Yazı Detayı
24 Ağustos 2019 - Cumartesi 09:11
 
Acılar Üzerine
Necip Cengil
 
 

Acı deyince, ağrıyı, sancıyı, beyni zonklatan tarifsiz hali anlıyorum.

Öyle vakitler yaşar ki insan o acılarla, (o acılar) kişiyi kendisinden uzaklaştırır, kendisi olmaktan çıkarır. Bu nedenle en önemli sermaye sağlıktır, denmiştir ya da ben böyle anlıyorum.

Savaşların doğurduğu, büyüttüğü acılar daha başka… Aslında hiçbir acıyı, yaşamayan tam olarak anlayamaz. Bu nedenle acı çeken insanları hayata bağlayacak, yalnızlıktan kurtaracak adımlar atmak lazım.

Acı insanı yalnızlaştırır, deniyordu “Acının antropolojisi” kitabında…

Her yalnızlığın, yalnızlaşmanın acısı başkadır, başka ve farklı bir acı hikâyesi bulunur.

İyi okumak gerekir.

O acının hikâyesi doğru okunmazsa, o kişiyi yalnızlıktan kurtaramazsınız.

Hele aslında amacınız onu acılarıyla vurmaksa iyice yalnızlığa itersiniz.

Empati gerekir.

Bu empatiyi kurabilmeniz için önce düşünce estetiğinizin gelişmesi ve sonra buna bağlı olarak olgunlaşan bir ahlakınız olmalı.

Vah zavallı diye başlayan cümlelerde ne estetik ne ahlak olur.

Kimi zaman bir ağrının doğurduğu tarifsiz sancı, kimi zaman sevdikleri tarafından yaşatılan sancılar insanı yalnızlaştırır. Ona bu yalnızlığı yaşatan sevdiklerinin ilgisizliği kişiyi giderek yalnızlığa iter. Ona yaşattıkları sancılardan dolayı özür dilememeleri, sebep olanların, suçlarını bir haklılıkmış gibi kutsamaları sancıyı ve yalnızlığı arttırır.

Siyasi, ticari veya kültürel kültürel oluşumların nicelerinde yaşanan yalnızlıklar, tarifsiz acıların sonucudur. Ne yazık ki bu acıları ve yalnızlıkları yaşatanlar, sebep oldukları tabloyu doğru okumaz, müstehzi duruşları ile güya yollarına devam ettiklerini sanırlar. Oysa sebep oldukları her acı ve yalnızlıktan sonra bizzat kendileri giderek yalnızlaşmaktadırlar. En büyük acı da bu olsa gerek; kendi yalnızlıklarını görememek ve bu yalnızlığı doğru okumamak!

Yılların biriktirdiği acılar insanın etrafını sarar, istemese de yalnızlaştırır. Karşı çıkmak istese de başarmaz. Zira o yalnızlığa sebep olanlar, hala açtıkları yaraları görmek istemez, hiçbir şey yokmuş gibi davranarak, hatta bazen “daha yapacak çok şey var” gibi ifadeler kullanarak, adeta daha yaşatılacak çok acılar ve yalnızlıklar var derler!

Sırada kimler var; acılara ve acıların sürüklediği yalnızlığa mahkûm edeceğiniz, diyen kendi yüreklerinin seslenişini dahi duymazlar!

Zira kendilerine yabancılaşanlar, ne başkalarının acı ve yalnızlıklarını, ne kendilerinde büyüyen travma, acı, yabancılaşma ve yalnızlaşmayı doğru okuyamazlar.

Sorun benim çektiğim acı ve yalnızlaşma değil, senin sebep olduğun ama kabullenmek için istifini bozmadığın acı ve yalnızlaştırma tablosunda…

Veya ben nelere sebep olmuşum diye düşünememek…

Böyle bir düşünce sarsar.

Doğrusu nice insan sebep olduğu acı ve yalnızlıklar karşısında duyarsızlığa devam ediyor.

Nice insan, acıları ve yalnızlıkları yaşatanlara rağmen, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih ediyor.

Nice insansa fotoğrafa bakıp ürküyor ve mahkûm edileceği acı ve yalnızlara düşmemek için köşesine çekiliyor veya tüm oluşumlara bir oyun olarak bakmayı tercih ederek, ben bu oyunda yokum diyor!

Kim haklı?

Kimin haklı olduğuyla çok ilgilenmiyorum.

Gerçek olan; yaşanan acılar ve yalnızlıklardır.

 

 

 

 
Etiketler: Acılar, Üzerine,
Yazarın Diğer Yazıları
05 Eylül 2019
Evlilik Cinayetleri
16 Ağustos 2019
Haydi Din Anlatalım
08 Ağustos 2019
Sevmek Ne Kadar Zor Dostum
02 Ağustos 2019
Edep
26 Temmuz 2019
İşler Nasıl?
19 Haziran 2019
Pusuda Kimler Var
25 Mayıs 2019
Bir ramazan ikliminde, af yolunu tutmak
29 Nisan 2019
“Kutsal Alanda Yolculuğa Çıkalım”
11 Nisan 2019
Sevgi Ve Güç Arasında
04 Nisan 2019
Seçimlerin ardından
26 Mart 2019
Kuşakların Çatışması mı?
20 Mart 2019
Yeni Zelanda Doğu mu Batı mı?
11 Mart 2019
Değer Bilerek Yaşamak
22 Şubat 2019
ELEŞTİRİYİ İHANET OLARAK GÖRMEK
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı