Yazı Detayı
23 Ağustos 2016 - Salı 14:03
 
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (4)
Asım Demirkök
 
 

Darbelerin, ihtilalların, cuntaların, geçekleşmiş gerçekleşmemiş muhtıraların, geçmişten günümüze yapıldığı zamanlarda, ya da sonraları, metropollerin, şehirlerin en en üst seçkinleri, beyazları nerede yerlerini almış? Varlıklarından en küçük bir kayıp vermişler mi? Yoksa varlıklarına varlık, mevkilerine mevki mi katmışlar? İzleyin bunların yollarını. Tarih yaşanmışlığı ile önümüzde duruyor.

1950 tarihinden beri, ülkemizin en zenginlerinin, holdinglerin kodamanlarını, bunların bankalarını, mal varlıklarını, izledikleri sürdürdükleri yollara bir göz atın. Neler neler göreceksiniz!

Bunun en yakın tanığı, şahidi, 15 Temmuz 2016 Kalkışmasını, o gece ve ertesi gün, metropollerde ve diğer şehirlerinde yaşayanlar sizler değimlisiniz? Tankların üstüne, kurşunlara göğsünü gerenlerin, verdiğimiz şetlerimizin ve gazilerimizin hayat hikâyeleri her gün yazılıp, çizilip, anlatılıyor. Üşenmeden okuyun İstanbul’un, Ankara’nın ya da diğer şehirlerimizdeki varoşlarından, kenar mahallelerinden, kenarın kenarındaki mahallelerinden, çoluğu çocuğu ile nasıl kopup geldiğini, tankların altına nasıl yattıklarını, göğüslerini kurşunlara nasıl siper ettiklerini görün, izleyin. Bunların mal varlıklarını, mevkilerini de izleyin. Bunların ne mallarında ne mülklerinde, ne de mevkilerinde bir değişiklik olmuş mu? Görmeyeceksiniz? Üstüne üstlük bunalar canlarından can, mal varlıklarından varlık katmışlarıdır devletleri için. Tarihin sayfaları buların hikâyeleri ile doludur.

Ahmet Arif’in tam da dizelerindeki şeyler için tankların topların üzerine üzerine yürüdüler.

 

  ‘Bunlar,

   Engerekler ve çıyanlardır,

   Bunlar,

   Aşımıza, ekmeğimize

   Göz koyanlardır,

   Tanı bunları,

   Tanı da büyü...

 

   Bu, namustur

   Künyemize kazınmış,’’

 

Diyerek; canilerin üzerine üzerine yürüyen bu sade vatandaşlar, yurdumun güzel insanlarıdır.  ‘Allah devletimize milletimize zeval vermesin’ diyerek top’un, tank’ın, kurşunların üzerine yürümüşlerdir.

 

Artık bu sade vatandaşı tanıyalım. 1950’den bugüne, seçimle oyları ile iş başına, yönetime getirdikleri hükümetlerden, siyasi partilerden başka, bambaşka bir şey istemektedirler. Bugün ve bugünden sonra, yeter artık söz de, karar da bizim olsun istiyorlar. Bugüne kadar seçimlerde sözü bize verdiniz ama bizim yönetime getirdiklerimizin yönetimine el koydular. Çaldılar oyumuzu, yok saydılar. Biz artık darbelerle, ihtilallarla, cuntalarla, muhtıralarla seçtiklerimize yön verilmesine, meclislerimize, hükümetlerimize el konulmasını istemiyoruz yeter artık yetti diyorlar.

 

Yeni bir ‘DEVLET,’ yeni bir ‘CUMHURİYET,’ yen bir ‘DEMOKRASİ’ istiyoruz diyorlar. Bunları yerine getirmek için de,  yeni devletimize, yeni cumhuriyetimize, yeni demokrasimizin kalıcı, sahici ve sürekli sahiplenmemiz için de, bizim millet olarak bütün farklılıklarımız ile birlikte, içinde yer alacağımız, sahici, kalıcı, içinde bizlerin yer aldığı, yeri ve zamanı geldiğinde, bizlerin katılımı ve seçimi ile bu yeni devleti, yeni cumhuriyeti, yeni demokrasiyi tarif eden, yeni yepyeni, var olan eski anayasaları demokratik yollardan mülga ederek, yeni, yeni, yep yeni bir, ‘’DEMOKRATİK BİR ANAYASA’’ yapmak istiyoruz diyorlar.

 

Koşullar oluştu. Toplumun sosyolojisi, yapısı değişti. Toplum artık bu eski yapı, eski zihniyetle yaşamak istemiyor. Kendisini yıllarca 141-142-163’üncü ve daha nice ceza yasları, zihniyetleri ile baskı kuranlara dur, yeter artık diyecek seviyeye, konuma gelmiştir. Düşüncelerine, zihniyetlerine, partilerine baskı kuran, bir kıskaç içinde tutmaya çalışanlara alanları dar etmişlerdir. Bu alanların, bu anlayışların bir daha yaşanmaması, bu kıskaçları parçalayacak olan bir ‘hukuk’ ve bu demokratik hukuku uygulayacak yeni bir anlayış, yeni bir zihniyet yeni bir ‘yargı reformu’ istiyorlar. Yeni bir siyaset, yeni bir siyasi partiler yasası ve yeni bir seçim yasası istiyorlar.

 

Yurdumun güzel insanları, onların oluşturduğu millet, geçmiş tarihinden gelen yaşanmışlığına bakarak, bu toprakların kadim halklarından olan Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, İslam’ın bütün mezhep farklılıkları ve her türlü kadim toplumun taşıdığı kimlik ve inançlarla birlikte, beraber, ortak bir yaşamı sürdürmek istiyorlar. Beraber oluşturacakları ortak yeni bir ‘HUKUK’la ‘780 bin kilometre kare toprağın üzerinde, ay yıldızlı bayrağımızın altında hür, bağımsız, özgür, birlikte bir olarak yaşamak istiyorlar.

 

Nazım’ın dediği gibi ‘tek bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine.’  Yaşamak istiyor, yaşamak istiyoruz.

Yazılarıma devam edeceğim.

 

 

 

 

                                                                                                                                                             

 
Etiketler: 15, Temmuz, Kalkışması, Neyin, nesi, imiş, (4)
Yazarın Diğer Yazıları
24 Eylül 2018
Bugün İnönü Üniversitesine Yol Alırken…
04 Nisan 2018
BİLSAM Ne Mi Yapıyor?
12 Şubat 2018
Yoksulluk ve Zenginliğin Kaynağı Üzerine
30 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (2)
29 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (1)
26 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (4)
25 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (3)
24 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (2)
23 Ekim 2017
Ankara’da Gerçekleştirdiğimiz ‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (1)
18 Ağustos 2017
Valimiz Ali Kaban’ın Kayısımız Üzerine Söyledikleri ve Düşündürdükleri
15 Mayıs 2017
Kavramlar Zihnimizin Aynasıdır
02 Mayıs 2017
Kitap Fuarımıza Gün Sayarken
24 Nisan 2017
‘BU ÇAĞRIM'
13 Nisan 2017
Hayat; Yolunu Döşemeye Bağlı
27 Mart 2017
Dünyada Neler Oluyor?
21 Mart 2017
Kavramlar Kafamızdaki Yerini Almayınca (2)
20 Mart 2017
Kavramlar Kafamızda Yerini Almayınca (1)
16 Mart 2017
Düşünce Felsefesi Neden Önemli
14 Mart 2017
Bizdeki Evet-Hayır, Avrupa Irkçılığı Ve İslamafobi, ‘Üretim Sürecinin’ İçinde
14 Şubat 2017
Kıymetli ve Değerli Torunlarım…
07 Şubat 2017
Suyumuzun yol hikâyesi devam edecek ancak (9)
06 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (8)
01 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (7)
30 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (6)
29 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (5)
25 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (4)
24 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (3)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikayesi…(2)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi…(1)
03 Ocak 2017
İyi ve Kötü
27 Aralık 2016
Bu dillere son bir sözüm olacak
25 Aralık 2016
Kim sol - Ya da sol nedir?
20 Aralık 2016
‘Ne diyeyim!’
18 Aralık 2016
Bu nasıl zihniyet yoksunluğu?
16 Aralık 2016
Ahmet Çakır Başkan ‘yola devam, durmak yok’
14 Kasım 2016
Maski Genel Müdürümüz Dr. Özgür Özdemir
27 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu Sorunumuz Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (3)
25 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (2)
24 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Mili Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz, Bu Sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (1)
07 Ekim 2016
Film Festivalimiz neden ertelendi?
04 Ekim 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (8)
03 Ekim 2016
'Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı' (7)
30 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (6)
29 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (5)
28 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (4)
27 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (3)
26 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
25 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
24 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (1)
30 Ağustos 2016
15 Temmuz Destanı
25 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (5)
22 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (3)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (2)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz 2016 Kalkışması Neyin nesi! (1)
14 Temmuz 2016
İnönü Üniversitesi Rektörlük seçimi üzerine
30 Haziran 2016
Facebook ve bilimle ilişkimiz (3)
28 Haziran 2016
Facebook- Medya-Bilim nereye? (2)
24 Haziran 2016
Facebook'u Doğru Okuyabiliyor Muyuz? (1)
16 Mayıs 2016
‘’Toplum Aslantepeyi Sahipleniyor’’
25 Nisan 2016
Şu mesele var ya! Şu mesele!
21 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (3)
20 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkilerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (2)
19 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konuda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (1)
13 Nisan 2016
Tarım Fuarımız ve düşündürdükleri
23 Mart 2016
Herkes konuşuyor, Üniversitemiz yine susuyor?
04 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup
03 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (9)
02 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (8)
01 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (7)
31 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık Mektup (6)
28 Ocak 2016
Üniversitemiz Rektörü Cemil Çelik’e açık mektup (5)
27 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (4)
26 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (3)
25 Ocak 2016
Rektörümüz Sayın Cemil Çelik’e açık mektup (2)
24 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (1)
12 Ocak 2016
Aydınlarımıza ne oldu böyle!
Haber Yazılımı