Yazı Detayı
05 Şubat 2019 - Salı 09:31
 
Gidişat
Tacettin Elmas
 
 

Herkes yaşadığı hayatı farklı şekillerde yorumlayabilir. Bizim ülkede, kimi inancına, Kimi düşüncesine, Kimi etnik yapısına, Kimi ekonomik durumuna, Kimi cinsiyetine, Kimi yaptığı işe, kariyerine göre yorum yaparak farklı sonuçlar elde edebilir. Yorumun sonucu ne olursa olsun hepsinin temelde tek tutkusu yaşamaktır. Ve tabiiki bununda en doğal olanı, hep daha iyi bir şekilde yaşamaktır. İnsanlığın bu yaşam mücadelesi kendisini eski ilkel tarihinden alıp bu güne kadar getirmiş, bundan sonrada daha ileriye doğru götürecektir.

Yine kim nasıl yorumlarsa yorumlasın,  herkesin yaşadığı süreç ve sistem içerisinde öyle ya da böyle kendince kimi bireysel, kimi toplumsal sorunları oluyor. İşte; yaşamını güzelleştirmek için kendisinin karşısına çıkan bu sorunları çözmek için, önüne çıkan engeli aşmak için göstermiş olduğu her tepki, her çaba doğrudan siyasetin kendisidir. Yani küçük, büyük her mücadele onu doğal bir siyasi sonuca götürür.

Her ne kadar, bizim gibi ağır sorunlarla boğuşan geniş toplumsal kesimlerin olduğu toplumlarda bazı kişi ve kesimler siyaseti sadece siyasi parti ve kuruluşların dar alanına sıkıştırıp toplumun diğer geniş tarafını bundan soyutlamaya çalışıyor ise de sonuçta bireyin toplumsallaşmış, sosyalleşmiş olduğu günden bu yana hayatta kalmak için göstermiş olduğu her çabası doğrudan ve ya dolaylı olan  bir siyasi faaliyet şeklidir.

Bizim gibi ülkelerde birey toplumsallaşma sürecinde örgütlü bir sosyalleşme yaşamadığı için siyasi faaliyetleri sadece siyasi parti ve örgütler gibi dar bir alana hapsederek ondan bir sonuç çıkarmaya çalışır. Bunda dolayıdır ki günlük yaşamında kaynaklanan bir sorunu hakkında bir soru ve ya öneride bulunulduğu zaman verdiği cevap, kısaca bunlar siyasete giriyor, bu partilerin işi  bende siyasetle ilgilenmiyorum oluyor.

Aslında verilen bu cevapta şöyle bir sonuçta çıkıyor.

Vatandaş, birey siyasetin farkında ama siyaset özgür bir şekilde yapılmadığı için kendisini riske etmek istemiyor. İşi partilerin sorunu olarak görüp kendi üzerine düşen sorumluluktan bir anlamda kaçıyor.

Tam şark tipi bir siyasi yaklaşım.

Bireyin toplumsal tabandaki bu yaklaşımı en çok bu toplumlarda siyaset yaparak iktidar olan siyasi partilerin ve bu partilerin yönetimlerini ele geçiren küçük bir elit kesimin işine gelir. Bundan dolayıdır ki siyasi parti yöneticileri toplumun siyasi faaliyetini sadece seçimden seçime sandığa gidip oy vermekten ibaret olduğunu iddia ederek insanların geniş anlamda siyaset ile ilgilenmesine sıcak bakmazlar.

Şimdi; Temelde kiminle konuşsan, İşçi, köylü, işveren, esnaf, emekli, işsiz, öğrenci, öğretmen, ev hanımı tereddütsüz toplumun tüm kesimleri temel yaşam standartlarının gittikçe geriye doğru gittiğini, yarınlara dair kaygılarının gittikçe arttığını her fırsatta bir şekilde dile getiriyorlar. Bir anlamda partilerden bağımsız, kendiliğinden gelme kendi aralarında kendi sorunlarını bir şekilde birbirlerine anlatarak deşarj olaya çalışıyorlar. Bakıyorsun, yine tereddütsüz her partiye oy veren seçmenin temel beklentisi, kaygısı ekonomik sorunlarından kaynaklı beklentiler.

Kimse gidişattan memnun değil.

Yarının dan emin değil. Sorunlarına siyasilerden gelen çözüm önerileri güven vermiyor. İçine sürüklenmiş olduğu ekonomik bunalıma şimdi de siyasi güvensizlik, çözümsüzlük ekleniyor. Yani partilere oy veren seçmen bile artık oy vermiş olduğu ve oy verecek olan seçmen bile bu konuda oy vereceği partilerinin bu konuda çözüm getireceklerinden umutlu değil.

Her seçmen, sadece önyargılar ve algılar üzerinde sınıflandırılarak oy vermiş olduğu siyasiler ve partilerine güven duymuyor. Ondan olacak ki bazı siyasiler kendi seçmenini ikna etmek için bu dünyadan değil cennetten umut vaat ediyor.

Dolayısı ile ekonomideki kötü gidişat siyaseti de önüne katmış derinleşerek gidiyor.

Çözüm olur mu?

Bu tabloda zor görünüyor.

31 Mart'ı bekleyip göreceğiz.

 
Etiketler: Gidişat,
Yazarın Diğer Yazıları
06 Ağustos 2019
YENİ PARTİ
12 Temmuz 2019
Arz ve Talep
27 Haziran 2019
Neden zorunlu seçim.
27 Mayıs 2019
Tarımda Tarsim,Tarsimde çiftçi bilmecesi
04 Mayıs 2019
Normalleşme
24 Nisan 2019
Linç
17 Nisan 2019
Dayatma Seçim
04 Nisan 2019
Pişkinlik
26 Mart 2019
Sürpriz Seçim!
18 Mart 2019
Halk Siyasal Hayattan Dışlanmamalıdır
14 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı.
06 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı
27 Şubat 2019
Resim
19 Şubat 2019
İflas
12 Şubat 2019
Ziraat Odaları
30 Ocak 2019
Gündem Güven
22 Ocak 2019
Kerhen Demokrasi
15 Ocak 2019
Ruh Sağlığı
08 Ocak 2019
Şiddet.
31 Aralık 2018
Sorgulama.
24 Aralık 2018
Sorunlu Sorumluluk.
18 Aralık 2018
Şükür
10 Aralık 2018
Kutuplaşma 2
04 Aralık 2018
Kutuplaşma
26 Kasım 2018
Profil
16 Kasım 2018
Celep
06 Kasım 2018
Politika
29 Ekim 2018
KULAKLARI ÇINLASIN.
18 Ekim 2018
Seçim
09 Ekim 2018
Sağ, Sol.Yada Sol, Sağ.
28 Eylül 2018
Vatandaş Bülent
18 Eylül 2018
CHP Ne, Nasıl.
10 Eylül 2018
Dış Güçler
03 Eylül 2018
Yerelden Sorunlar
04 Temmuz 2018
Çiftçi ve Tarsim Bilmecesi
12 Haziran 2018
Stratejik İrade,Stratejik Oy
07 Haziran 2018
Miting
01 Haziran 2018
Liyakat
24 Mayıs 2018
Dayatma Seçim, Dayatma Demokrasi
14 Mayıs 2018
Yol Ayrımı
08 Mayıs 2018
Cepheleşme
03 Mayıs 2018
112 Acil Seçim, Acil Demokrasi
23 Nisan 2018
Erken Seçim ve Demokrasi
13 Nisan 2018
Değerler Savaşı
03 Nisan 2018
2019 Seçimlerine Doğru Malatya’da CHP
15 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine
06 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine 2
19 Şubat 2018
Ulusalcılık, Milliyetçilik Üzerine…
10 Şubat 2018
Chp’de Sorun...
30 Kasım 2017
CHP’de Tek Adam Demokrasisi
25 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (2)
24 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (1)
09 Ağustos 2017
Tütün, Kayısı ve Tarım Politikalarımız
03 Ağustos 2017
Tarsim Fizyolojisi
17 Temmuz 2017
Tarsim Ve Kaysıda Fizyolojik Dökülme
Haber Yazılımı