Haber Detayı
19 Eylül 2019 - Perşembe 11:48
 
Uzlaşı Aranacak..!
CHP Malatya il başkanı Enver Kiraz ile partinin yaklaşan il danışma kurulu toplantısı öncesi bir görüşme gerçekleştirdik. CHP’li seçmenin merak ettiği birçok soruyu gazetemizdeki yer sorununu da dikkate alarak sorduk. Mümkün olsa konuşmamızın tümünü yazılı metne dökebilirdik ama böyle bir sayfa sayısına sahip olmadığımızdan bizde konuşma kaydımızın görüntülerini yayımlayarak bu açmazımızı aşmayı hedefledik. Okurumuz www.malatyasoz.com üzerinden görüntü kaydının tümünü izleyebilir.
Video Haber Haberi
Uzlaşı Aranacak..!

Röportaja geçmeden önce kendi izlenimimi birkaç cümleyle ifade etmem gerekirse: CHP il yönetimi parti içi muhalefetin görüşü aksine kendilerini başarılı buluyor. Partinin yüksek miktarda oy aldığı mahallelerde deleğe seçimi yapılacak, diğer mahalleler partililerin deyimiyle masa başında yazılacak. Önümüzdeki il ve ilçe seçimi için genel başkanın uzlaşı formülünü nasıl uygulayacakları yönünde düşünülmüş bir yöntemleri henüz yok. Nasıl olması gerektiğini kendileri de bilmiyor. Enver Kiraz yeniden il başkanlığına aday olacak ama kafasında geçen daha yukarıları.

 

Özkan:öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. CHP Parti Meclisi toplanarak kongre/kurultay karar aldı ve bir kongre süreci yaşanacak. Süreç nasıl ilerleyecek?

Kiraz:röportaj için bende sizlere teşekkür ederim. Bizim kongre sürecimiz olağan bir kongre süreci. Tüzüğümüz gereğince kongrelerimiz her iki yılda bir yapılmaktadır. Dolayısıyla 2 yıl tamamlandığı için 2 yıl başlamak durumunda. Ama henüz takvim açıklanmadı. Takvim ay sonuna veya Ekim başına açıklanacak. Açıklanacak takvime göre de bir süreç işleyecek. Tabi zaman zaman kongrelerimiz 3 yıla çıkarılabiliyor. Buda tüzüğün vermiş olduğu bir yetki.  Ama bu dönemde seçim veya başka bir şey olmadığı için 2 yılsonunda kongrelerimizi gerçekleştireceğiz. Bu muhtemelen biraz gecikmeli olacak, 1-2 ay gecikmeli ama olağan kongre sürecini bu süreçte işleteceğiz.

Özkan:Kongre sürecini Malatya’ya indirgediğimizde süreç nasıl işleyecek? Malatya açısından değerlendirebilir misiniz?

Kiraz: Her kongre sürecinde olduğu gibi takvim geldikten sonra üye listelerinin askıya çıkması, sonra delege tespit süreci, ilçe kongrelerinin yapılması, ilçe kongreleriyle birlikte seçilen il delegeleri ve sonunda il kongresi ile süreç devam edecek. İlçe kongrelerinden sonra oradan seçilen il delegeleriyle il kongresini gerçekleştiriyoruz. İl kongremizde de aynı zamanda kurultay delegelerimizi seçiyoruz. Burada seçilen kurultay delegeleriyle de, kurultayımızı gerçekleştireceğiz.

MAHALLELERE SANDIK KURUP DELEĞEMİZİ BELİRLEYECEĞİZ

Özkan:Bugünlerde çok konuşulan bir konu delege tespiti ile ilgili usul. Seçim usulü nasıl olacak mahallelere sandık koyacak mısınız? Yoksa farklı bir metot izlenecek mi?

Kiraz:Diğer dönemlerden çok farklı olacağını ben düşünmüyorum. Tüzüğümüzde ya da yönetmeliklerde böyle bir değişiklikte söz konusu da değil. Tüzüğümüz şöyle diyor; ' Üye listelerinin askıya çıkartılması, ona itirazların yapılması, daha sonra delege tespitlerinin bizzat mahallelerde yapılması söz konusu' Bizde bu süreci aynı şekilde devam ettireceğiz. Bazı ilçelerimizin, bazı mahallelerinde özellikle yeterli üye sayısına sahip olmadığımız yerler veya üye sayımızın ancak delegeye yettiği yerler var. Üye sayımızın yeterli olduğu delege tespitlerimizi yapacağımız bütün mahallere giderek delege tespitlerini gerçekleştireceğiz. Mahalle tespitlerini gerçekleştirirken, bütün mahallenin katkısını sağlamaya, bir ittifak kurmaya çalışıyoruz. Bu uzlaşma bu dönem biraz daha etkili bir şekilde işleyecek.  Kongrelerimizi bu dönem alışılmışın dışına olacak. Kavgaların olduğu, tartışmaların yaşandığı zeminden uzak gerçekleştireceğiz. Daha çok uzlaşmaların olduğu yapılarla gideceğiz. Delege seçimlerinden itibaren bu süreci işleteceğiz.

UZLAŞI ARANACAK

Özkan: Genel Başkanında bir açıklaması vardı, 'il başkanları seçimlerinde bir uzlaşı sonucundan gideceğiz' diye. Yani burada da akla şöyle bir şey geliyor, uzlaşı denince aday sayısı teke indirip gidilecek ya da partinin görevlendirdiği bir kişi aday olacak. Bu süreç nasıl İşleyecek?

Kiraz:Burada aday olduğum her dönemde aslında bir uzlaşıyı aradım. Yani, parti gerçekten bir uzlaşı çerçevesinde benim aday olmamı istiyorsa, aday olmayı doğru olarak gördüm. Buradaki uzlaşı, aslında şu: CHP kendi içerisinde çok tartışan, bu tartışmaların bazen boyutunu sınırını da aşan, durulması gereken yeri de aslında çok belirleyemeyen bir parti. Yıllardır parti içi yaşanan kavgalardan, patırtıdan birazda usanmış bir parti. Son dönemde bu yerel seçimlerle birlikte bir ivme yakaladığımızı düşünüyorum. Yerelde özellikle mega kentlerdeki yerel yönetimleri kazanmamızla birlikte yeni bir süreç başlıyor. Bu yeni sürece hizmet edebilecek ve süreci daha da ileriye taşıyabilecek bir yapıya ihtiyaç var. Bunun içinde daha önceki parti içi tartışmalardan biraz daha arınmış bir şekilde devam edeceğiz. Öyle sert çarpışıyoruz ki, bu sert çarpışma sonrasında bir grup, kongrede kaybettiği için veya talepleri parti tarafından yeterince cevaplanamadığı için partiden uzak kalmaya başlıyor. Bir grupta yaralı devam ediyor. Görev yaptığı süre içerisinde sanki bir muhalefet bir iktidar yapısı varmış gibi bir hava yaratılıyor. Buda moral ve motivasyonumuzu, enerjimizi kendi içerimizde tüketmemize neden oluyor.  Uzlaşarak yapıların oluşturulması zor değil. Dediğim gibi ben il kongrelerinde bunu gözettim. Bir arkadaşımız ben aday oluyorum diyebilir. Kimsenin demokratik olarak önünü kesme şansın yok. Olursa yarışır, kazanırsa da yoluna devam eder. 

TEORİDE OLMAYAN AMA PRATİKTE UYGULANABİLECEK BİR FORMÜL ARIYORUZ

Özkan:  Uzlaşı ile ilgili partiniz bir formül düşünüyor mu?

Kiraz: Teoride olmayan ama pratikte uygulanabilecek bir formül arıyoruz. Oda şu anlamda olabilir, geçmişte birçok siyasi parti yaptı ama onlar daha çok keskin hatlarla yapıyor. Onlar bir kişiyi aday gösteriyorlar bu bizim adayımızdır diyorlar ama parti içerisinde bir uzlaşı aramadan bunu gerçekleştiriyorlar. Biz bunun uzlaşı aranmış halini yapacağız. Bu formül bu dönem birazda ilk olacak. Şunu yapmamız lazım, parti önemli bir sürece girmişi, yerel seçimler döneminde başarı almışız. Bir erken seçim veya önümüzde yaşayacağımız bir genel seçimde partinin başarılı olması noktasında bir yapı oluşturmamız lazım ve kendi içimizde bazen çok gereksiz yere uğraşıyoruz. Biz partiye hizmet noktasında bir görev yapıyoruz. Bu görevleri yaparken, her hangi bir menfaatimiz söz konusu değil, bir maaş almıyoruz. Şartlarımız bir belediye başkanı veya bir milletvekili gibi değil. Her şeyden fedakârlık ederek bu görevleri yapıyoruz. İşimizden evimizden, ailemizden, sosyal hayatımızdan fedakârlık ediyoruz. Çok konforlu gibi görevler değil aslında. Partinin tamamen hizmetkârı olarak yaptığımız görevler. Örgütün her kademesinde çalışan birisiyim. Bu anlamda örgütü iyi bilen bunun getirisi ve götürüsünü de iyi hesaplayan birisiyim. Ama bazen değmeyecek durumlarla birbirimizi kırıyoruz. Buda bizim ileriye gitmemiz açsısından problemler oluşturuyor. Uzlaşı falan sağlanır bunlar çok sıkıntı değil ama bir anlayış ve bir bakış açısı değişikliğine ihtiyaç var. Geçmiş hastalıklarımızı geride bırakmamız gerekiyor. Yani parti içerisine yoğunlaşan anlayışlar yerine, parti için dışa yönelik bir mücadeleyi vermemiz gerekiyor. Bizim en önemli görevimiz, parti üyeliğimiz. Bu partiye üyeysek en önemli göreve sahibiz demektir.  O üyeliğin yükümlülüklerini yerine getirdiğimizde zaten her birimiz bir il, ilçe başkanlarıyız. Üyelerin benden bir farkı yok. Ben partimde görevler yaparken, hiç bir üyeden farklı bir durumun söz konusu olmadı. Partiyi temsil noktasında bir davette, törende bir görevimiz var. Ama partiyi büyütme, yeni üye katma açısından her arkadaşım nebim kadar hak sahibidir. Böyle bakmamız gerekmektedir. Bunu yapabilirsek tüm uzlaşmaları sağlamış oluruz.

Özkan: CHP kongresi için bir kaç kişi adaylık için alanda yoklama yapıyor. Uzlaşıda siz bunlarla bir masaya oturacak mısınız? 'Gelin anlaşalım, tek aday çıkalım' gibi bir uzlaşma olacak mı..?'

DOĞRU OLAN YÖNTEM O DEĞİL

 Kiraz:Doğru olan yöntem o değil. Bir kişi çıkıp ben adayım diyorsa, gel birlikte uzlaşalım dediğinizde aslında partinin geniş tabanını, görüşünü hiçe saymış oluyorsunuz. Sadece 2 kişi arasında bir bireysel duruma dönüşüyor. Öyle olmaması gerekiyor. Ben adayım dedim, bir başka arkadaşımız da çıktı adayım dedi, bunların ortak noktada buluşmasını sağlayacak yapının şahsi olarak biz olmamanız lazım. Bunu sağlayacak denge örneğin ilçeden başlayarak söyleyelim, o ilçenin seçilmiş mahalle muhtarları var, kanaat önderi olarak görülen kişiler var, CHP'nin geçmişte belki görev yapmış, bugün parti içerisinde görev yapan etkili kişileri var. Bunlar bu uzlaşıyı sağlarlar. Zaten bu uzlaşı şöyle sağlanıyor, sonuçta yarışsak ta, sandığa gitsek de bir uzlaşı sonucunda biri kazanıyor. Dolayısıyla biz o yarışı çok o safhaya getirmeden, bunu sağlayabilir miyiz? Yani derdimiz bu. Son seçime baktığımızda, kongrede bir uzlaşının sağlandığı çok net bir şekilde görünüyor. Biz başka bir listeyle yarışmışız, listemiz ciddi şekilde farkla da seçimi kazanmış. Bu geniş yapının aslında bizle uzlaşmasının sonucu. Bu uzlaşının nereye aktığını hissedebilir isek hiç bir sorun yaşamayız.

ADAY OLUNMAZ, ADAY GÖSTERİLİR

Özkan:Siz bu kongre sürecinde aday olacak mısınız?

Kiraz:Ben CHP'nin tüzüğünü de, partinin işleyişteki ahlaki, felsefi anlayışını da iyi bilen birisi olarak kendimi görüyorum. Onun için bu uzlaşı benim üzerimde sağlanırsa, partim hangi görevde bu uzlaşıyı sağlarsa geçmişte de hep böyle hareket ettim, o görevde partimin emrinde olurum. Adayım demiyorum. Tüzüğümüz çok açık ve net söylüyor. ' Aday olunmaz, aday gösterilir' diyor. Yani bir kişi aday olabilmek için delegenin en az yüzde 10'nun yazılı önerisini alıp divana vermesi gerekiyor. Ben adayımda desem bu imzayı alamadıktan sonra pek bir şey ifade etmiyor. 'Bu imza oranı çok değil, herkes toplayabilir' denilebilir ama öyle değil. Parti meclisimize de bir kriter geldi. Şuanda bir kişi çıkıp ben parti meclisine adayım diyemeyecek. Parti meclisinde ya genel başkan önerisi veya 10 delegenin imzasıyla divana başvurmak gerekiyor. Ben parti meclisine ben adayım desem, yarın imza yeterliliğini bulamadığımda yada genel başkan önermediğinde aday olma şansım yok. Ben adayım demekten ziyade, bu parti beni nereden görmek istiyor demek önemli.  Malatya'da önümüzdeki dönemde oluşabilecek her türlü uzlaşıya en başta ben katkı sunmaya hazırım.

 Özkan:İl Danışma kurulu toplantınız var ayın 20"sinde. Bu konudaki değerlendirmeleriniz neler olacak?

TARTIŞMANIN YERİ İL DANIŞMA KURULUDUR

Kiraz:Seçimlerden 2 ay sonra yapmamız gerekiyordu. İstanbul seçimleri oldu bu süreç uzadı ve herkes oraya kilitlendi. Danışma kurulu toplantılarımız da genel merkez tarafından onaylanması gerekiyor. İlçeleri de ilin onaylaması gerekiyor. Bu tarihlerde bir uygunluk arıyoruz. En uygun zamanda danışma kurullarımızı başlattı. İlçelerimizin büyük çoğunluğunu da tamamladık. Bizim güçsüz olduğumuz ilçelerde yapmadık bunu. Ama bunların ardından bir il danışma kurulumuz gerçekleştiriyoruz. Burada ilçelerde yaptığımız gibi ilk olarak yerel seçimi değerlendiriyoruz. Başarıda, başarısızlıkta varsa bunu ayrıntılı şekilde konuşuyoruz. İl danışma toplantısında da aynısını yapacağız. Bu toplantılarda şunu ifade ediyoruz, dışarıda birbirimiz eleştiren, sosyal medyada eleştirilen öyle bir anlayışta şimdi oluştu. Bu anlayışları, alışkanlıkları terk etmemiz gerektiğini ayrıntılı olarak değerlendirmesini gerektiğini düşünüyoruz. Bütün üyelerimizi davet ediyoruz, konuşmak isteyen kim varsa herkese söz veriyoruz, kimsenin de sözünü kesmiyoruz. Zaman gereği tabi konuşmaları sınırlama tutuyoruz ama herkesin katkısını almaya çalışıyoruz. Birçok ilde yapılmıyor ama biz Malatya'da herkesin düşüncesini özgürce ifade edebilmesi için farklı bir yöntem ile yapıyoruz. Divan toplantılarımıza genel merkez düzeyinde Veli Bey genele başkan yardımcısı olduğu için onun katılım söz konusu. Başka bir katılımcı şuan gözükmüyor.

Özkan: İlçe Genişletilmiş Danışma kurulu toplantısında özellikle Akçadağ'da bir problem çıktı. Toplantı esnasında silahlı bir müdahale oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, neden bu seviyeye gelinildi?

 Kiraz: İlçe danışma kurulu toplantısında ilk defa böyle bir şey yaşandı. Parti üyemiz olan bir kişinin özellikle ilçe başkanımızla daha önce yaşadığı sürtüşmeler çerçevesinde yaşanan bir olay. Münferit bir olay, genellemek yada bu noktaya geldi gibi bir tartışmaya açmak doğru değil. Tamama bazı toplantılarımızda böyle sert tartışmalarımız oluyor ama bu noktaya gelecek bir şey yok ortada. Bir kişinin kendini bir anda kontrol edememesi veya daha önceden hazırlıkla gelmesi sonucu oluşan olay.Tabiki onaylamıyoruz.

Özkan: Şahsı partiden ihraç ettiniz mi?

Kiraz:Akçadağ örgütümüz kendisini disipline vermiş durumda. O olay yaşandığında parti üyemizdi. Disiplin süreci devam ediyor.

Özkan: Yine Hekimhan'da bir olay yaşadınız, o çok basına yansımadı. Kulislerde konuşulan bir olay yaşandı.  Orada da çok kısa bir süre olmasına rağmen Belediye Başkanı ile partililer tartışılır bir duruma geldiler.Seçim üzerinden henüz birkaç ay geçmeden, bu kadar kısa sürede neden bu noktaya gelindi?

SEÇİLEN ARKADAŞLARI DA BİR RAHAT BIRAKMAK, BİR GÖRMEK LAZIM

Kiraz:Orada çok büyük bir tartışma olamadı ama eleştirilerin dozu yüksekti ,öyle değerlendirelim. Hekimhan'da biz bir ön seçim gerçekleştirdik. Bizde bu demokratik temayüller çok tartışılır. Ön seçim yaptığımız yerlerde ' Neden ön seçim yaptınız', ön seçim yapmadığımız yerlerde de ' neden ön seçim yapmadınız'  diye tartışılır. Böylede ilginç bir partiyiz. Örneğin Akçadağ'da, 'neden ön seçim yapmadınız',  Hekimhan'da da 'neden ön seçim yaptınız tartışmasıydı. Bir anlayışı değiştirebildiğinizde bu sorunların tümünü çözebileceğimize inanıyorum. Bizim bir ön seçimi eleştirebilmemiz için orada ön seçim ile çıkmış ve aday gösterilmiş kişinin seçimde başarılı olmaması gerekirdi. Ama önseçimden çıkmış arkadaşımız, sonrasında da başarılı olmuş seçimi almıştır. Ortada bir problem yok ama ön seçime girmiş, yarışmış ve beklentileri yerine gelmemiş, aday gösterilememiş kişiler, parti içi seçimlerde olduğu gibi hıncını sürdürmeye çalışıyor. Bizim nerede, kimi, nasıl eleştireceğimizi de bilmemiz lazım. Sonuçta böyle bir yöntem belirlediğiniz zaman bu yöntemin sonucunu uygulamak durumdasınız. Bizim demokrasi anlayışımız bunu gerektirmektedir. Hekimhan'da bir ön seçim gerçekleşti. Ön seçimle gelen arkadaşımızda başarılı olmuş, bir önceki seçimler ile kıyasladığımızda daha da iyi bir fark elde etmiştir. Buda önemli bir başarıdır. Dolayısıyla da bunu tartışılacak bir durumda söz konusu değildi. Seçimlerin üzerinden 4-5 ay zaman geçmiş. Seçilen arkadaşları da bir rahat bırakmak, bir görmek lazım. Seçildikten iki gün sonra ne yaptın diyerek yakasına yapışmaktan ziyade biraz zaman vermek lazım.

Özkan:Sosyal demokrat bir parti üyeleri demokrasiyi içselleştirmeleri gerekirken, bu tartışmaların çokta demokrasiyi çok da içselleştirmedikleriini gösteriyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

CHP'DE DE KENDİ İÇERİSİNDEKİ DEMOKRASİ YETERİNCE GELİŞMEMİŞ

Kiraz:Bu partinin ben son 20 yılını iyi bilirim. Son 20 yılda işte kazanan yoluna devam ediyor, kaybedenin 'tamam o kazandı yoluna devam ediyor' gibi demokratik söylemleri pekte yaşamadık. Aslında Türkiye Demokrasisi gibi, CHP'de de kendi içerisindeki demokrasi yeterince gelişmemiş. Türkiye'de bir şey yaşanıyorsa, bir anti demokratik bir durum sürekli olarak pompalanıyorsa, bu uzun süreçte ülke üzerinde hâkimse sendikalardan tutun, derneklere, siyasi partilere kadar herkesi etkiliyor. Türkiye üzerindeki anti demokratik hava elbette ki bizi de etkiliyor.  Ama bizim içerimizde, benim her zaman karşı olduğum böyle bir alışkanlığımız var. Bunu da bazen zaman zaman çok konuşmuyoruz, partimiz zarar görmesin diye.  Ama bu anlayışı gerçekten bu partinin geride bırakması lazım. Yani birbirimizi tebrik etmemiz lazım. Ben belki gençlik kollarından geldiğim için biraz böyle farklı bir düşünce de söz konusu ama maalesef birçok arkadaşımız demokratik usuller diyorlar o gördüğü tabloda yarışıyorlar ama sonra seçimi kaybettiğinde ya da talepleri yerine gelmediğinde bir bakıyorsun işte her türlü eleştiriyi, her türlü şeyi sonradan yapabiliyorlar. Bunu kendilerinden hak görebiliyorlar. Yani ben şunu isterdim mesela bende yaşadım bunları 2012'de ilk kongremi kongremizi gerçekleştirdiğimizde iki arkadaşımız yarıştı birisi sonradan geldi partiye dedi ki; 'Ya bu seçim sonucu meşru değildir, seni tebrik etmiyorum' dedi. Bir diğeri de hiç gelmedi örneğin. Son bir seçime girdik ben gittim yani normalde kaybeden arkadaşımızın gelip kazananı tebrik etmesi lazım. Dolayısıyla bir seçime giriyoruz el ele tutuşuyoruz ve şu söz veriyoruz salonlarda diyoruz ki; 'Kim kazanırsa kazansın biz partinin emrinde çalışacağız' Ondan sonra seçimi kaybeden arkadaşımız gelip ya hayırlı olsun deme mütevaziliğinden bulunmuyor. Bu son seçimde ben gittim arkadaşımıza birlikte yarıştık dedim yani birlikte çalışmak isterim sizin düşüncelerinizden faydalanmak isteriz. Ama iki yıl bitti halen bir hayırlı olsun ziyaretti yapılmadı. Bu nasıl bir şeydir ya? Yani parti içinde biz bu anlayışı kırmamız lazım ben bu anlayışı kırma noktasında her zaman tarafım.

BÜYÜKŞEHİRLERDE VE BATIDA ÖNEMLİ İLLERDE CHP BAŞARILI OLDU

Özkan: Burada İstanbul seçimlerine gelelim. Parti özellikle İstanbul seçimlerini kazandıktan sonra farklı bir noktaya doğru gidiyor gibi görünüyor. İşte söylemler değişiyor, dil değişiyor, uzlaşı diye bir kültür yeni bir kavram partiye yerleştirilmeye çalışılıyor ya da yeni bir tarz siyaset yerleştirilmeye çalışılıyor bunların hepsi İstanbul seçimlerinin hemen ardında yani Belediye Başkanlığı seçimlerinde sonra ortaya çıktı. Ve Cumhuriyet Halk Partisi de artık iktidara yürüyen bir parti olarak gözlemleniyor buda öyle hissediliyor. Bunu değerlendirmek istediğinizde bu gidişatın iktidara doğru gittiği kaidesine sizde varıyor musunuz? Bir de İstanbul seçimlerindeki yeni dil yeni söylem size neyi ifade ediyor?

Kiraz: Bütün Türkiye aslında İstanbul seçimlerinden sonra bence böyle büyük bir mutlulukla, büyük bir umutla uyandı ve Türkiye de yıllardır iktidar elde edemeyen önemli bir kesim var. Yani sadece CHP'leri için söylemiyorum. Kendini Atatürkçü olarak ifaden bir başka partiye oy veren ama kendini solda gören, sosyal demokrat gören birçok arkadaşımız uzun süredir maalesef iktidarın hazını veya kendi ideolojisinin kendi anlayışının bu ülkede iktidar olmasının mutluluğunun huzurunu yaşayamadı. Çünkü bizim aslında bu kesimde ki insanlarında aslında iktidar dediğimizde kendi bireysel iktidarlar değil, bu yani halkla bütünleşen bir iktidar, Halkla kucaklaşan bir iktidar. Toplumun bütün kesimlerini eşit gören herkese eşit hizmet etmeye çalışan hiç kimseyi ötekileştirmeyen hiç kimseyi dışlamayan bir iktidar anlayışı bu. Dolayısıyla biz uzun süredir birilerinin sürekli dışlandığı, birilerinin sürekli ötekileştirdiği, birilerinin sürekli hizmet verilmediği, birilerine sürekli kime oy verdin diye sorulduğu, birilerine siyasi görüşün nedir diye sorulduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bunu yaşayanlar, bu durumun kırıldığını hissederek bu mutluluğu aslında yaşadılar. Sadece İmamoğlu'nun kazanması değil elbette. Yani bu insanlar tüm bunları birleştirerek 'ilk defa bu ülkede yaşayan vatandaşı, bu ülkenin bireyi olarak görebilecek, herkese öncelik sırasına göre hizmet verebilecek bir anlayış kazandı' diye bu mutluluğu yaşıyorlar. Yoksa CHP ve ya bir başkası kazanmış meselesi değil.  Tabi bu büyükşehirlerde ve batıda önemli illerde CHP başarılı oldu. Bu başarı tabi çeşitli adımların sonucu. Gezi bile bu adımların önemli bir parçası. Bunu öyle görmek lazım, başka türlü ifade edilmeye çalışılıyor ama o barışçıl eylemdin aslında Türkiye'de gidişattan rahatsızlığın olduğunu hepimiz biliyoruz. Bununla birlikte genel başkanımızın başlatmış olduğu hak, hukuk, adalet için Ankara''dan İstanbul'a yürüdüğü adalet yürüyüşü gerçekten bir köprü görevi gördü. Onun devamında adalet kurultayı yapıldı. Daha önce farklı denemelerde söz konusu oldu. Bazıları doğruydu, bazıları yanlıştı. Ama toplumun farklı kesimlerinden oy alabilmesi noktasında parti önemli adımlar attı. Bir adım atmak gerekiyordu yanlış görülebilir ama o günkü şartlara göre örneğin bir Ekmelettinİhsanoğlu adaylığı. Bir adım atmak gerekiyordu o gün atıldı. 'Toplumun farklı kesimleriyle acaba buluşabilir miyiz?' şeklindeki bir durumla bu ortaya çıktı. Bu bir alt yapıydı ve bu alt yapı bizi başarılı sonuca getirdi.

Genel Başkanımız buraya geldiğinde ben kendisine ifade etmiştim. Malatya gibi yerlerde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu gibi yerlerde henüz bu başarı yok.  Bazı arkadaşlarımız şöyle ifade ediyor buda doğru değil, ' İstanbul'a övünüyorsunuz, Malatya'da böyle bir başarı yok' Malatya'da yok ama Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da hiç bir ilde CHP bu başarıyı sağlayamadı. Çevre illere baktığımızda Malatya'yı uzaydan gelmiş bir kent gibi görmemek lazım. Ama ben o zamanda ifade etmiştim, oralarda oluşabilecek bir havanın bütün Anadolu'ya yayılacağını düşünüyordum. Ve şuanda da Özellikle İstanbul'da oluşan hava ve diğer şehirlerde oluşan çok olumlu hava, bir sonraki genel seçimlerde çok daha olumlu yansıyacak. Bir sonraki yerel seçimlerde de mutlaka buralarda da her şeyin çok güzel olacağını göreceğiz.

SÜREKLİ BAŞAŞAĞI GİDİYORMUŞUZ GİBİ BİR DURUM YOK

Özkan: Malatya üzerinde konuşacak olursak bireylere bağlı bir başarısızlık değil, bölgesel bir başarısızlık olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Kiraz: Geçmişte genel başkan tartışmaları yapılırken de bunu zaman zaman ifade ediyordum. Daha çok kişiler üzerinden değil, temel anlayışlar üzerinden olaya bakmak gerektiğine inanıyorum. Şöyle bir durum söz konusu, ayriyeten Malatya'yı değerlendirirken, bütün seçimler genelinde değerlendirmek lazım. Şu algı yaratılıyor, birazda son dönemlerde bilinçli pompalanıyor. Sürekli baş aşağı gidiyormuş, sürekli oy kaybediyormuş gibi böyle bir havaya sokulmak isteniyor. Böyle bir durum yok, rakamlara biraz bakmak lazım. Son yerel seçimlerde biz önemli bir başarı sağlamışız. Elbette başarı seçimi kazanmaktır. Sonuçta atılan her adımı da görmek lazım. Bütün ilçelerde oyumuz artmış, bütün ilçelerde AK Parti'nin oyu düşmüş. Onlarda bir ittifak yapmış, bizlerde bir ittifak yaptık. Sonuçta bütün ilçelerde oyumuz artıyorsa ve şuan ki atmosferde seçime girmiş olsaydık aldığımız 3 ilçe belki 6-7 olacaktı. O günkü şartlarda bu kadar alabildik. Son seçime baktığımızda geçen yılın seçimi ile kıyasladığımızda önemli bir artış var. Örneğin 7 tane büyükşehir belediye meclis üyemizi 11'e çıkardık. 11 olması ile birlikte mecliste grup kurabiliyorsunuz. Grup en kritik komisyonlarda yer alıyor. Şimdi biz denetim, imar komisyonlarında yer alıyoruz. Geçen yıl denetim komisyonunda olmadığımız için ağırlama giderleri vs... gündeme getiriyoruz ya, denetimde olmadığımız için o gün göremedik. Ama şimdi denetimde varız, çok daha rahat görüyoruz, itirazlarımızı da yapacağız. İmar komisyonunda da varız, birçok konu yansımıyor ama karşı çıktığımız birçok imar değişikliği gerçekleşmedi.  Otele çevirmek istediler biz karşı çıktık, otopark satmak istediler biz karşı çıktık. Karşı çıkışlarımızla birlikte bunların hepsi kaldı. Bütün seçimleri kıyaslarken, seçim atmosferini iyi kıyaslamak lazım. Bir tek 2015 seçimlerinde oyumuz düştü. Bunu kabul etmek lazım. Sonra geri düzelttik 2. Milletvekilini 10-15 bin oyla kaybettik.  2002'de 2 milletvekili çıkarttık oyumuz yüzde 18. Şunu söylemek gerekir, Milletvekili sayımız 7 idi ve AK Parti ilk defa seçime giriyordu, Türkiye genelinde yüzde 34 ile iktidar oldu. Ama Malatya'da yüzde 50 oy aldı.  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde biz yüzde 30 oy alıyoruz ama iktidar oluyor muyuz? Olamıyoruz. Yüzde 21 ile DSP iktidar oldu. Bunların tümünü görmeden, değerlendirmeden, değerlendirmemiz doğru değil.

YÖNETİMDEYKEN HERŞEY DOĞRU DIŞINDA KALINCA HERŞEY KÖTÜ.

Özkan: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı? 

 Kiraz: Parti yöneticiliği yapmış arkadaşlarıma özellikle söylüyorum, şuanda yapanlara da söylüyorum. Her dönemde de söyledim, yönetimde olduğumuzda her şeyin doğru, iyi olduğu ama yönetim dışında kaldığımızda her şeyin kötü, tufan olduğu bir anlayıştan, düşünceden arının dedim.  Yönetimde olduğumuzda da, olmadığımızda da il başkanı olmadan öncede bu partiye hizmet ediyordum ve emin olun bir parti yöneticisinden fazla çalışıyordum. Mevlüt Aslanoğlu'nun Milletvekilliğine aday olduğu dönemde onunla birçok seçim çalışması yaptım ve hiç bir görevim yoktu. Sonuçta siyaset yapmak kişiye her zaman açık alan vardır ve bu alanları kullanabildiği sürece herkes siyaset yapabilir. Yeter ki işi bireyselleştirmeyelim, sen git ben geleyim değil, birlikte gidelim, var olalım anlayışıyla bir bakış açısı geliştirmemiz lazım.

   

Kaynak: Editör: Onay Ozan
Etiketler: Uzlaşı, Aranacak..!,
Yorumlar
Haber Yazılımı