Yazı Detayı
10 Şubat 2018 - Cumartesi 11:51
 
Chp’de Sorun...
Tacettin Elmas
 
 

Gelişmiş, gelişmekte olan ya da geri kalmış tüm toplum ve ülkelerde sol parti ve politikaları, diğer sağ ve muhafazakar parti ve politikalardan ayıran temel ayırım, içinde bulundukları toplumu ekonomik ve sosyal olarak adil ve eşitlik temeli politikalar ile bunların pratikte uygulamalarıdır. Özellikle pratikteki uygulamalar temel ayırt edici özeliktir. Yoksa her sağ parti ve kuruluşta teoride genelde eşitlikçi ve adil söylemler ile politik sloganlar geliştirir ama iktidara geldiklerinde tam tersi uygulamalar yaparlar. Tıpkı ülkemizde olduğu gibi.

 

İktidar ya da muhalefette olan bütün partilerin söylemlerine baktığımızda, aralarında bir fark görülmez. Hepsinde Demokrasi, özgürlük, insan hakları, hak, hukuk, adalet eşitlik hatta iktidar partisi bunu daha da geliştirmiş hepsine birde ileri kavramı koyarak, hepsinde daha da ilerde olduğunu ispatlamaya çalışmış. Yani herkes kendisine göre bir demokratlık, demokrasi tanımı yaratmış, çevresinde var olanlara ya da konuştukları herkese “bak işte doğru olan budur.”Kabul edersen! Yani kısacası benim düşündüğüm gibi düşünür, benim baktığım gibi bakar, benim gördüğüm gibi görürsen demokratsın ve bendensin. Yoksa dost değil düşmansın, hainsin vs…

ÇIK İŞİN İÇİNDEN ÇIKABİLİRSEN!

Nasıl? Güzel bir siyaset anlayışı. Hem çok kolay. Hem çok anlaşılır. Öyle uzun uzadıya genel demokrasi tanımı yapmaya, çok laf arayıp birilerine anlatmaya hiç gerek yok. Kısa ve öz ya benden olacaksın ya da yok olacaksın bunun ortası yok. Bu noktada sağ partilerde sıkıntı yok. Adamlar zaten çizgilerini başta belirtmişler. Biri diyor “Ya taraf olacaksın ya bertaraf olacaksın.”Diğeri “ya sev, ya terk et.”

Sıkıntı sol partilerde. Bunların neredeyse tamamı bu konuda mangalda kül bırakmıyorlar. Teoriye (yani lafa) gelince kendilerinden iyi bir demokrasi savunucusu asla yok. Uygulamaya gelince sağ partilerin dediklerinden bir farkları yok. Yani onlar da “ya bendensin ya da bana karşısın.”ikinci bir alternatif kesin ihanettir, bozgunculuktur.” Diğer sol partilere hiç girmeyelim. Kendisinin ana gövde olduğunu söylen CHP’ye bakalım.

 

CHP’de sırasıyla sözüm ona bir ön seçimle önce köy ve mahalle delegelik seçimleri ve sonrasında ilçe ve il kongreleri yapıldı. İlk başta, köy ve mahalle adına delege olanlara soruyorsun, “Kardeşim seni köylün ya da mahallelin mi delege olarak seçti?” ‘Yok’ diyor. Hatta adam ne delegeliğin ne olduğunun farkında, ne de ne işe yaradığının farkında. Has bel kader birileri kendilerine bir günlüğüne bu unvanı vermiş, oda bazen bir dost, bazen bir arkadaş yada bir menfaat vaadiyle gelip o unvanı o gün seçimde kullanıp gidiyor. Gerisinde ne olmuş, ne olacak çokta önemli değil. Halbuki kendi kaderini geleceğini hiç hak etmeyen birilerine teslim ettiğinin farkında bile değil. Öyle ya sanki taş attı da kolumu yoruldu! Bazen adam, beleşe bir gün ya da bir saatliğine kendisine verilen bu unvan (delegelik) kendisine verilen tarafından elinde alındığı zaman, gidip birde unvanı kendisine verenlere birde kafa tutup hakaretler ediyor! Bir de kişiyi bırak o partiyi hedef alıp bir daha partiye oy bile vermiyor. Bu demokratik delegelik seçimi ve sonucu.

 

Bir de demokratik bir şekilde seçilen delegelerin seçtikleri demokrat ilçe başkanlıklarına bakalım. Bir gecede masa başında öyle ya da böyle yazılıp ilçe seçim kuruluna bildirilen dele listeleri, yasal süre olan son ana kadar herkesten gizlenir. Ne olur ne olmaz başka aday falan olmak isteyen olurda, tüm planlar suya düşmesin diye. Hata eğer çıkarsa aday olan şahsa o liste verilmesin. Gerekirse son ana kadar bir önceki kongre delege listesi ile o aday olan kişi oyalandırılır. Tabi seçim anında liste yasal olmayınca yeni rakip aday kendiliğinden aday olmaktan düşer. Taban da böyle kurgulanan bir demokrasi modeli sonra ile ve tabi oradan da kurultaya kadar gider. Ha bunun adı da olur CHP’ye özgü yeni parti içi demokrasi. Kabul edersen CHP li, etmezsen değilsin hatta ihanetçisin. Şimdi. Tüzüğe bakıyorsun yazılanlar başka, yapılanlara bakıyorsun bambaşka. Acaba diyorsun hangisi doğru. Yazılanlar mı? Yoksa uygulananlar mı? Tabii ki herkes uygulananlara bakıp kararını öyle veriyor. Eğer o uygulamalardan şahsi bir çıkar ve menfaati yoksa.

 

İş böyle olunca parti önce kendi içinde bir güven ve itibar Erozyonuna uğruyor. Sonrada bu ayak oyunları ile seçtirilen ve hiçbir bilgi, birikim ve liyakat tan uzak kişiler, parti politikalarını tabanda kitlelere anlatamıyorlar. Parti içinde oluşan güvensizlik parti ilçe ve il başkanına yönetimlerine yansıyor dolayısı ile ya sahaya güvenli bir şekilde çıkamıyorlar ya da çıktıkların da öz güven eksikliğinden dolayı inandırıcı olamıyorlar. Gerçi adamların böyle bir dertleri de yok ya… Neyse.

Böyle olunca da parti kaybetmiş kazanmış çokta önemli değil. Yaptığı ya da yapacağı işe kendisi inanmıyor ki, karşısındakini ve toplumu inandırsın. CHP’sinin şu ana kadar seçtirilen kadrolarının yapısı bu. En azından kendi bölgemdeki tablo bu. Yani sorun A ya da B kişisin de değil. Ya da kurultay da dillendirildiği gibi genel başkan da değil. Üzerine oturtulduğu sistemde. Bu sistemin uygulanışında.

 

Her bölge de varlıklı olan birileri ortaya çıkıp kendi şahsi menfaatleri için bunu kendi ne göre yorumlayıp uyguluyor. Ve sonuçta da yüzde bilmem kaç bandına sıkışıp kalıyor. Yani hem şeytana, hem Allaha kulluk ederek bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Amaçlarına kendi içinde yeterince inanamayanların karşısındaki kişileri ya da toplumu ikna edip, örgütlemelerinin olanağı yoktur. Bu amaç, ikna etmek istedikleri tüm toplumun gerçek amacı olsa bile. Kaldı ki şu an da böylesine ağır ve birbiri ile bazen doğrudan bazen dolaylı olarak iç içe geçmiş toplum iç ve dış sorunlarını hiç anlatamaz.

 

Politikada amaç, bireysel çıkarlar olunca partilere seçtirilenlerin böylesi yeteneklerine bakılmaz. Bu konuda ne kadar yeteneksiz ve vasıfsız insanlar varsa onlar daha çok tercih edilir. CHP’sinin aşması gereken en büyük sıkıntı budur. Şu son yıllar da Malatya ve ilçelerinde CHP’sinin sürekli oy kaybetmesinin altında yatan en önemli neden budur. Adamı ilçe başkanı yaptırmış. Adam seçildikten sonraki gün yapılacak bir seçime kadar partiyle o kadarki sadece kağıt üzerinde bağını devam ettiriyor. Bırak toplumsal sorunları partinin herhangi bir politikasından haberi yok. Parti politikası ile ilgili bir sürü bilgi, tanıtım broşürü gelir. Günlerce parti kapısından asılı kalır. Bir satırı bile okunmadan hepsi çöpe atılır. Her şey kağıt üzerinde yazılı formaliteden öteye gitmez. Böylesi bir örgütlenme anlayışı ile kitleler ile bütünleşip iktidar olmanın olanağı yoktur. Demokrasiyi, demokrasi tanımını kendi içinde içselleştiremeyen, uygulamayan kadrolarla kitlelere anlatamazsınız. Yine bilgi birikimi olmayan kadrolarla hak, hukuk, adalet ve demokrasi topluma anlatmaya çalışan kadrolar, kendi düşünce kapasitelerine uygun bir demokrasi anlayışı yaratarak kitleleri ikna etmeye çalışırlar ki, böylesi bir çalışma da uzun vadede hem partiye, hem de topluma çok pahalıya mal olur.

Yani bu kadrolar, parti ve topluma faydalı olacakları yerde zarar verirler. Netice de şu ana kadar yapılanlar ve elde edilen olumsuz sonuçlar bu tür bir siyasal çalışma ve yaklaşımın sonucudur. Bunun en büyük faturasını da ne yazık ki tüm Türkiye toplumu ödüyor.

Bir an önce tabandan tavana doğru bilgi ve liyakat esasına dayalı gerçek bir örgütlenme modeli ile partiye taze kan verilmese, her seçim de aynı sonuçlar ile sadece birileri mutlu olur. Henüz geç kalınmış değil….

 

 

 
Etiketler: Chp’de, Sorun...,
Haber Yazılımı