Yazı Detayı
18 Aralık 2016 - Pazar 20:46
 
Bu nasıl zihniyet yoksunluğu?
Asım Demirkök
 
 

Bu köşe yazım; 15 Aralık 2015 günü hem Malatya Söz Gazetesindeki köşemde, hem de facebook blokuma aktardığım yazımın devamı niteliğindedir. Facebook blokumda bunlara ulaşabilirsiniz. Oradaki köşe yazım altındaki yorumları ile birlikte okunduğunda, bu köşe yazım daha bir anlam kazanacaktır. 

Zihniyet nihayetinde bir düşünme biçimidir. Yaşamın her alanındaki düşünme biçiminin, en sonunda gelip dayandığı nokta, tezahür ettiği alan, ‘kültürü’ kapsar. Bu dilinizle, konuşma tarzınızla, davranışınızla, giyim kuşamınızla her türlü hal ve hareketinizle kendini gösterir. Yazı yazıyor, bir yazıya yorum katıyor, ya da bir yazıya eleştiride bulunuyorsanız, o yazı diliniz, sözünüz, sizin aynanızdır. Oradaki düşüncenizi açıklama biçiminiz, sizin zihniyetiniz, kültürünüzün toplamını ifade eder.      

 Oluşan zihniyetiniz; yalınız düşünme biçiminiz ve bunun ifade ediliş biçiminizle sınırlı kalmaz. Bu yaptığınız konutlara, konutların içindeki eşyalara, yemenize içmenize, giyim kuşamınıza, inanışınıza, ev halkı içerisindeki birbirinizle olan ilişkinize, tutumunuza, mahallede yaşıyorsanız mahallenize, sitede yaşıyorsanız sitenize, işinize, iş yerinize kadar uzanır, yansır. Ve zihniyetiniz tüm bu alanlarda gün yüzüne çıkar.  

Elbette bu kendiliğinde oluşan bir hal değildir. Bu dünden bugüne bir toplumun, toplum içerisinde yaşayan bireylerin, süreç içindeki zihniyetinin akış halidir. 

Toplulukların süreç içindeki yaşam biçimleri, zihniyetlerini oluşturur. Bu insanların zihniyetleri, düşünce biçimleri ve bunun içinde yer alan kültürleri ile birlikte gökten zembille indirilmemişlerdir.  Demek ki topluluklar belirli zaman ve mekân içerisinde var olmuşlar ve bu varoluşlarını sürdürmek için, başta yeme içme olmak üzere, barınma, nesillerini sürdürmek için de, bir arada bulunmak ve bunları birlikte üretmek zorunda kalmışlardır. İşte bu üretimleri içerisinde kurdukları ilişkilerinin toplamı, çağlar boyu insanların zihniyetlerini oluşturmuştur. Üretimleri sonucu oluşan zihniyetleri, hem toplulukları hem de içinde yer aldıkları bireyleri değiştirmiş, dönüştürmüştür.  

Bu oluş hali toplulukların kadim kültürlerini, zihniyetlerini oluştururken, bu kadim kültürüne sahip olamayan ve onu kendi döngüsü içerisinde evrimleştiremeyen topluluklar, aileler ve bu aileler içerisinde yer alan bireyler de, değerli yazar Alev Alatlı’dan ödünç aldığım ‘paçozlaşma kavramın içerisine girip, ‘paçozlaşmaya’ başlıyorlar. 

15 Aralık 2016 tarihinde yazdığım yazımın bir bölümünde, 1960 yılından bugüne kadar köşe yazısı yazdığımdan söz etmiştim. 30 yıla yakın bir zamandır Malatya da yazı yazmaya devam ediyorum. Malatya’da televizyonlar boy verdiğinden beri, TV. Kanallarında program ve yorum yapmadığım TV. Kalmamıştır. Köşe yazısı yazmadığım gazetede de kalmamıştır. Bir kez olsun reklam alacağım diye ne kamu kurum kuruluşlarının, ne de şahısların önüne yatmadım. Onlardan reklam alabilmek için faizcisiniz diyerek şantaj bayrağını sallamadım. Yaptığım programlardan ve yazdığım köşe yazılarımdan bir kuruş menfaat sağlamadım. Yıllarca yazdığım yazılarımda kişileri hedef kılmadım. Bugüne kadar hiçbir şahsın kişiliğine yönelik yazılarımda ve konuşmalarımda onlara yer vermedim. Bir tek örnek gösteremezsiniz. Ülkemin, şehrimin sorunları derdim olmuş, onlara çözüm önerilerimi sunmak, iyi işler yapıldığında da, siyasi, kimliği inancı ne olursa olsun, ellerine sağlık demeyi ihmal etmedim.  

Medya patronlarının Allah canlarına sağlık versin ömürlerini uzun kılsın. Hayattalar. Herhalde konuşacak dileri vardır. Bu konuda sözlerini esirgemeye ve düşüncelerini serd edenlerinde de, ellerine yüreklerine sağlık diyorum. Onların da yakında paçasına sarılırlar.  

Paçozların bir özelliği daha var, sevgili hemşerilerim, değerli okurlarım. Bunlar birilerinin arkasına saklanarak, en yakınınızdan, en yakınınız üzerinden çukurlaşıp, çukurun içinden, oradan ateş ederler. Bu nenle de kalleştirler ne zaman nerden ateş edeceğini bilemezsiniz.   

Böylesi paçozlar her adım atmalarında, her söz ve eylemlerinde kendilerini belli ederler, farş ederler. Zaten toplumun bütün kesimleri böylesi tipleri tanır. İçlerine almamaya, kendilerinden uzaklaştırmaya çalışsalar da, ne yazık ki her yerden kovulmalarına rağmen, toplulukların içine sızar, bu kez de oradan ateş etmeye çalışırlar. 

  

Sevgili hemşerilerim, değerli okurlarım; Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti yoktur. Paçozluk insanın zihniyetine, birden gelip oturmaz, davranışlarına, ruh haline aniden gelip yapışmaz. Bu insanların ailesinden, çevresinden, eğitiminden, içinde bulunduğu üretiminden, işte bütün bu üretim ilişkilerinin içerisinde oluşan, tezahür eden bir oluşma halidir. Bu ileriki yaşlarda şizofrenik bir hal alır. Adım adım yaşam tarzına dönüşür. Çevrenizdeki bu tiplere bir bakın. Bunlar düşünce fukarasıdırlar. Açıklayıcı bir düşünceleri, söyleyecekleri bir fikirleri olmadığı için ağızlarını açış halinin ilk nüvelerinde hemen istemezüğü görürüsünüz. Sonra sağa sola saldırmaya, hırlamaya başlarlar. Bu tipler isminden söz ettirmek için yazılarında, buldukları ortamlarda, ortamı gerginleştirmeye çalışırlar. Asıl amaçları fikir fukaralıklarının üstünü örterek, kendilerinden, isimlerinden bahsedilmeleridir. Cevap vermezseniz peşinizden koşar, paçanıza yapışır, bas bas bağırlar. Aldırmayın böylelerine. Paçanıza yapışmak için çevrenizde hırlayıp dursunlar. 

Bu nedenle disiplinler arası okumalardan ve bunlar arasındaki ilişkileri kurmanın giderek azalması halinden, en çok etkilenen kesimin medyayı oluşturanlardan olduğunu söylemeye çalıştım. Onlar TV. Kanalları üzerinden ve yazdıkları köşe yazıları ile toplumun üzerine, adlarının önüne Prof. Hukukçu, emekli general, işçi, gazeteci, ne sıfat yerleştirirlerse yerleştirsinler, toplumumuzun üzerine paçozluk hallerini boca etmeye çalışıp durular. 

Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı yoktur demişti değerli hocamız yazar Alev Alatlı. Ne yazık ki, giderek çevremizi sarmalayıp duruyor. Bu nedenle eğitimcilerimize büyük iş düşüyor. 

Çağımızda paçozluk da, yoksulluk da, eğitim üzerinden kalıcılaşıyor. Aman dikkat!.. 

 
Etiketler: Bu, nasıl, zihniyet, yoksunluğu,
Yazarın Diğer Yazıları
12 Şubat 2018
Yoksulluk ve Zenginliğin Kaynağı Üzerine
30 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (2)
29 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (1)
26 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (4)
25 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (3)
24 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (2)
23 Ekim 2017
Ankara’da Gerçekleştirdiğimiz ‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (1)
18 Ağustos 2017
Valimiz Ali Kaban’ın Kayısımız Üzerine Söyledikleri ve Düşündürdükleri
15 Mayıs 2017
Kavramlar Zihnimizin Aynasıdır
02 Mayıs 2017
Kitap Fuarımıza Gün Sayarken
24 Nisan 2017
‘BU ÇAĞRIM'
13 Nisan 2017
Hayat; Yolunu Döşemeye Bağlı
27 Mart 2017
Dünyada Neler Oluyor?
21 Mart 2017
Kavramlar Kafamızdaki Yerini Almayınca (2)
20 Mart 2017
Kavramlar Kafamızda Yerini Almayınca (1)
16 Mart 2017
Düşünce Felsefesi Neden Önemli
14 Mart 2017
Bizdeki Evet-Hayır, Avrupa Irkçılığı Ve İslamafobi, ‘Üretim Sürecinin’ İçinde
14 Şubat 2017
Kıymetli ve Değerli Torunlarım…
07 Şubat 2017
Suyumuzun yol hikâyesi devam edecek ancak (9)
06 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (8)
01 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (7)
30 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (6)
29 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (5)
25 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (4)
24 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (3)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikayesi…(2)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi…(1)
03 Ocak 2017
İyi ve Kötü
27 Aralık 2016
Bu dillere son bir sözüm olacak
25 Aralık 2016
Kim sol - Ya da sol nedir?
20 Aralık 2016
‘Ne diyeyim!’
16 Aralık 2016
Ahmet Çakır Başkan ‘yola devam, durmak yok’
14 Kasım 2016
Maski Genel Müdürümüz Dr. Özgür Özdemir
27 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu Sorunumuz Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (3)
25 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (2)
24 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Mili Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz, Bu Sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (1)
07 Ekim 2016
Film Festivalimiz neden ertelendi?
04 Ekim 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (8)
03 Ekim 2016
'Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı' (7)
30 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (6)
29 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (5)
28 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (4)
27 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (3)
26 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
25 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
24 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (1)
30 Ağustos 2016
15 Temmuz Destanı
25 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (5)
23 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (4)
22 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (3)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (2)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz 2016 Kalkışması Neyin nesi! (1)
14 Temmuz 2016
İnönü Üniversitesi Rektörlük seçimi üzerine
30 Haziran 2016
Facebook ve bilimle ilişkimiz (3)
28 Haziran 2016
Facebook- Medya-Bilim nereye? (2)
24 Haziran 2016
Facebook'u Doğru Okuyabiliyor Muyuz? (1)
16 Mayıs 2016
‘’Toplum Aslantepeyi Sahipleniyor’’
25 Nisan 2016
Şu mesele var ya! Şu mesele!
21 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (3)
20 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkilerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (2)
19 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konuda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (1)
13 Nisan 2016
Tarım Fuarımız ve düşündürdükleri
23 Mart 2016
Herkes konuşuyor, Üniversitemiz yine susuyor?
04 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup
03 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (9)
02 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (8)
01 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (7)
31 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık Mektup (6)
28 Ocak 2016
Üniversitemiz Rektörü Cemil Çelik’e açık mektup (5)
27 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (4)
26 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (3)
25 Ocak 2016
Rektörümüz Sayın Cemil Çelik’e açık mektup (2)
24 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (1)
12 Ocak 2016
Aydınlarımıza ne oldu böyle!
Haber Yazılımı