Yazı Detayı
04 Nisan 2018 - Çarşamba 10:00
 
BİLSAM Ne Mi Yapıyor?
Asım Demirkök
 
 

Sizler ne dersiniz bilemem ama ben yıllardır insanların arkalarında söylediğim sözleri yüzlerine karşı da hep söylemişimdir. Bu anlayış tarzı benim ahlakımın temelini oluşturur. Bu anlayış tarzı sizi iki yüzlülükten, yalan söylemekten alı koyduğu gibi, doğru bir insan olmanıza da yol aldırır. Anam rahmetlinin ta 1940’ların başında babam öldükten sonra kulağıma üfledikleri bu anlayış tarzı, hayatın gerçekleri olduğunu yaşamım bana hep doğrulamıştır. Bu anlayış tarzını davranışlarıma yansıtarak, çocuklarıma Rahmetli Anamın bana bıraktığı bu mirası sözlü değil yaşayarak ve yapmaya gayret ederek çocuklarıma bırakmaya elimden geldiğince çaba gösteriyorum. Bir de sıklıkla Anam rahmetli ‘oğluma Asım aman ha aman, ar damarın yırtılmasın’ derdi. Ar damarımın yırtılmamasına da elimden geldiğince oldukça özen gösteriyorum.

Yukarıdaki paragrafta yazdığım bu düşüncelerimi; geçtiğimiz Cumartesi günü sabah ve akşam olmak üzere Bilsam isimli Malatya’mızın olduğu gibi Türkiye’mizin de ender ve yüz akı olduğunu yapmış oldu çalışmalarla her daim yazdığım ve söylediğim Bilsamın düzenlediği, ‘Ahlakilik ve Siyasetname’ başlıklı iki konferansın anlatımcısı olarak Ak Parti eski Bakanlarından Prof.Dr. Sayın Ömer Dinçer’in konuşmacı olarak sunumunu yaptığı söyleşinin sabah ki bölümünde dile getirerek, ahlakın bir bölümüne katkı yapmaya çalıştım.

Bir de sabah ki söyleşide yüzün üzerinde bulunan hazırına dönerek, değerli arkadaşlarım kardeşlerim, bacılarım, evimize gelen misafir ya da akrabalarımız gittikten sonra, yüzlerine söyleyemediğimiz sözleri onlar ayrıldıklarından sonra, ya da iki arkadaşla veya bir arkadaş grubunun içerisinde orada bulunmayanları çekiştirdiğimiz, eleştirdiğimiz ve dedikodusunu yaptığımızda çocuklarımıza ya da kendimizin ahlakı zincirimizin hangi ahlaki değerini, ya da değerlerini bıraktığımızı hiç düşündük mü? 80 yaşıma geldim şu soruyu yatmadan önce hep kendime sormuşumdur. Bugün ben ne yaptım? Hangi yanlışları yaşamımın içine soktum, hangi iyiliklerle kendimi buluşturdum diye günümün öz eleştirisini yapmaya, gayret etmeye çaba gösteriyorum.

Ahlakilik bir günde, bir yılda kazanılacak bir değer değil ki. Yıllarca süren yaşamımızın zincirin halkaları gibi bir günden diğer güne eklediğimiz, eklemlediğimiz değerlerin toplamını yaşamımız boyunca sürdürdüğümüz bir çabanın ürünüdür.  

Cumartesi günün akşamında ise Sayın Ömer Dinçer hocamızın İslam Toplumlarının geçmişten günümüze ‘Siyasetnameleri Yeniden Okumak’  başlıklı kitabından özetler sunup, örneklerle siyasetin kimyasını okumamıza yardımcı oldu. İyide oldu.

Sunup bitip soru cevap bölümüne geçince. Söz alıp; değerli hocam Malatya’mızın yakın bir bölgesinde bir Aslantepe Höyüğümüz var burayı gördünüz mü dediğimde, Ömer Dinçer hocamız ‘evet gördüm bugün Aslantepe’yi ve Levent Vadisindeki Seyir Tepesini yükseklik korkum olmasına rağmen sağ olsun arkadaşlarımız gezdirdiler. Malatya’nın bunlar güzel değerleri, bunları dünyaya sunmak gerekir’ diye de ifade etti.

Ben konuşmamı sürdürerek değerli Ömer Dinçer Hocam, M.Ö. 3-4 bine tarihlenen Aslantepe Höyüğümüzün üst bölümünde bir kral Sarayı var. Adı Tarhunza diye kendini topluma hem kral hem tanrı olarak sunan bu kral Sarayının giriş itibariyle sağ tarafında büyükçe üretilen malları içinde barındıran büyükçe bir ambar var. Kazı sırasında bu ambarın çevresinde onlarca mühür buluntusu bulunmuş. Sol tarafında ise yine üretilen malların dağıtımının ve kayıtlarının yapıldığı bir diğer ambar ve mühürler. Bürokrasi ve malların sahibi bir kral Tarhunza var ve bu kral aynı zaman da ‘Devlet ve Hazinesinin de sahibi.’

Buradan hemen hızla M.S. 7.inci yüzyılın başlarına döndüğümüzde Peygamberimiz Hazreti Muhammed ‘Beytülmal’i’, yani o günkü ‘Devletin Hazinesi ve Mali işlerini Yürüten Kurumunu’ oluşturuyor. Peygamberimizin zamanında ve İslam’ın ilk yıllarında ‘Beytülmal’ kurumu, bürokrasisi ile birlikte topluma adil ve eşit hizmetler veriyor ve üretiyordu.  Giderek İslam’ın fetih ettiği alanlar genişleyip ‘Beytülmal da’ mal ve hizmetler çoğalınca Bürokrasi ve Beytülmal’ın adaletli ve eşit hizmet anlayışı bozulmaya ve İslam devletlerinde devletin yapısı ve siyasetin işleyiş şekli, işi ehlinde yürütülenlerin elinden alınıp, işi halifelik kurumunun başında bulunanların hükümranlığını yürütenlerin çıkarlarını yürütenlere devredilince, o günden günümüze kadar ‘İslami Anlayışı’ ve islam toplumlarının devlet yapısını ve siyasetini kemire kemire günümüze kadar taşımış oldu. Bizde geri dönüp baktığımızda bu ‘İslam Toplumlarında ki’ malların ve hizmetlerin dağılışını gözlerden uzak tutarak suçluyu ‘İslam da’ aramaya başlıyoruz. Oysa suçluyu ‘’İSLAM’DA’’ arayacağımıza, devletin hazinesinin işleyiş tarzına bakmayarak, yani malların ve hizmetlerin üretilişine, dağıtımına bakmıyoruz. Ya da buralara bakmamızdan bizi uzaklaştırıyorlar.

Buradan hızla günümüze gelince değerli Ömer Dinçer Hocam; Biz şu anda konuştuğumuz anda dahi dünyada ‘BİLGİ’, hem kendini yeniden üretiyor, hem de tarımdan, sanayiye, sağlıktan, silah sanayine, enformasyon ediğimiz iletişim ağlarının tümüne aktarıyor. Aktardığı bu alanların dünya üzerindeki  ‘Mal ve Hizmetlerin’ toplam değerinin günümüzde 375 trilyon değer olduğu söyleniyor. Bu 375 trilyon doların medyanın yalancısıyım, 50’inin üzerindeki varlıklarının dünyada bin kişini elinde olduğu söyleniyor. Yine bu durumda medyanın yalancısıyım, bu varlıkların 40’nın üzerindeki payı, dünyadaki 10 ila 20 kişinin elinde olduğu söyleniyor.

Şimdi şunu sormak istiyorum değerli Ömer Dinçer Hocam; Devletler ve siyaset bu varlıklıların kullanış biçimleri karşısında günümüzde ne yapmalı?

 Hocamın verdiği yanı; bu sorunun cevabı uzun bir süreyi alacağından başka bir zaman bırakalım oldu. Bende bu yaşıma kadar bu sorumun yanıtını hep aramaya çalışıyorum. Siyasetle ilgilendiğim, yazıp çizmeye başladığım 1960’lı yıllardan bu yana bu sorunun cevabını bir türlü bulamadım. Kendi kendime Asım Aramaya devam diyerek, aramaya devam ediyorum. Cevabını bilip de bana yardımcı olursanız memnun olurum.

Aslında Bilsam ne yapıyor sorusu; ‘İnsan, Bilgi ve Farkındalık’ sloganının altında yatıyor.  9.uncu yüzyıldan başlayarak,10.uncu yüzyılı ve 11 yüzyılın sonuna kadar yukarıda sorduğum soruların yanıtının ‘İslami Çevreler de’ aranmaya çalışılmış, epeyi bilgi birikimi de toplamışlardı. Sonradan bu toplanan bilgi birikimi unutulmaya uygulamamaya yüz tutulunca, ‘İslam Toplumları’ bir daha belini doğrultamadı. 19.uncu yüzyılın sonlarında ve 20.yüzyılın başlarında batı ‘entelektüel’ çevreleri derinlikli olarak bu sorunların yanıtlarını entelektüel düzeyde aradı. Her bir çevre kendine özgü ‘Liberalizm ve Marksizm’ adı altında toplumlara çözüm üretmeye ve hayata geçirmeye çalıştı. Onların sonu da ‘devleti ve bürokrasiyi’ ele geçirenlerin elinde kaldı.

Günümüzde ise ‘entelektüel’ düzey hem dünya ölçeğinde, hem ülkemizde, hem de Malatya’mızda yerlerde geziniyor. Bir ağ ki buna enformasyon, ya da iletişim diyorlar. ‘ALGI’ üzerinden insanların zihni esir almış. Toplumların adil eşit ve ehliyetli ellerde yürütülen uygun bir yaşam sürdürmesine imkân vermiyorlar. Ya da insanlar böyle bir yaşam tarzını elde etmeye çaba göstermiyorlar.

İşte son sözüm; Bilsam bir ölçüde yerlerde sürünen entelektüel düzeyi, düşünce ve fikir üreten insanları, yazarları çizerleri şehrimize taşıyıp hemşerilerimizle buluşturarak, hiç olmazsa şehrimiz Malatya’da ‘ENTELEKTÜL’ düzeyi bir yerlere taşımaya çalışıyor.

Emeği geçen ‘Bilsam Ailesine’ Malatya’ma ve hemşerilerime sundukları bu katkılarından dolayı teşekkür eder saygılarımı sunarım. Allah doğru yolda yürüyenlerin bu yolda yürüdükleri yollarını açık etsin diyorum.

 
Etiketler: BİLSAM, Ne, Mi, Yapıyor?,
Yazarın Diğer Yazıları
12 Şubat 2018
Yoksulluk ve Zenginliğin Kaynağı Üzerine
30 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (2)
29 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (1)
26 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (4)
25 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (3)
24 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (2)
23 Ekim 2017
Ankara’da Gerçekleştirdiğimiz ‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (1)
18 Ağustos 2017
Valimiz Ali Kaban’ın Kayısımız Üzerine Söyledikleri ve Düşündürdükleri
15 Mayıs 2017
Kavramlar Zihnimizin Aynasıdır
02 Mayıs 2017
Kitap Fuarımıza Gün Sayarken
24 Nisan 2017
‘BU ÇAĞRIM'
13 Nisan 2017
Hayat; Yolunu Döşemeye Bağlı
27 Mart 2017
Dünyada Neler Oluyor?
21 Mart 2017
Kavramlar Kafamızdaki Yerini Almayınca (2)
20 Mart 2017
Kavramlar Kafamızda Yerini Almayınca (1)
16 Mart 2017
Düşünce Felsefesi Neden Önemli
14 Mart 2017
Bizdeki Evet-Hayır, Avrupa Irkçılığı Ve İslamafobi, ‘Üretim Sürecinin’ İçinde
14 Şubat 2017
Kıymetli ve Değerli Torunlarım…
07 Şubat 2017
Suyumuzun yol hikâyesi devam edecek ancak (9)
06 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (8)
01 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (7)
30 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (6)
29 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (5)
25 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (4)
24 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (3)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikayesi…(2)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi…(1)
03 Ocak 2017
İyi ve Kötü
27 Aralık 2016
Bu dillere son bir sözüm olacak
25 Aralık 2016
Kim sol - Ya da sol nedir?
20 Aralık 2016
‘Ne diyeyim!’
18 Aralık 2016
Bu nasıl zihniyet yoksunluğu?
16 Aralık 2016
Ahmet Çakır Başkan ‘yola devam, durmak yok’
14 Kasım 2016
Maski Genel Müdürümüz Dr. Özgür Özdemir
27 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu Sorunumuz Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (3)
25 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (2)
24 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Mili Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz, Bu Sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (1)
07 Ekim 2016
Film Festivalimiz neden ertelendi?
04 Ekim 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (8)
03 Ekim 2016
'Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı' (7)
30 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (6)
29 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (5)
28 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (4)
27 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (3)
26 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
25 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
24 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (1)
30 Ağustos 2016
15 Temmuz Destanı
25 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (5)
23 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (4)
22 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (3)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (2)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz 2016 Kalkışması Neyin nesi! (1)
14 Temmuz 2016
İnönü Üniversitesi Rektörlük seçimi üzerine
30 Haziran 2016
Facebook ve bilimle ilişkimiz (3)
28 Haziran 2016
Facebook- Medya-Bilim nereye? (2)
24 Haziran 2016
Facebook'u Doğru Okuyabiliyor Muyuz? (1)
16 Mayıs 2016
‘’Toplum Aslantepeyi Sahipleniyor’’
25 Nisan 2016
Şu mesele var ya! Şu mesele!
21 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (3)
20 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkilerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (2)
19 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konuda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (1)
13 Nisan 2016
Tarım Fuarımız ve düşündürdükleri
23 Mart 2016
Herkes konuşuyor, Üniversitemiz yine susuyor?
04 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup
03 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (9)
02 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (8)
01 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (7)
31 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık Mektup (6)
28 Ocak 2016
Üniversitemiz Rektörü Cemil Çelik’e açık mektup (5)
27 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (4)
26 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (3)
25 Ocak 2016
Rektörümüz Sayın Cemil Çelik’e açık mektup (2)
24 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (1)
12 Ocak 2016
Aydınlarımıza ne oldu böyle!
Haber Yazılımı