Yazı Detayı
16 Mart 2017 - Perşembe 09:11
 
Düşünce Felsefesi Neden Önemli
Asım Demirkök
 
 

Düşüncenin oluşum ve bunun açıklanma süreci hiçbir anlamda kesintiye uğramamalı ve uğratılmamalı. Böyle bir ortam oluşmazsa, hangi düşüncenin yanlış, hangi düşüncenin doğru olduğuna birileri, bu devlet dahi olsa müdahale edildiği andan itibaren, düşünce ortamı çiçeklenmez ve çiçek açmaz. Doğal ortamı içerisinde yetişmeyen çiçeklerden değil de, önüne şeker özü içeriği konularak bal yapması istenilen arılar bal yapmasına bal yapar. Ancak bu baldan yiyen tek tek insanların ve toplumların kısa zamanda hastalandıkları görülmese de, zaman içerisinde bireylerin ve toplumların zehirlendikleri görülmüştür. Bu zehrin önemli bir payının da devletlereve kurumlarına yapışıldığı görülür.Görülürgörülmesine ama bu arada en çok zararı bizatihi,‘devletin’ kendisi ve ‘kurumları’ almış olurlar. Toplumların tarihi süreci içerisinde, bunların yüzlercesine şahitlik etmiştir.

Yüz yıla yakın bir tarihimiz bunun örnekleri ile doludur. Geçmiş tarihimizde onca doğal ortamları içerisinde bal verecek arılarımızın bal yapmasını engelleyerek,onları hapislere doldurup, onların yerine, önlerine şeker özü sürülmüş bal arılarının ballarının yedirilerek, yıllarca toplumumuzu hasta etmedik mi? Yalnız Toplumumuzu hasta etmekle kalmadık.  Çiçek alanlarımızı yapay çiçeklerle, doğal kovanlarımızı sahte kovanlarla, bal arılarımızın asili yerine sahtelerini geçirerek, bu topluma yıllarca yalan söylemdik mi?

Bunca darbeler, darbe girişimleri, muhtıralar, siyasi partilerin yasaklanması, kapatılması, başbakanların bakanların hapsedilmesi,  asılması kendi başına mı yapıldı zannediyoruz. Toplum, kurumları, bizatihi ‘devletin’ kendisi zehirlenmeseydi, kim bunlara cesaret edebilirdi? Bu darbeler, muhtıralar, siyasi parti yasaklamaları ve kapatılması sonucu, yüzbinlerce verimli, doğal ortamlarında bal yapıp bizleri hakiki balları ile ballandıracakları, dört duvar arasına damlara doldurup, yerine yapay balları; fetö terör örgütü gibi terör örgütlerini piyasaya sürenler kim?  Bu yıllar arasında milyonlarca gencimizi nasılda heder ettik, heba ettik.Bu yapay tatlandırıcılarla.

Biliyorum başta toplumumuzun kendisi olmak üzere, devletimiz, kurumlarımız, hepimiz yıllarca süren bu yapay tatlandırıcılarla zehirlendik. Biliyorum sağalma halimiz uzunca sürecek.  Sağalacağız. Ancak iyileşme halimizin uzun sürse de, iyi olacağımıza, sağalacağımız umutluyum, umudum tamdır. Çünkü bu toprakların insanlarına inancım tamdır. Tam da rahmetli anamın kasavetli günlerdedillendirdiği gibi. ‘Karanlıkların arasından aydınlığa çıkacağız, sabret, sabrın sonu selamet, yeter ki,sen doğru yoldan ayrılma.’ Dediği gibi.

Kadim kültürümüz bana bunu muştuluyor. Tarih bana bunu muştuluyor. Bakın başka toplumların tarihine. Hem de uzağa gitmeden yakın tarihlerine birlikte bir göz atalım. Birinci paylaşım savaşı 1914 yılından, ikinci paylaşım savaşının, 1945 yılının sonuna kadar.

  1. 1917 yılında, Rusya çarlarını devirmek için iç savaşını yaşadılar. Halklarını birbirlerine kırdı, geçirdiler. Komünist rejimini kurmak için.
  2. 1938 yılından başlayarak yakın komşularımız; Yunanistan, Bulgaristan bir iç savaş yaşadı. Almanya, İtalya, İspanya faşizme teslim olurken, bütün Avrupa ülkeleri hem birbirleri ile savaştılar hem iç savaşlarını, hem de öteki düşmanlığını faşizmlerini diğer ülkelere taşıdılar.

Daha hangi birini sayayım. Birde bize bakarak umudumun neden var olduğunu söyleyeyim.

  1. Onca emperyalist güçlerin ülkemizin dört bir yanını, 1914 yılından başlayarak,  savaş ve işgallerine karşın, her ilimizköyümüz, bu emperyalistlere karşı bir direniş sergiledi. Top yekûn Anadolu halkı kendi kendini köy köy, şehir şehir, bölge bölge,  Mustafa Kemal ve arkadaşları öncülüğünde örgütleyerek, örgütlenerek kurtuluş savaşını vererek bağımsızlığını ilan etti. Osmanlı Devleti’nin yerine, Yumuşak bir geçişle Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak, Cumhuriyetini ilan etti.
  2. Yüz yılar boyu bütün kimlik, inanç farklılıkları ile kapıştırmaya çalışıp bir iç savaş çıkarmaya çalışanlara karşı, bu bütün renkleri ile birlikte kardeşçe yaşamasını atalarımız bildi.

Şimdi bizlere atalarımızdan kalan bu olgun mirası daha ileri taşıyarak, bütün kimlik, inanç, siyasi, farklılıklarımızın, bütün renkleri ile birlikte devletimiz içinde yer alacak temsili adaleti sağlayacak ‘Düşünce Felsefesini’ birlikte ayağa kaldırmak.

Bunu başarabiliriz. Başarmalıyız da. Birbirimizle kavga ederek, düşünce tokuşturarak değil. Düşüncelerimiz önündeki engellerin neler olduğunu ortaklaştırarak, farklı düşüncelerimizi birbirimize, topluma, devlete savaş açarak, dayatarak değil, ‘ devlet erki ve egemenliği’ içerisinde, devletin egemenliğinin toplumla paylaşılması noktasında, bir düşünce ortamı yaratarak,  yasal düzenlemeleri n yasallaşması sürecini hep birlikte başarabiliriz, yapmalıyız diye düşünüyorum.

Düşüncenin doğal ortamı içerisinde yeşermesinin yolunun birlikteliğimizi ayrıştırarak değil, birlikte geçtiğini unutmadan.

Başka düşünce ve önerileri olan varsa onu da tartışmaya her zaman açık olduğumu ifade etmek istiyorum. Yeter ki bir ‘düşünce felsefesi’ ortamını ortaklaşa kuralım. 

 
Etiketler: Düşünce, Felsefesi, Neden, Önemli,
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2018
BİLSAM Ne Mi Yapıyor?
12 Şubat 2018
Yoksulluk ve Zenginliğin Kaynağı Üzerine
30 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (2)
29 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (1)
26 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (4)
25 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (3)
24 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (2)
23 Ekim 2017
Ankara’da Gerçekleştirdiğimiz ‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (1)
18 Ağustos 2017
Valimiz Ali Kaban’ın Kayısımız Üzerine Söyledikleri ve Düşündürdükleri
15 Mayıs 2017
Kavramlar Zihnimizin Aynasıdır
02 Mayıs 2017
Kitap Fuarımıza Gün Sayarken
24 Nisan 2017
‘BU ÇAĞRIM'
13 Nisan 2017
Hayat; Yolunu Döşemeye Bağlı
27 Mart 2017
Dünyada Neler Oluyor?
21 Mart 2017
Kavramlar Kafamızdaki Yerini Almayınca (2)
20 Mart 2017
Kavramlar Kafamızda Yerini Almayınca (1)
14 Mart 2017
Bizdeki Evet-Hayır, Avrupa Irkçılığı Ve İslamafobi, ‘Üretim Sürecinin’ İçinde
14 Şubat 2017
Kıymetli ve Değerli Torunlarım…
07 Şubat 2017
Suyumuzun yol hikâyesi devam edecek ancak (9)
06 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (8)
01 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (7)
30 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (6)
29 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (5)
25 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (4)
24 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (3)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikayesi…(2)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi…(1)
03 Ocak 2017
İyi ve Kötü
27 Aralık 2016
Bu dillere son bir sözüm olacak
25 Aralık 2016
Kim sol - Ya da sol nedir?
20 Aralık 2016
‘Ne diyeyim!’
18 Aralık 2016
Bu nasıl zihniyet yoksunluğu?
16 Aralık 2016
Ahmet Çakır Başkan ‘yola devam, durmak yok’
14 Kasım 2016
Maski Genel Müdürümüz Dr. Özgür Özdemir
27 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu Sorunumuz Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (3)
25 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (2)
24 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Mili Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz, Bu Sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (1)
07 Ekim 2016
Film Festivalimiz neden ertelendi?
04 Ekim 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (8)
03 Ekim 2016
'Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı' (7)
30 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (6)
29 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (5)
28 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (4)
27 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (3)
26 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
25 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
24 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (1)
30 Ağustos 2016
15 Temmuz Destanı
25 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (5)
23 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (4)
22 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (3)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (2)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz 2016 Kalkışması Neyin nesi! (1)
14 Temmuz 2016
İnönü Üniversitesi Rektörlük seçimi üzerine
30 Haziran 2016
Facebook ve bilimle ilişkimiz (3)
28 Haziran 2016
Facebook- Medya-Bilim nereye? (2)
24 Haziran 2016
Facebook'u Doğru Okuyabiliyor Muyuz? (1)
16 Mayıs 2016
‘’Toplum Aslantepeyi Sahipleniyor’’
25 Nisan 2016
Şu mesele var ya! Şu mesele!
21 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (3)
20 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkilerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (2)
19 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konuda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (1)
13 Nisan 2016
Tarım Fuarımız ve düşündürdükleri
23 Mart 2016
Herkes konuşuyor, Üniversitemiz yine susuyor?
04 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup
03 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (9)
02 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (8)
01 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (7)
31 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık Mektup (6)
28 Ocak 2016
Üniversitemiz Rektörü Cemil Çelik’e açık mektup (5)
27 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (4)
26 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (3)
25 Ocak 2016
Rektörümüz Sayın Cemil Çelik’e açık mektup (2)
24 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (1)
12 Ocak 2016
Aydınlarımıza ne oldu böyle!
Haber Yazılımı