Yazı Detayı
03 Şubat 2020 - Pazartesi 09:43
 
DEPREMİN SÖYLETTİKLERİ
Necip Cengil
 
 

Deprem vurup geçmiyor, derin izler bırakıyor ancak derin yara izleriyle yaşamaya alışmak gibi bir süreç yaşayabiliyoruz. Vurdu geçti diyoruz. Vurup geçmiyor, daha doğrusu böyle değerlendirilmemesi gerekiyor.

Ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaralananlara şifa…
Sonra iş güç, unutuyoruz.
Unutmamak gerekiyor.
Türkiye’de yalnızca son 5,5 yılda irili ufaklı 50 bin 942; yalnızca 2008 yılı içinde 11 bin 706; 1 Ocak 2009 – ile 31 Temmuz 2009 tarihleri arasında ise 9.272 deprem yaşanmıştır. Yeryüzünde 600 milyon insanın deprem açısından riskli bölgelerde yaşadığı tahmin edilirken Türkiye nüfusunun 98’i deprem tehdidi altında yaşamaktadır. Sanayi kuruluşlarının 98’i deprem bölgelerinde ve 73’ü de aktif fay hatları üzerinde yer almaktadır. Aynı şekilde barajlarımızın 95’i bu tehlikeli topraklar üzerinde bulunmaktadır.
Bu veriler net verilerse, işimiz zor, yükümüz ağır.
İlk olarak dünyanın imarı açısından kalıcı olan bir ahlak geliştirmemiz gerekir. Bu kalıcı ahlak kendi sesiyle bize seslenir o zaman ve der ki:
İnsan olarak kendin için, çevre için, diğer insanlar ve bütün canlılar için merhametin diri olsun. Merhametin sana mal, can, nesil emniyeti için yapman gerekenleri öğretir. 
Yaşadığın yeri önemse! Rasgele yere ev yapma, tarım arazilerini beton istilasıyla tüketme, zemini uygun olan yerlere binaları taşı. Projeni mal, can ve nesil emniyetine uygun olarak yaptır. Hesaplarla oynama. Yanlış projeyi geçirmek için, ağırlığı olan kişiler devreye koyma. Eğer yöneticiysen, asla yanlış projeyi onaylama! Yanlış proje ile sadece binayı yaptıran; mal, can ve nesil tehlikesiyle karşı karşıya gelmez, bütün şehir kaybeder!
Coğrafyanı tanı! Yaşadığın bölgenin deprem geçmişini düşünmeyi ve ona göre davranmayı önemli bir görev olarak içselleştir. Bu senin görevin, başkasını ve hatta yöneticileri suçlama zira yöneticilerin yumuşak karnı olan “seçim ve oy meselesi” onların bazı şeyleri ihmal etmesine neden olabilir ki buna alan oluşturan da yine o bölgenin seçmenidir. Bir “can mal ve nesil emniyeti bilinci” oluşturmaz, hayatını, anlayışını buna göre beslemezsen; parti olarak seçmen kaybetmeme telaşı, seçmen olarak partiye istediğini yaptırma bilinçsizliğiyle ülkeyi yaşanmaz hale getirirsin!
Dere yatakları senin ciğerlerin, mümbit alanların olarak kalsın, evini, iş yerini sert zeminlere taşı ve o bölgede de ehil ellere projeni yaptır ve uygulamada hiçbir noktayı ihmal etme; süsü az olsa da olur ama emniyetsiz olursa binanın süsü seni yutar!
Kaderi istediğin gibi yorumlama! Kader ölçüyü de bildirir. Ölçü bellidir; can, mal ve nesil emniyetini tehlikeye atacak işler yapmayacaksın! Şöyle düşün; kader bir canlı olsaydı eğer, günün birinde yani hesap gününde hepimizden şikâyetçi olurdu. “Bunlar suçu bana atıp her olumsuzluğun içinden sıyrılmaya çalıştı rabbim” derdi. Biz suç bastırmak için kader kelimesini kullanıyoruz. Suç bastırmak için sarıldığımız bir bahane olarak kullanıyoruz kaderi, kendi ölçüsüzlüğümüze, haddi aşmamıza kader diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz. Biz ölüyoruz, biz kaybediyoruz ama kendimizi yeryüzünün fıtratına münasip bir yaşam bilincine taşımak için çok çaba sarf etmiyoruz.
Depremle yıkılan sadece binalar değil başka bir deyimle deprem asıl zihinsel yıkımın oluşturduğu, büyüttüğü ve tehlike haline getirdiği bir sonuç. Yeryüzü Allah’ın kendisine yüklediği fıtratla hareket ediyor. Fay kırılması gereken yerde ve zamanda kırılıyor. İnsan bilinci bunu anlamak yerine, işini sağlam yapmak yerine ezber ve sloganlaşmış ifadelerle savunma yapmayı tercih ediyor. İnsan zihninin fay kırıkları hayatı çekilmez kılıyor, fıtrata aykırı işliyor.
Deprem veya başka kazalar, afetler ölüm getiriyor. O ölümlerde fert olarak, sorumlu olarak, toplumsal sorumluluğa haiz kişiler olarak elbette isyan etmememiz gerekiyor. Doğru sonuçlar çıkarmamwız gerekiyor. “Başımı sokacak dört duvarım olsun da nasıl olursa olsun” demememiz gerekiyor. Bir fay kırığı diğerini tetiklediği gibi, yanlışlar da birbirini tetikler buna müsaade etmemek gerekiyor. Sadece yöneticileri suçlayarak kendimizi aklayamayız çünkü onları da bir noktada bazı yanlışlara iten bizim tercihlerimiz, dayatmalarımız. Kabul etmeliyiz ki, bizim alkışlarımız ve yönlendirmelerimiz yöneticilerin duruşunu etkiler. Nasıl olursa olsun “beslenen” olmayı değil üreten, fikren, teknik olarak, proje geliştirerek besleyen olmamız gerekiyor.

 
Etiketler: DEPREMİN, SÖYLETTİKLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2020
KORKMAYIN
19 Mart 2020
SALGIN ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK
29 Ocak 2020
DEPREM; GEÇMEK BİLMEYEN AN
31 Ekim 2019
BATI İNSANLIK ADINA NEREDE DURUYOR
11 Ekim 2019
SINIR ÖTESİ HAREKAT
10 Ekim 2019
MUHALEFET VE İKTİDAR DİLİNİN AYRILIĞI
05 Eylül 2019
Evlilik Cinayetleri
24 Ağustos 2019
Acılar Üzerine
16 Ağustos 2019
Haydi Din Anlatalım
08 Ağustos 2019
Sevmek Ne Kadar Zor Dostum
02 Ağustos 2019
Edep
26 Temmuz 2019
İşler Nasıl?
19 Haziran 2019
Pusuda Kimler Var
25 Mayıs 2019
Bir ramazan ikliminde, af yolunu tutmak
29 Nisan 2019
“Kutsal Alanda Yolculuğa Çıkalım”
11 Nisan 2019
Sevgi Ve Güç Arasında
04 Nisan 2019
Seçimlerin ardından
26 Mart 2019
Kuşakların Çatışması mı?
20 Mart 2019
Yeni Zelanda Doğu mu Batı mı?
11 Mart 2019
Değer Bilerek Yaşamak
22 Şubat 2019
ELEŞTİRİYİ İHANET OLARAK GÖRMEK
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı