Haber Detayı
29 Ağustos 2016 - Pazartesi 14:03
 
"CUMHURİYET DEĞİL, FETÖ MAHKEMELERİNDE YARGILANDIK!"
Gazetemizin bu haftaki röportaj konuğu görevine yeni başlayan CHP Yeşilyurt İlçe Başkanı Ahmet Küçükşahin oldu. Küçükşahin Yeşilyurt İlçe Başkanlığı yanı sıra, 2010 yılında FETÖ terör örgütü kumpası ile Balyoz davasından yargılanmış, 3 buçuk yıl tutuklu kaldıktan sonra ise aklanarak beraat etmiş emekli bir Kurmay Albay. Balyoz sürecini ve yaşadıklarını gazetemize samimi bir şekilde anlatan Küçükşahin, Balyoz iddianamesini tutuklanmadan önce okuduğunu ve ardından, günlük tutarak, “Bunu tezgahlayan çetenin içinde yer alanların dinsiz, imansız ve Türkiye düşmanı oldukları yönündeki kanaatim her sayfada daha da kuvvetleniyor” yorumunu yaptığını kaydetti.
Siyaset Haberi

SORU: ÖNCELİKLE YENİ GÖREVİNİZDE BAŞARILAR DİLİYORUZ. NEDEN SİYASET?

AHMET KÜÇÜKŞAHİN: Siyaset derken bu kelimeyi biraz oturtalım. Siyaset, muğlak bir kelime. İnsanlar yalan söylüyor ve bunu siyaseten söyledim diyor. Sanki siyasetin içerisinde yalancılık varmış gibi. Siyaset dediğimiz kelimenin Türkçesi, anlayacağımız şekliyle devlet yönetimidir. Dolayısıyla ben de kendi bilgi ve birikimime güvenerek devlet yönetimine talip oldum. Devlet yönetiminde yer almaya talip oldum. Bu bağlamda CHP’yi tercih ettim. CHP’yi tercih ederken de okuyarak tercih ettim. Atatürk 4 bin civarında kitap okumuş ben ancak 1000 civarında okuyabildim. 4 bine ulaşmam çok zor. Bunun 4 yüze yakınını hapishanede okudum. Dolayısıyla bir bilgi birikimi oluştu. Bu okuduğum şeyleri düşünerek okudum. Aynen Kuran’ın dediği gibi; Kur’an 19 ayetinde “okuyun, düşünün” der. Onun sonucunda düşünmek de gerekir. Kuran’ında belirttiği gibi ben okudum ve düşündüm. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti için en ideal düşüncelerin Cumhuriyet Halk Partisinde olduğunu gördüm.

Artı bir şey daha gördüm. Halk özellikle benim ve arkadaşlarımın yaşadığı Balyoz, Ergenekon gibi ki ben Balyoz’dan içerideydim, 3 buçuk yıl kaldım. Bu 3 buçuk yıllık süre içerisinde şunu gördüm televizyon, radyo ve gazetelerde yazanların gerçeklerle ve bizim yaşadıklarımızla hiç ilgisi yok. Şimdi duruşmalar olurdu, duruşmalarda gider kendimizi savunurduk, arkasından gelir televizyona bakardık. Bu Samanyolu Televizyonu denen televizyonun haberleri vardı. Onu izlediğimiz zaman “Aman Yarabbim” diyorsunuz.  Biraz önce ben bu duruşmada mıydım acaba diyorsunuz. Çünkü başka bir şey anlatıyor. Duruşmayı anlatmıyor, başka bir şey anlatıyor, kendi kendimizi sorguluyoruz acaba onlar oldu da ben mi görmedim falan. Dolayısıyla halk, kandırılıyor. Ahmak yerine konuluyor. Dolayısıyla bu iki noktadan hareketle bu işin içerisinde elimi taşın altına koymaya karar verdim. Biraz da hırslandım. Yani o hırs belki de beni götürüyor.

SORU: PEKİ, SOMUT ANLAMDA YEŞİLYURT İLÇEYİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE NASIL ADIMLAR ATMAYI PLANLIYORSUNUZ, ÇALIŞMA SİSTEMİNİZ NASIL OLACAK?

KÜÇÜKŞAHİN: Şimdi bu işler bir planlamayı gerektiriyor. Bir şey tasarlıyorsunuz, örneğin bir bina yapacağınız zaman bina kaç odalı olacak, nasıl olacak, nerede pencere olacak, giriş çıkış nasıl olacak vesaire. Ben de Yeşilyurt İlçe Başkanlığına getirildiğimde Yeşilyurt için böyle bir tasarımım var. Bu tasarımın temeline bilgiyi koydum. Doğru bilginin halka aktarılmasını koydum. Bir şeyi daha koydum halkla sıkı temasa girmek.  Biz şu anda muhalefet partisi olarak iktidara oy vermiş olanlar devlet imkanlarından yararlanmak adına iktidara isteklerini zaten söylüyor. Bir de iktidara oy vermemiş olanlar var. Biz insanların haklarını alabilmesine yardımcı olacağız. Burada da en önemli konu temas halinde olmak. Onlarla konuşmak, sohbet etmek, istedikleri zaman bize müracaat edebilmelerini sağlamak. 

Şu an da Fetullahçı Terör Örgütü mensubu diye içeri alınanlardan bana üç dört kişi geldi. Çocuğum masum diye. İçeri alınmış. Biz de bunları not alıyoruz, nereye müracaat edeceklerini söylüyoruz. Geçenler de bir vatandaşımıza icra borcu gelmiş, onunla ilgili kaymakama götürdük. Belki kış gelince odun, kömürü olmayanları alıp belediyeye götüreceğiz.  Bunlara da verin gibi. Olaya böyle bakıyorum.

“ŞUAN BURADA OLDUĞUMA ŞÜKREDİYORUM”

SORU: YAŞADIĞINIZ BİR BALYOZ SÜRECİ VAR. O SÜRECİ BİZE ANLATIR MISINIZ?

KÜÇÜKŞAHİN: 2010 yılının Ocak ayının 20’sinden sonra bu iş başladı. Ben o zaman 1. Orduya bağlı 5. Kolordudaydım. Ama o esnada Tekirdağ’da 5. Kolordu’da Kurmay Albaydım. Tabi süreç uzun bir süreçti o esnada İstanbul’da Harp Akademileri Komutanlığı var orada Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürüydüm. Yani asker ve sivil öğrenciler vardı onlara yüksek lisans ve doktora yaptırıyordum. Derken bu işler başladı. Kolorduları almaya başladılar. Bizim kolorduya da sıra geldi. İfadelerimizi verdik. Benim bu işlerle ilgim olmadığını söyledim. Ama o gün tutuklamadılar. Daha sonra sanıyorum Temmuz ayı içerisiydi 102 kişiye tutuklama çıkardılar içlerinde ben de vardım. Daha sonra tutuklamayı Genelkurmay’ın devreye girmesi neticesinde kaldırdılar. Derken 16 Aralık’ta duruşmalar başladı. 11 Şubat 2011’de de iddianamenin okunması bitti ve bizi tutukladılar. 3 buçuk yıl hapishane kaldıktan sonra çıktık. Yani canımızı zor kurtardık. Ama bu arada 16 yıl hapis verdiler onayladılar. Yani şu an burada olduğuma şükrediyorum. 3 buçuk yıl şu duvarı izliyorsun ve derinlik hissi kapanıyor. Sürekli sadece o havalandırma denilen yerde gökyüzünü görüyorsunuz. Ve derinlik hissiniz kayboluyor.  Yani ya duvarı göreceksiniz ya da gökyüzünü sonsuzluğu göreceksiniz. Onun için bana şuradaki apartmanı görmek çok cazip geliyor. Bunlardan duyduğum hazzı ifade edemem. Bunlar hep özlemlerimiz içerisinde oldu.

SORU: SUÇSUZDUNUZ VE MEDYA DAHİL HER ANLAMDA YARGILANIYORDUNUZ. BU ÇARESİZLİK HİSSİNİ ANLATIR MISINIZ?

KÜÇÜKŞAHİN: Evet, 3 buçuk yıl deseler belki sayılı gün derdik çabuk geçerdi. Ama 16 yıl diyorlar. Niye, niyesi yok. Birilerinin keyfi öyle istedi. Bir de çevre zehirlendi, benim en yakınlarım bile ‘bir şey olmasaydı almazlardı’ dedi.  Biraz önce söyledim korkunç bir propaganda yapıldı. Bunların başında Nazlı Ilıcak geliyor, bilmem ne Petek diye milletvekiliymiş şu an o geliyor. Nagihan Alçı geliyor gibi bir sürü abuk sabuk insan. Doğruları söylesinler öpüp başımıza koyalım. Ben kendimi biliyorum bir de işin başından beri içerisindeyim. İşte bu süreç 15 Temmuz’a getirdi bizi.

SORU:  İNSANLARA KENDİNİZİ NASIL ANLATMAYA ÇALIŞTINIZ O SÜREÇTE?

KÜÇÜKŞAHİN:  Ben şöyle şu örnekleri vereyim. Ben ağustos 2011’de bir kitap yazdım. “Türk Silahlı Kuvvetlerine Karşı 12 Komplo” diye. Bu kitabı Kurmay Albay ve doktor olarak yazdım. Doktoram da var. Bu kitabı oluştururken de bütün arkadaşlar orda, yani birisini tutuyorsunuz, öbür gün yine bakıyorsunuz, her davadan birer ikişer beşer kişi var yani. Bunu o esnada yazdım ve bu işlerin komplo olduğunu söyledim. Ben tarihe not düşmek adına günlük tuttum. Şuan 6 tane defterim var. Örneğin daha hapse girmeden 30 ağustos 2010’da şunu yazmışım “Balyoz iğrenç bir kurguyla yazılmış. Elime aldığımda hem iğreniyorum, hem de hangi saçmalıkları yazmışlar diye heyecanlanıyorum. Okudukça kinim, nefretim ve tiksintim artıyor. Bunu tezgahlayan çetenin içinde yer alanların dinsiz, imansız ve Türkiye düşmanı oldukları yönündeki kanaatim her sayfada daha da kuvvetleniyor.” Yine bir başka yazımı 24 Eylül 2010’da yazdım; “Bunu (O iddianameyi) yazanlar ahlaksız, dinsiz, vicdansız, şerefsiz velhasıl dünyada yaşaması caiz olmayan yaratıklar. Bunu hangi amaç uğuruna yaptılarsa, bunların amaçlarından, tuttukları yoldan ve bu yolun yolcularından vatana, millete zerre kadar hayır gelmez. Bunlar bu toplum içerisinde yaşadığı sürece bu toplumun burnu pislikten çıkmaz. Bu davaya alet olmuş, bu yolun yolcusu niteliğindeki yargı mensupları da ya ilgili siyasiler tarafından madalya ile ödüllendirilirler ya da adalet tarafından ömür boyu hapse mahkum edilirler. Onlar için üçüncü bir yol görünmüyor. Ancak adaletin eninde sonunda gerçekleşeceğine inanmak istiyorum. Bugün kapalı görüş günüydü. Abim ve Doğukan (Oğlum) geldiler. Biraz sohbet ettik. Doğukan’a arkadaşları arasında “Demek ki haklılık tarafı var ki hepsini aldılar” diye düşünenler olursa mahkemelerin Cumhuriyet Mahkemeleri olmadığını, Cemaat Mahkemeleri olduğunu söylemelerini söyledim. Sabahleyin sohbet ettiğim bir arkadaş, “tutuklanacaklar arasında ismim okunmayınca panikledim. Ben bunu arkadaşlarıma nasıl izah ederim diye düşünürken ismimin yakalanacaklar listesinde okunduğunu duyunca rahatladım” diye ifade etti. ”

SORU: KUMPASLA TUTUKLAMALARI NEYE GÖRE VE NASIL YAPTILAR?

KÜÇÜKŞAHİN: Tutuklananlar sıradan veya tesadüf değildi. Şu anda o mahkemelerin bütün üyeleri hapishanede. Benim çizgim belli. Enstitü Müdürüyken oraya gelen öğrencilere Atatürkçü düşünce sistemi içerisinde olmaları gerektiğini söylerdim. Ki Atatürkçü düşünceyi de 2 şekilde ifade ediyorum; bir, bilimi esas alacaklar, iki Türkiye merkezli düşünecekler. 2 şey söyledim başka bir şey söylemiyorum. Atatürkçülüğü de böyle özetliyorum.

Birde biliyorsunuz o yıllarda hükümetin Kürt Açılımı vardı. Dolayısıyla Güneydoğu’da görev yapmış olanları da toplamış olabilirler bilmiyorum. Ben 1995 – 1997 yılları arasında Şırnak’ta görev yaptım. O olabilir.

Bir de, ben bu Fetullah denen adamı hiç sevmedim. Bir tane adam vardı, gazete sahibi. Gazetesini akademide sattırtmadım. Onunla ilgili görüşmeye gelmişti. Böyle görüşme bitti tam giderken Fettulah Hoca Efendi falan demeye başladı. Tepem attı birden. Dedim ki kim bu adam. Bebek katilinden farkı yok. Bu ülkeye zarar veriyor bu adam. Muhtemeldir ki bu sözüm gidip yerini bulmuştur. Yine Kıbrıs’da tabur komutanıyken yine bu cemaat ekibinden birisini attırmıştım. Bu 4 sebepten birisi olabilir diye düşünüyorum.

“ONLAR 15 TEMMUZ’A GİDEN YOLUN TAŞLARINI DÖŞEYENLER…”

SORU: GÜNÜMÜZE DÖNERSEK, ŞU AN YAŞANAN SÜRECİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

KÜÇÜKŞAHİN: Ben 2002 –2004 yılları arasında 5. Kolordu İstihbarat Şube Müdürüydüm. Biz o esnada Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış olan Fettullahçıları, Kurdoğlu diye bir nurcu grup daha var onları tespit edip, atıyorduk. Atıyorduk derken, hemen kulağından tutup atmıyorsunuz. En erken bir yıl sonra atıyorsunuz. İkaz ediyorsunuz. Şurada toplantıya gitmişsin diyorsunuz, belgesini koyuyorsunuz, kardeşim kendine çeki düzen ver deyip imzalattırıyorsunuz.  Bu şekilde bir süreçtir.

Derken 2002’de iktidar değiştikten sonra bu atılacaklara şerh koymaya başladı. Yani atılmasın, ben sizin görüşünüzde değilim gibi. Bu süreç böyle bir iki sene devam etti. Türk Silahlı Kuvvetleri direndi. Onlar direnirken komuta kademesi değişti. Necdet Özel’den itibaren de bunlar iyice ayağa kalktı. Bakın, 1990 ile 2000 yılları arasında bin 4 yüz 27 kişi YAŞ kararıyla silahlı kuvvetlerden atılmış. 2002 ile 2014 yılları arasında yani 14 yılda ise 240 kişi atılmış ki bunlar da Fettulahçı oldukları için değil. Ahlaksızlık gibi vesaire gerekçeyle. Sonuçta o tasfiye edilmeyen bin 200 kişi neredeydi? İçerdeydi. Onlarda işte 15 Temmuz ‘a giden yolda taşları döşeyenler.

SORU: SÖZ ETTİĞİNİZ LİSTELERDE 15 TEMMUZ DARBECİLERİNİN İSİMLERİ VAR MIYDI?

KÜÇÜKŞAHİN: Elbette.  Hava Kuvvetleri Savcısı olan Ahmet Zeki Üçok Albay vardı. O Fettulahçıların listesini çıkartıyor. 750 kişilik liste yapıyor. Kayseri’de Fettullahın kuyruğunu yakalıyor ve bunu orda başlatıyor. Çürük çetesi denen olay budur yani. Diyor ki; 750 kişilik Fettullahçı vardı. Ben bunları Genelkurmaya verdim.  Bakanlığa verdim, Cumhurbaşkanlığına gönderdim. Ona gönderdim, buna gönderdim. Askeri savcıya verdim, sivil savcıya verdim. Hepsini söylüyor. Televizyon programında geçen gün soruyorlar peki o listeden darbeye katılan kaç kişi vardı diye, “ful çıktı” diyor.

SORU: YENİ TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİN YAPISI NASIL OLMALIDIR SİZCE?

KÜÇÜKŞAHİN:  Özellikle silahlı kuvvetlerin hata yapmaması gerekiyor. Yani silahlı kuvvetler sisteminin bozulmaması gerekiyor. Hata yapılmaması lazım. Bu kendini revize etmeme anlamına gelmez. Kendisini revize edebilir. Çağa ayak uydurma açısından 1930 zihniyetiyle değil de 2016 zihniyeti arasındaki değişimi mutlaka yaşaması lazım. Ama yani Osmanlı ordusu bilirsiniz Bektaşi eğilimindedir. Türk silahlı kuvvetleri de Atatürkçü olmak zorunda. Kötü bir şey değil çünkü. İnsanlar İslamiyeti abdeste, namaza indirgedi. 6 bin 6 yüz küsur ayeti abdeste, namaza indirgediler. Dürüstlük, düşünme, okuma bunları bir tarafa koydular. Kısaca mutlaka Türk Silahlı Kuvvetlerinin Atatürk ideolojisi içerisinde olması gerekiyor. Çünkü bu ideoloji vatanı sevmek anlamına geliyor, bilim anlamına geliyor. Bu ideoloji Türkiye’yi merkez kabul etmek, emperyalizme karşı gelmek anlamına geliyor. Bu kadar basit, bu kadar net.

SORU: TSK İLE İLGİLİ ALINAN YENİ KARARLARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

KÜÇÜKŞAHİN: Ben Yunanistan’da 3 yıl Askeri Ataşelik yaptım. Yunan Silahlı Kuvvetlerini orda izledim. 1999 – 2000 yılları arasında orda siyasiler silahlı kuvvetler içerisine çok sızmıştır. Bakıyorsunuz Savunma Bakanlığının hemşerisi diyorlar. Eğer konu böyle bir kalkışmanın vermiş olduğu eziklik ise ki 15 Temmuzdaki kalkışma buna gerekçe olarak gösteriliyorsa söylenecek çok söz var. Peki, 2006 yılları içerisindeki süreçte şerh koyma neyin nesi? Çünkü sistemi siz orada perişan ettiniz. 80 – 90 yıllık bozulmamış bir gelenek bakıyorsunuz ki son 10 yılda hallaç pamuğu gibi. Terörist yetiştirmeye başlıyor. Revize edilmesi gerekiyorsa edilir. Ama ben siyasilerin bu işe karışmalarını doğru bulmuyorum. Orgeneralliğe terfide etkili olabilirler belki. Çünkü onlar, özellikle Genelkurmay Başkanının birazda siyasi yönü var diye düşünüyorum.

SORU: PEKİ, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN TARİH İÇİNDE DE BAKTIĞIMIZDA NE DERSİNİZ?

KÜÇÜKŞAHİN:  Yanlışı var mıdır silahlı kuvvetlerin bence var ama bu siyasilerle düzeltilecek bir yanlış değil. Bunun sonuçlarını biz bu sene alamayız, seneye de alamayız, 10 sene sonra alırız. Bu Balyoz ve Ergenekon nasıl 10 sene sonra sonucunu verdiyse bugün ki YAŞ’a müdahale etmenin sonuçlarını da 10 yıl sonra göreceğiz.

SORU: AKLANMA VE BERAAT SÜRECİNİZ NASIL GERÇEKLEŞTİ?

KÜÇÜKŞAHİN:   Şöyle, biz Anayasa Mahkemesine başvurmuştuk. Anayasa Mahkemesi 19 Haziran 2014 tarihinde hak ihlali kararıyla oy birliğiyle bizi çıkardı. Yeniden bir mahkemede yargılandık. Ve o yargılanmada da suçumuz olmadığı sabitlendi. Bu arada tazminat davası açtık. O dava da devam ediyor.  Bizim çıkış sürecimiz böyle. 15 Temmuz’dan sonra yani devlet benden 6 yıl sonra bu işi fark etmeye başladı. Yani Fettullahçıların kötü olduğunu fark etmeye başladı. Sanıyorum 3 bine yakın yargı mensubu görevinden alındı. Bu işi bunlar yapmışlardı. Bizi yargılayan Hakim ve Savcıların tamamı bugün hapishanede. Bu neyi gösteriyor? Fetullahçı Mahkemelerinde yargılandık 16 yıl hapis cezası aldık. Cumhuriyet mahkemelerinde yargılandık aklandık. 15 Temmuz’dan sonra o mahkemeler lav edilince biz ikinci kez aklandık.

SORU: TEKRAR ÇALIŞMALARINZDA BAŞARILAR DİLİYOR SON OLARAK EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI DİYE SORUYORUM?

KÜÇÜKŞAHİN: Teşekkür ediyorum. Ben ülkemizin iyi yönetilmesini istiyorum. İşin ehline verilmesini istiyorum. Ehil dediğimiz kişi eğitimle geliyor. İlkokul mezunu çöpçü oluyor. Lise mezunu güvenlik görevlisi, şoför oluyor. Üniversite mezunu ancak sistem içinde yer bulabiliyor bu mekanizmada. Artık yüksek lisans ve doktora gerekiyor. Dolayısıyla eğitim sistemi ve liyakat sistemini bozarsanız ülkeyi perişan edersiniz.  Mutlaka okumuş ehil olmuş insanlara devlet mekanizması teslim edilmelidir. Halka her zaman mutlaka doğrular söylenmelidir. Halk kendi tercihini kendisi yapmalıdır diyorum.

 

Kaynak: () - Haber Merkezi Editör:
Etiketler: Gazetemizin, haftaki, röportaj, konuğu, görevine, yeni, başlayan, CHP, Yeşilyurt
Yorumlar
Haber Yazılımı