Haber Detayı
02 Nisan 2017 - Pazar 19:07
 
"Frensiz Kamyon Sistemi"
‘Anayasayı tartışıyoruz’ adlı panel için Malatya’ya gelen TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, panel öncesi bir basın toplantısı düzenledi. Feyzioğlu 16 Nisan’da referandumu ile ilgili, “Önümüze konan başkanlık sistemi değildir, bu meclisin ve yargının doğrudan doğruya başkana bağlandığı son derece antidemokratik, frensiz kamyon sistemidir” dedi.
Siyaset Haberi

Eğitim-İş ve Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından düzenlenen ‘Anayasayı tartışıyoruz’ konferansına katılmak için Malatya’ya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu, basın toplantısı düzenledi.

Gazetecilere 1 Nisan şakası yapan TBB Başkanı Feyzioğlu, “Toplantıların kalanını maalesef iptal etmek zorundayız” dedi ardından basın açıklamasını sürdürdü.  “Rahmetli Özal’ı gelip, Malatya’da anmamak olmaz” diyen Feyzioğlu, “ Özal farklı bir siyasi kimlikti. Haksız yere olduğunu düşünüyorum, çok hırpalanmıştı. Onun dediklerini belki biraz daha sükûnetle dinlemiş, anlamış olsaydık ve kendisine etrafındakiler daha doğru bilgilendirmeler yapmış olsalardı, Türkiye’ye çok daha faydalar sağlayabilirdi. Hukuk’u rahmetli Özal bir engel olarak görmeyip, hukuk kuralları çerçevesinde de bu hizmetlerin tamamının daha kalıcı olarak yapılabileceğini daha berrak olarak görmüş olsaydı, biz çok daha başka noktalarda olurduk. Ama Özal’ın hizmetleri unutulmaz. Rahmetli Özal’ın cumhurbaşkanı olduktan sonraki tutumu da her ne kadar çok yeni bir uygulama olsa da yani bir siyasi partinin genel başkanlığından cumhurbaşkanlığına geçişin; ihtilaller sonrası Türkiye’de ilk örneği de olsa güzel anekdotlarla doludur. Özal, toplumla birlikte siyasi partinden ayrılmış, tarafsız cumhurbaşkanı nasıl olunuru deneme yanılmayla bulmuştur. O dönemin uygulamalarından dersler alınması gerekir. Rahmetli Demirel’le de tarafsız bir siyasi parti genel başkanlığından gelip, cumhurbaşkanının nasıl tarafsız olunabileceği artık zirveye çıkmıştır. Körfez Harekatında Anavatan partisinin içinden gelen bir cumhurbaşkanı olmasına rağmen Türkiye, Körfez Harekatına ordularıyla dalıp, bir büyük felaketin eşiğinden parlamenter demokrasi sayesinde kurtulmuştur. Eski partisinin başbakanı ile sayın cumhurbaşkanı, meclis konuşa konuşa, görüşe görüşe ortak akıl oluşturmuşlardır. Parlamenter hükümet sistemi ortak aklın oluşabilmesini sağlayabilen bir yapıdır. Kontrolsüz tek kişi söz konusu olduğunda ortak akıllar oluşmaz” şeklinde konuştu.

“BİR EYALET KAYGISI YAŞIYORUZ”

Rahmetli İnönü’yü de anmak lazım diyen Feyzioğlu, “ Onun üzerinden büyük haksızlıklar yapıldığını düşünüyorum. Malatya, 2 Cumhurbaşkanı çıkarmış bir kent, bu her kente nasip olmaz. Rahmetli İnönü tek parti döneminin, rahmetli Özal ise çok partili demokratik bir hayatın cumhurbaşkanı olarak partili genel başkanlığından tarafsız cumhurbaşkanlığına adaptasyon süreci geçirip, bize örnek olmuş bir cumhurbaşkanıdır. Rahmetli İnönü’nün de bütün haksızlıklara rağmen kendi isteğiyle, kendi girişimiyle Türkiye’yi çok partili siyasi hayata geçirdiğini unutmamak lazım ve girdiği seçimi kaybettiğinde etrafındakiler üzülürken, ‘siz biliyor musunuz bu aslında benim en büyük zaferimdir’ demiştir. Bir hırs var. Bir eyalet kaygısı yaşıyoruz. Bürokrasinin azalacağı söyleniyor. Görülmemiş bir bürokrasi, vatandaşı boğacak, mahvedecek, kafasını duvarlara vurduracak bir bürokrasinin geldiğini görüyoruz. Her ilçede kralcıkların yaratılmak üzere olduğunu görüyoruz. Hızlı karar almaktan söz ediliyor, surat felakettir diyoruz. Türkiye’nin bekasını ilgilendiren konularda üst, ortak akıl oluşturmadan çok hızlı karar alınacak, kim bilir nereye toslarız. Ama vatandaşın günlük sorununun çözümünde bürokrasinin içinde geçiniz hızlı kararı, karar alacak merci bulamayacaksınız” ifadelerini kullandı.

 “YARGILANMA HAKKINDA SIKINTI VAR”

Feyzioğlu, genel olarak adil yargılanma hakkının baskılanmasının olduğunu aktararak, “ Avukatların kişiliklerine, kimliklerine yönelik baskının da ötesinde, yargılanma hakkında çok sıkıntı var. Biz onun için Sayın Cumhurbaşkanını 15 Temmuz sonrası barolarla hep birlikte ziyaret ettiğimizde, cumhurbaşkanlığı makamında kendisinin yüzüne karşı dile getirdik. O dönemde, ‘gerek bölücü terör örgütü olsun, gerek F tipi suç örgütü olsun, gerek diğer suç örgütleri olsun adil yargılama ilkelerinden saparak yapılan yargılamalarda peşin hükümlülük algısı yaratılır ve bu tüm dünyada, Türkiye’de zaman içerisinde bu örgütleri temize çeker ve devletin meşruiyetini sorgulatmaya başlar’ dedik. Biz bunu daha önce çok yaşadık. O yüzden bir terör örgütü suçlusuna verilebilecek en büyük ceza, en haklı ceza ancak adil yargılama yoluyla olur. Adil yargılama olmazsa inanınız orta vadede bunlar kahramanlaşır. 15 Temmuz’da başımıza bombalar yağdırmış katillerin ve onların bağlantılı olduğu kişileri adil yargılayacaksınız ki hakikaten o suça iştirak etmiş mi etmemiş mi? Yargılamanın doğurduğu mağduriyetleri ortadan kaldırmazsak gerçek suçlular, yargılamanın yarattığı mağduriyetin arkasında gölgelenir ve ortaya çıkmaz. Ortada korkunç bir 15 Temmuz girişimi var ama Türkiye bu bilinen adil yargılama kurallarını ihlal ederek, dosyaların tamamını sakatlıyor. 15 Temmuz sonrası gittiğimiz cumhurbaşkanlığı makamında anlattık. Bunu tweet atsaydık kahraman olurduk, yüzüne karşı söylediğimiz için bazı kesimler ‘niye gitti de söyledi’ diye anlamadı. Cumhurbaşkanına bunu sosyal medyadan mı duyursaydık? Tweet atsaydık alkışlayacaklardı, o gün yerden yere vurdular ama bugün ne kadar doğru söylediğimiz anlaşılıyor” diye konuştu.

 “KAMPANYA YÜRÜTMÜYORUZ”

Biz anayasayı anlatıyoruz, kampanya yürütmüyoruz diyen Feyzioğlu, “Valilerden kaymakamlara kadar pek çok ilde iktidar partisi temsilcileri gibi davranmaya başlamaları, salonların iptal edilmesi bir baskıdır. Bu, anayasayı anlatmak isteyenlere de baskıdır. Biz anayasayı anlatıyoruz, kampanya yürütmüyoruz. Kanunun gereğini anlatıyoruz. Bu kanun bize çıkacak olan, çıkarılması gereken ya da çıkarılmış kanunin düzenlemelerin düzgün olması gerektiğini, içerisindeki sıkıntıların giderilmesi gerektiğini söylüyor. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz. Bazıları haklı olarak hayır propagandası yapıyor, bazıları evet propagandası yapıyor. Niçin bu anayasaya ‘evet’ verilmesi gerektiğini, üstelik gerekçe bildirmeden söyleyenlere her türlü imkan sağlanıyor ama anayasayı anlatmaya gayret edenlerin salonları iptal ediliyor. Bütün bu baskıların devam etmesinden yanayım, hepsi devam etsin. Artarak devam edeceğini biliyorum çünkü hayır oranlarında büyük bir yükselmeyi insanların gözlerinden okuyoruz. Biz öyle sadece salonlarda toplantı yapmıyoruz, her yerdeyiz. Kasabalar, köyler, yol üzerinde durduğumuz çiftlikler önemli olan insanların gözüdür. Ben başka anket bilmem, insanların gözündeki o bakış en sağlıklı ankettir. Hayır oranının önemli ölçüde yüksek olduğunu görüyorum. O siyasi iktidar tarafından da herhalde anketlere döküldüğünde görünüyor ve öfkelendiriyor. Buda tepkiyi arttırıyor. Ben, o tepkinin artmasını bu anayasanın millet tarafından reddedilmesinin hayırlı olacağını düşünen bir kişi olarak diliyorum. Çünkü ne kadar baskı olursa, 16 Nisan sonrasında siyasi iktidarın hayal ettiği düzenin nasıl olduğunun bir örneği yaşanacak. Her baskı bu milletin kararının daha da pekişmesini sağlıyor. Devam etsinler, bütün salonları sırayla iptal etsinler. Her türlü baskıyı uygulasınlar. Biz bu dönemde ne baskıdan, ne tehditten, ne yıldırmadan, ne ölüm tehdidinden, ne hakaretten rahatsız değiliz. Buyursunlar, yapabildikleri her baskıyı fazlasıyla yapsınlar. En gerçek hakikat hepimiz toprak olacağız” ifadelerini kullandı.

 ‘80 MİLYONU ADALET BULUŞTURUR’

Başkan Feyzioğlu, “Mahkemenin yapması gerekeni ya da meclisin yapması gerekeni, ‘ben sandığı koyarım sandıktan çıkan oy beni aklar’ Demokrasi böyle yürümüyor. Kuvvetler ayrılığını çok yukarıdan anlattığınızda anlaması çok zor. Bende basit anlatmaya gayret ediyorum. 80 milyon vatandaş üzerinde devlet gücü kullanmaya yetkili 3,5 milyon kamu görevlisinin her biri hakkında disiplin soruşturması açma yetkisi veriliyor. Bu hangi demokratik sistemde olabilir? İki başlılığı mı ortadan kaldırıyorlardı, 957 kralcık, 81 kral yaratıyorlar. Üstelik başkanın olan bitenden haberi olmaz. Sanki olağan bir şey, sanki ‘Kozyatağı’nda asfaltlama çalışmalarına başlıyoruz inşallah’ der gibi bir muamele gördü. Topbaş, İstanbul’a özerklik istedi. Bugünkü anayasada özerklik diye bir madde yok. İstanbul’a, hiçbir şehre yok. Hemen arkasından birisi de ‘mükemmel olur imzamı atıyorum’ dedi. Biz, Türkiye’de her vatandaşımızın etnik kimliği ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun, inancı ve siyasi duruşu ne olursa olsun kanun önünde eşit muamele görmesi için mücadele ediyoruz. Bizim için ortak payda adalet. Bunun içinde yargının bağımsız, tarafsız, hesap verebilir olmasını istiyoruz. 80 milyonu Türkiye’de buluşturacak olan adalet paydasıdır, başka bir paydada 80 milyon buluşamaz. Çünkü vatandaşlarımız ancak kendilerini hukuki güvenlik içerisinde hissederlerse, devletlerine tam anlamıyla bağlı olurlar ve bu devletin vatandaşı olmaktan da gurur duyarlar” dedi.

 “EYALETİN ALTYAPISINI GETİRİYOR”

“Hastanede sıra beklemiyoruz, ben buna minnettarım” diyen Feyzioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “ Sağlıktaki gelişmelerden çok mutluyum ama sağlık personelinin hastaları para kaynağı olarak görmeye başlamasına zorlayan performans sistemi sebebiyle vatandaşlarımızın artık gerçek anlamda sağlık hizmeti almadığını, iyi binalarda, daha gelişmiş aletlerde ama daha müşteri muamelesi gördüğünü izleyip, üzülüyorum. Bunu düzeltmesini de iktidardan bekliyorum. Boğazın iki kere alttan geçilmesiyle gurur duyuyorum, keşke teknolojisini kendimiz üretebilseydik. Osmangazi Köprüsüyle, boğazın köprüleriyle, hızlı trenimizle gurur duyuyorum, duble yollarla gurur duyuyorum. Hizmetlerle gurur duyuyoruz. Bu teknolojilerin Türkiye’de yapılabilmesini arzu ediyoruz. Ama iş adalete geldiğinde her şeyin düğümlendiği yer orası, her şey adalette düğümleniyor. Siz kanun önünde herkese eşit davranacaksınız. Türkiye’nin eyaletlere ayrılması, federasyon yapısına çevrilmesi bunu yapmak yerine, kaynaşmış bir 80 milyonu bu şekilde tutmak yerine sınırlara ayırıp bizi Suriye, Irak’a çevirmek. Sayın Kadir Topbaş özerklik istedi. Bugünkü anayasada yok ama ağzından bir şey kaçırdı. Çünkü getirilmek istenen bu anayasada var. 123, 124, 127’nci maddeyi bir arada düşündüğünüzde, bir de buna 106’ncı maddedeki Cumhurbaşkanına verilen ve bazı yetkileri de eklediğinizde adı eyalet olmayan eyalet yetkisi geliyor. Değişiklik teklifi, Kadir Topbaş’ın dilinin ucundan kaçırdığı gibi eyaletin altyapısını getiriyor. Biz, bu anayasa değişikliğine son derece karşıyız. Önümüze konan başkanlık sistemi değildir, bu meclisin ve yargının doğrudan doğruya başkana bağlandığı son derece antidemokratik, frensiz kamyon sistemidir.”

 

Kaynak: () - Haber Merkezi Editör:
Etiketler: "Frensiz, Kamyon, Sistemi",
Yorumlar
Haber Yazılımı