. Bugün hangi birim olursa olsun valilik ve paydaşları dediğimiz de, sağlık müdürlüğü, emniyet, jandarma da, STK'larda, sanayi odaları da, esnaf odaları da sonuçta bir paydaşıdır. Bunların paydaşlarını temsil eden bir akıl kurulunun il bazında oluşturulması, oluşan sorunların önce bu il kuruluna aktarılması, il kurulunda yetkili kılınanlarında ilgili yerlerde prosedürleri ve birçok sıkıntıyı devre dışı bırakarak, bunları da çözüm arayışları içerisine konulması, buradaki problemlerin derecelendirilmesi sonuç itibariyle de üst aklın yönetim şeması, vali bey, oda başkanı, il ve ilçe belediye başkanları gibi karar verici gibi oluşabileceği bir kurulla da karara bağlanarak yönergelerin, faaliyete geçirilmesi gerekiyor. Bu benim Malatyalı olarak uhdem. Bugün bir yere gidiyorsunuz o oraya, o araya gönderiyor. Bugün pandemi sürecinde gördük ki, refleks olacak bir bilim kurulu gibi kendi alanlarda hakim birimlerin bir araya gelmesi şehrin daha iyi bir yönetim sergilenmesi adına önemli bir durum oluşturdu. Buradan bir ders çıkarmak lazım. Sadece bilim kurulu olarak değil, şehrin ekonomisini de bu kurulda konuşabiliriz, sağlığını da konuşabiliriz.Birilerin gündemine taşıyıp dertlenmesi değil, Malatya'nın dertlenmesi lazım. Malatya dertlenirse, tarihinde de böyledir çözüm bulamayacağı hiçbir şey yok.       

Kaynak: Editör: Onay Ozan
Etiketler: Bir, Üst, Akıl, Kuruluna, İhtiyaç, Var,
Yorumlar
Haber Yazılımı