Yazı Detayı
10 Eylül 2018 - Pazartesi 10:00
 
Dış Güçler
Tacettin Elmas
 
 

Bu cümle günümüz küreselleşmenin hakim olduğu dönemde pratikte pek anlamı,karşılığı olmayan bir tanımlamadır.

 Neden.?

Bilim ve teknolojinin gelişmesi,üretim araçlarının bu teknolojinin kontrolüne girmesi ve en önemlisi de bu gelişim ve değişim sürecinin ulusal sınırları aşarak uygun bulduğu her kara parçasını kendisine yer,başka bir deyişle vatan kabul etmesi bu tanımı pratik hayatta anlamsızlaştırmıştır.

Bu değişime öncülük eden,kontrol edip yön veren kim.?

Bu değişimin bir sonucu olarak devletlerin kontrolünden çıkarak,devletleri kendi kontrolüne alarak daha da büyüyen sermaye.Yani para.

En zengininden tutun,en yoksul birey ve toplumlara ve bu toplumları oluşturan bireylere sorun,siyasi görüş ve düşüncesi ne olursa olsun,hangi dini inanca mensup olursa olsun bütün toplumsal ilişkileri,gelenek ve görenekleri belirleyen bu toplumsal bakış açısını şekillendiren budur.

Yani paradır.Yani insanların gelir ve giderlerini belirleyen ceplerine giren sermeyenin,paranın kendisidir.

Yani sermayenin,yani paranın egemenliği.Herkes bu gerçeği kabullenir ama bir takım kendisine özgü nedenlerden dolayı farklı yorumlar, yada buna uygun tepkiler gösterir.

Peki bu sağlıklı bir gelişme mi.Yine hemen hemen herkesin buna vereceği cevap aynıdır.

Tabi ki değil. Çünkü insana topluma çevre ve bütün toplumsal değerleri hakim olduğu her yer ve ortamda yok ediyor.

Peki bununla birlikte yaşıyarak bu değerlerin korunması mümkün mü? Tabi ki mümkün. Başarabilenler var mı? Var.

İskandinav ülkeleri.İsveç,Norveç,Finlandiya...gibi ülkeler bunu başarmışlar ve halada devam ediyorlar.Bu gerçeğe rağmen şu anda dünyanın refah seviyesi en yüksek mutlu ve sağlıklı insanları bu ülkelerde yaşıyan insanlardır.

Peki.Bu tabloda böyle örneklerde varken, neden hala bazı ülke yöneticileri kendilerine dış güçler,dış odaklar,dış düşmanlar  yaratarak yönetmiş oldukları toplumlara böylesi bir algı yerleştirmeye çalışırlar.Ve bu toplumların ekonomik ve sosyal özellikleri nelerdir.

Önce özelliklere bakalım.

Bu ülke ve toplumlar.

1.Ekonomik ve sosyal olarak ulusal gelişmişliğini tamamlamamış toplumlar.

2.Buna bağlı olarak,ekonomik olarak dışa bağımlı hale gelmiş olanlar.

3.Ekonomik olarak dışa bağımlı oluşun yarattığı siyasi bağımlılık.

4.Tüm bunlara bağlı olarak eski feodal toplumsal değerlerin toplumdaki etkisinin varlığı.

5.Ve en önemlisi tüm toplumun bu ekonomik  ve siyasi olguyu içselleştirip benimsemesi.

Bu özelliklere sahip olan ülke ve toplumlarda toplumu yönetmeye çalışan siyasi partiler önce otokritik,oligarşik bir şekilde örgütlenirler.Ve yine ilk başta kendi içlerinde bir parti bürokrasisi yaratırlar.Bu bürokratik yapı yönetime geldiği zaman bunu ekonomik olarak güçlendirip oy verenler için faydanılması gereken bir cazibe merkezi haline getirirler.Toplumun değer yargıları ekonomik çelişkilerden uzaklaştırılıp geçmişten günümüze kadar uzanan uhrevi(Dini inaç gb) hayatın değerleri üzerinde konumlandırılır.Çoğunlukla yönetmiş oldukları aynı toplumun içinde bir farklılık yaratılır.Toplumun bir kesimi diğer bir kesimine düşman,tehdit olarak göstetilir.Bu senaryo inandırıcılığını kaybetmeye başladığı zaman devreye dış güçler,dış düşmanlar algısı girer.

Halbuki böylesi bir düşman yoktur.Dış güçler,dış mihrak ya da düşman olarak topluma lanse edilen ülke ve toplumların sermaye kuruluşları,yerli sermaye kuruluşları ile işbirliği ve ortaklıklar kurarak hayatın her alanında zaten varlar.

Durum bu olunca, yani senin istek ve taleplerin ile, kendi davetin ile ülkene gelen ve yıllardırda istediği her şeyi hiç bir zorlukla karşılaşmadan alan bir kişi,kurum,ya da devlet neden birden dış düşman olur.

Adam,kişi,kurum,kuruluş artık neyse böylesi bir durumda rahatını bozmaz.

Dış güçler,odaklar,düşmanlar olmayan bir hayali ekonomik,sosyal,siyasal olarak tıkanmış olan bir sistemi topluma suni olarak benimsetmeye çalışarak algılar üzerinde bir iktidarı devam ettirme çabasının bir sonucudur.

Sonuç her halükarda topluma çok pahalıya mal oluyor.İlerde daha da olacak.

 
Etiketler: Dış, Güçler,
Yazarın Diğer Yazıları
12 Temmuz 2019
Arz ve Talep
27 Haziran 2019
Neden zorunlu seçim.
27 Mayıs 2019
Tarımda Tarsim,Tarsimde çiftçi bilmecesi
04 Mayıs 2019
Normalleşme
24 Nisan 2019
Linç
17 Nisan 2019
Dayatma Seçim
04 Nisan 2019
Pişkinlik
26 Mart 2019
Sürpriz Seçim!
18 Mart 2019
Halk Siyasal Hayattan Dışlanmamalıdır
14 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı.
06 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı
27 Şubat 2019
Resim
19 Şubat 2019
İflas
12 Şubat 2019
Ziraat Odaları
05 Şubat 2019
Gidişat
30 Ocak 2019
Gündem Güven
22 Ocak 2019
Kerhen Demokrasi
15 Ocak 2019
Ruh Sağlığı
08 Ocak 2019
Şiddet.
31 Aralık 2018
Sorgulama.
24 Aralık 2018
Sorunlu Sorumluluk.
18 Aralık 2018
Şükür
10 Aralık 2018
Kutuplaşma 2
04 Aralık 2018
Kutuplaşma
26 Kasım 2018
Profil
16 Kasım 2018
Celep
06 Kasım 2018
Politika
29 Ekim 2018
KULAKLARI ÇINLASIN.
18 Ekim 2018
Seçim
09 Ekim 2018
Sağ, Sol.Yada Sol, Sağ.
28 Eylül 2018
Vatandaş Bülent
18 Eylül 2018
CHP Ne, Nasıl.
03 Eylül 2018
Yerelden Sorunlar
04 Temmuz 2018
Çiftçi ve Tarsim Bilmecesi
12 Haziran 2018
Stratejik İrade,Stratejik Oy
07 Haziran 2018
Miting
01 Haziran 2018
Liyakat
24 Mayıs 2018
Dayatma Seçim, Dayatma Demokrasi
14 Mayıs 2018
Yol Ayrımı
08 Mayıs 2018
Cepheleşme
03 Mayıs 2018
112 Acil Seçim, Acil Demokrasi
23 Nisan 2018
Erken Seçim ve Demokrasi
13 Nisan 2018
Değerler Savaşı
03 Nisan 2018
2019 Seçimlerine Doğru Malatya’da CHP
15 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine
06 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine 2
19 Şubat 2018
Ulusalcılık, Milliyetçilik Üzerine…
10 Şubat 2018
Chp’de Sorun...
30 Kasım 2017
CHP’de Tek Adam Demokrasisi
25 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (2)
24 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (1)
09 Ağustos 2017
Tütün, Kayısı ve Tarım Politikalarımız
03 Ağustos 2017
Tarsim Fizyolojisi
17 Temmuz 2017
Tarsim Ve Kaysıda Fizyolojik Dökülme
Haber Yazılımı