Haber Detayı
21 Şubat 2017 - Salı 10:47
 
"Evet'in Argümanı Yok"
CHP Malatya Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Gazetemiz Malatya Söz’e gerçekleştirdiği ziyarette gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Siyaset Haberi

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba gazetemiz yönetim kurulu üyesi M. Duran Özkan tarafından karşılandı. Ağbaba, ilk konuşmayı yaparak, “Yerel basını önemsiyoruz bu nedenle elimizden geldiği kadar basını ziyaret etmeye çalışıyoruz. Bu gün de Malatya Söz Gazetesi’ndeyiz. Umarız basının gücü artarak devam eder. Basına biliyorsunuz dördüncü kuvvet, demokrasinin vazgeçilmez ayağı diyoruz. Özellikle 15 Temmuz’da basının sadece ‘yandaş ve candaş’ olmaması gerektiğini, havuz medyasının işe yaramadığını, her şeye rağmen, az da olsa özgür basının önemli olduğunu hep birlikte gördük. 15 Temmuz Darbesi gecesi özgür basının gücünü gördük” ifadelerini kullandı.

Malatya Söz Gazetesi yönetim kurulu üyesi M. Duran Özkan ise, “Basının böyle çok tartışıldığı bir dönemde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısının bizleri ziyaret etmesi bizleri onurlandırmıştır. Sayın Vekili takip ediyoruz, gerek basın gerekse de özgürlükler konusundaki duyarlılığını biliyoruz. Bu konuda da kendilerine teşekkür ediyoruz” dedi.

“O GÜNLERDEN BU GÜNLERE GELDİK”

Türkiye’deki basın özgürlüğüne ilişkin kısa bir konuşma yapan Ağbaba, “Kendi dışındaki seslere tahammül edemeyen, iktidarların, yöneticilerin ilk yaptığı şey her zaman basını sansürlemek olmuştur. Buna maalesef Türkiye’de çok alıştık. Eski dönemlere baktığınız zaman Özal’ın, Demirel’in dönemine baktığınız zaman, o zamanki uygulamalar şimdi yok. Demirel’in Başbakanlık koridorunda Başbakan ile ilgili eleştirel karikatür çizimlerinin olduğu görülüyor. Özal yine, kendisi ile ilgili eleştirel hatta dalga geçen karikatürleri gelen ziyaretçilerine gösteriyor ama o günlerden bugünlere geldik” diye konuştu.

“ÜZÜCÜ TABLO”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malatya mitinginden de söz eden Veli Ağbaba, “Beni Cumhurbaşkanı’nın buradaki mitingindeki üzücü manzaraya dikkat çekmek istiyorum. Malatya’dan Başbakanlık seçimlerinde yüzde 67, Cumhurbaşkanlığında seçiminde ise yüzde 70’ler oy alındı. Ama mitingde gördük ki sokaklara uçaksavarlar konulmuştu çok üzücü bir tablo bu. Kimse geçemiyor hiçbir yere. Bir ülkenin Cumhurbaşkanının ülke içinde bu kadar korkarak gezmesi, korkunç bir şey. Biz ne yapacağız o zaman? Cumhurbaşkanının bir koruma ordusu ile gezmesi anormal bir şey. Biz bunu meclisten de biliyoruz, mecliste yaklaşık yüz arabalık bir konvoyla geliyor Cumhurbaşkanı, 2 bin 3 bin kişilik polis ordusu ile geziyor. Başbakan da aynı şekilde.  Hatta geçtiğimiz günlerde Turizmcilerle yapılan bir toplantı sonrası Başbakan ‘Türkiye güvenli merak etmeyin’ derken bir polisin elinde zırh var ve başbakanı koruyor. Tabi bu kötü bir şey. Özellikle bir başka ülkede bisikleti ile işe giden bir Cumhurbaşkanı varken binlerce koruma ile bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın dolaşması çok kötü bir şey.

“EVET’İN ARGÜMANI YOK”

Gündemin sıcak başlığı referandum çalışmaları ile ilgili ise Ağbaba şöyle konuştu: “Biliyorsunuz AKP sözcüleri veya AKP’yi destekleyenler ‘Evet’ üzerinden bir kampanya yürütmüyorlar. Yani ‘Evet’ verirseniz şunlar şunlar olacak denmiyor. Ama ‘hayır’ın argümanları çok kuvvetli, ‘Evet’in ise argümanı yok.  Biz evet çıkarsa, bu anayasa değişikliği referandumdan geçerse, meclis yok ediliyor diyoruz, gazi meclis yok ediliyor. Gazi Meclis 12 Eylül’de generaller tarafından kapatılmaya çalışılmış, başarılmamış, 15 Temmuz akşamı bomba ile kapatılmaya çalışılmış kapatılamamış ama bu referandum ile geçerse, oy ile kapatılabilir bu Gazi Meclis. Meclisin bütçe yapma yetkisi elinden alınıyor. Meclis artık bütçe yapamayacak, meclisin en önemli hakkı ‘yürütme’ hakkı elinden alınıyor bakanlar kurulu artık meclisten seçilemiyor. Meclisin ruhu olan ‘kanun yapma yetkisi’ Cumhurbaşkanlığına devrediliyor. Bu kabul edilemez bir şey buna hayır diyoruz.”

“KILIÇDAROĞLU BAŞKAN OLSA KENDİNİZİ GÜVENDE HİSSEDER MİSİNİZ?”

 

“Yine partili Cumhurbaşkanlığına ‘hayır’ diyoruz” diyen Ağbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Cumhurbaşkanlığı Türkiye Cumhuriyetinin birliğini ve bekasını temsil eder. Ama partili Cumhurbaşkanlığı Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü yok eder. Bakın örnek veriyorum: Cumhurbaşkanı geliyor Malatya’ya önce gidiyor kendi il başkanını, ilçe başkanını atıyor, kendi belediye başkanını, kendi belediye meclis üyesini atıyor, sonra da dönüyor Valiyi, Başsavcıyı, Emniyet Müdürünü, Yargıyı atıyor. Peki, şimdi devletin birliğini kim sürdürüyor? Dolayısı ile partili Cumhurbaşkanı devletin birliğini beraberliğini bozar. Biz bu ‘Evet’ ‘Hayır’ tartışmasını isimler üzerinden götürmüyoruz. Bakın, AKP’li arkadaşlara da söylüyorum, biz bu kampanyayı Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yapmayacağız, Kemal Kılıçdaroğlu başkan olsa ne yapacaksınız diye soruyorum veya Ahmet Necdet Sezer Başkan olsa siz kendinizi güvende hisseder misiniz? Diye soruyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başkan, olduğunu düşünün, CHP İl Başkanını atıyor, Başsavcıyı atıyor, İlçe Başkanını atıyor, Emniyet Müdürünü atıyor ve yargıyı atıyor. Şimdi burada AKP’li arkadaşımız kendini güvende hisseder mi? Hmez. Dolayısı ile isimler üzerinden tartışmıyoruz biz Kılıçdaroğlu da olsa Başkanlığa karşıyız diyoruz.”

“YARGI BAĞIMSIZ OLMUYOR”

Referandum argümanlarını anlatmaya devam eden CHP Malatya Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “Birde güçler ayrılığı ilkesi var. Bütün yasama, yürütme, yargı bir elde toplanıyor. Bu demokrasiyi yok eder. Yargının, yürütmenin ve yasamanın bir elde toplanmasının dünya demokrasilerinde örneği yok. Tek adamlıkta örnekleri var ama demokrasilerde örneği yok. Aslında önümüzde çok çarpıcı bir örnek var güçler ayrılığının önemine ilişkin o da şudur: Geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz AKP’nin çok ses etmediği meydan okuyamadığı bir karar alındı, Trump 7 Müslüman ülke insanlarının Amerika’ya girmesini yasakladı. Bir tane yargıç çıktı dedi ki “kardeşim sen bunu yapamazsın. Bu Amerika hukukuna Amerika değerlerine aykırı” ve o kararı iptal etti o yargıç. İşte güçler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı bu. Peki Trump’ın atadığı bir yargıç bunu yapabilir miydi? Yapamazdı. Dolayısı ile AKP’nin getirdiği yasada Cumhurbaşkanı 15 yargı üyesinin 12’sini başkan doğrudan atıyor. Yüksek yargının tamamını kendisi atıyor dolayısı ile yargı bağımsız olmuyor. Bir de karşımızda sorumsuz, hiçbir şekilde yargılanamayan bir başkan modeli var. Dünyada bunun örnekleri var; bir yetkinin bir elde toplanmasına karşıyız. Sosyal medyada dolaşan bir örnek vereceğim: Apartman yöneticisi seçiyorsunuz, apartman yöneticisinin görevi ne, elektrik, su, çevre düzeni vesaire. Seçtiğiniz apartman yöneticisine tapunuzu, evinizin ruhsatını verir misiniz diyoruz? Vermeyiz diyorlar. Bu şekilde ama ülkedeki her şeyi veriyoruz. Saddam yüzde 97 ile seçildi, Kaddafi seçimle geldi yine Esat seçimle geldi, Hüsnü Mübarek yüzde 90’larda bir oyla seçildi. Bunların hepsi seçimle geldi. Kimse düşünür müydü Saddam, Esat’ın böyle yapacağını. Türkiye’nin de düşeceği durum bu. Türkiye bir bölünme tehlikesi altında bir beka sorunu yaşıyor. Artık halk buna karar verecek” dedi.

“BU YAPIYI KORUMAMIZ LAZIM”

“Yüzyıllardır bizi biz yapan tüm bu Müslüman coğrafyasından farklı kılan, yıldız haline getiren, parlamenter sistemimizdir, Cumhuriyetimizdir, demokrasimizdir, laikliğimizdir” diyen Ağbaba, ayrıca, “Bu yapıyı korumamız lazım.  Biz bu yapının da korunacağına inanıyoruz. Yanı başımızda başkanlıkla yönetilen ülkelere bir bakın öyle karar verin. Başkanlık hiçbir ülkeye huzur getirmemiştir” şeklinde ifade etti.

“TÜRKİYE 2 YILDIR BAŞKANLIKLA YÖNETİLİYOR, NE DEĞİŞTİ?”

Ağbaba, Türkiye’nin 2 yıldır fiili bir başkanlıkla yönetildiğini de savunarak, “Evet’te savunulacak bir şey yok. Evet denilince nedir ‘Türkiye refaha erecek, ekonomi uçacak’ diyorlar böyle bir şey yok. Ne dediler, ‘Evet’ verirseniz terör biter diyorlar, insanları tehdit ediyorlar. Yani elinizde olmayan hangi yetki var? Türkiye zaten 2 yıldan beri fiilen Başkanlıkla yönetiliyor. Rektörü başkan atıyor, bakanları başkan atıyor, yüzde 49 oyla seçilmiş bir başbakanı bile görevden alıyor ki bir darbedir bu, yerine yeni bir Başbakan atıyor. Fiili olarak başkanlıkla yönetiliyor Türkiye, peki ne oldu, ne değişti? Terör mü azaldı, ekonomi mi düzeldi, işsizlik mi azaldı bunu sormak lazım” diye konuştu.

 “İŞBİRLİĞİ YAPAN BİRİLERİ VARSA AYNAYA BAKSINLAR”

AK Parti’nin ‘Hayır’ diyenlere baskı uyguladığını öne süren Ağbaba, “Gelelim bizim terör örgütleri ile aynı safta olduğumuz imalarına. Ne diyorlar ‘Hayır’ dersen FETÖ, PKK, DHKP-C gibi örgütleri ile birlik olma algısı yaratıyorlar. Peki, 2012 yılında bu FETÖ yapısı ile beraber ‘Evet’ dediniz siz o zaman Omuydunuz? Şimdi HDP ile AKP, MHP veya CHP’nin bazı söylemleri tutuyor diye doğru olanı söylemeyecek miyiz? Hepimiz Allah birdir diyorsak, onlar da öyle inanıyor diye biz inanmayacak mıyız Allah’ın birliğine? Bir başka konu, FETÖ varsa, bu FETÖ’yü devlete yerleştiren bunlar. FETÖ’yü bakan yapan, milletvekili yapan, emniyet müdürü, vali, kaymakam yapan kim AKP. Biz değiliz. Gelelim PKK’ya. Habur’da çadır mahkemeleri kurup, TSK’ya kurşun sıkan, PKK’lı militanları davul zurnalarla karşılayan ben değildim. Yine Öcalan’ın mesajını Nevruz’da canlı okutturmadım ben. Hatta başka bir şey söyleyeyim: Kandil’de Murat Karayılan’ın basın toplantısını Anadolu Ajansı TRT canlı verdi. İşbirliği yapan birileri varsa aynaya baksın. Türkiye’de terör varsa bunların sorumlusu kendileridir. Bakın burada Emeksiz Caddesinde su borusu patlasa, herkesin haberi olur, aynen böyle merkezlerde caddenin ortasına bomba döşeniyor güvenlik güçlerinin haberi yok. Haberi mi yok, yoksa talimat mı verildi görmeyin, duymayın, vurmayın. Kim dedi bizzat Başbakan dedi.

Biz her zaman demokrasiyi, hukuku savunduk. Bizim rehberimiz bir kişi. 2010’da da, 12 Eylül’de de bizim rehberimiz bir tek kişidir o da Mustafa Kemal Atatürk. Onların rehberi bir zaman Fethullah idi. 2012 Kasım’da Öcalan’dı. ‘Öcalan bu ülkede barışı inşa ediyor’ diyen onlar değil miydi?

2010 yılının Eylül ayında darbenin eşiğidir. O gün meclise bomba atan uçaklara bomba yüklendi, 12 Eylül 2010’da Boğaz Köprüsünde sivil insanlara ateş açanların silahlarına mermi o gün sürüldü. Tanklara o gün mazot konuldu. Biz o gün dedik ‘Hayır’ deyin. Eğer ‘Evet’ çıkar ise, yargı bir grubun eline teslim edilir diye biz o gün dedik. Ne oldu, yargıyı teslim aldı FETÖ, özel yetkili mahkemelerin tamamını değiştirip kendi hakim savcılarını atadılar, o hakim savcılar ne yaptılar TSK’daki yurtsever Atatürkçü, vatanına milletine bağlı insanları aldı götürdü Balyoz, Ergenekon diye cezaevlerine attı” dedi.

“PARTİ MESELESİ DEĞİL, MEMLEKET MESELESİ”

Son olarak, ‘Hayır’ söylemini bir parti meselesi değil, bir memleket meselesi olarak gördüklerini belirten Ağbaba, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu kampanyayı biz bir parti meselesi değil bir memleket meselesi olarak görüyoruz. Burada biz bir parti seçim kampanyası olarak görmüyoruz bunu. Biz seçim ve parti kampanyası yapmayacağız o yüzden. Kampanyamızın bayrağı Türk Bayrağı olacak, herkesi kucaklayan söylemlerimiz olacak, bu kampanyayı herkes yapıyor, herkesin ‘Hayır’ı kendi diyerek hiçbir siyasi parti ile de çalışma yapmayacağız. Herkese ‘Hayır’ın ne demek olduğunu anlatacağız, bunun bir sağ sol sorunu olmadığını bunun Türkiye’nin geleceği ve bekasını ilgilendiren bir durum olduğunu söyleyeceğiz elimizdeki kısıtlı imkanlarla.” 

Kaynak: Editör: Melek Seda Tunç
Etiketler: "Evet'in, Argümanı, Yok",
Yorumlar
Haber Yazılımı