Mustafa ÇOLAKOĞLU HİCRİ TAKVİMİ VE MUHARrEM AYI
Yazı Detayı
02 Eylül 2020 - Çarşamba 09:52
 
HİCRİ TAKVİMİ VE MUHARrEM AYI
Mustafa ÇOLAKOĞLU
malatyasoz@gmail.com
 
 

Hicri takvim, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret etiği yılı kabul eden ve ayın Dünya çevresini dolaşmasını esas alan bir takvim sistemidir. 

Ay, Dünya etrafında 354 gün 8 saat 48 dakika 34 saniyede dolaşmasını tamamlar, bu nedenle Hicri takvim bazı yıllar 354 gün bazı yıllarda 355 çeker. Hicri takvimde 12 ay vardır. Yıl Muharrem ayı ile başlar, bazı aylar 29 gün bazı aylarda 30 gün çeker. 
Hicri takvimle Miladi takvim arasındaki fark nedeniyle 33 yılda bir takvim dönmektedir. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretten 17 yıl sonra Hz. Ali başkanlığında toplanan bir kurul tarafından Peygamber efendimizin hicret ettiği yılı(miladi 622) baz alarak Peygamber efendimiz 24 eylül (Arap takvimine göre 12 rebiülevel) tarihinde Medine’ye kavuşmuştur. Fakat takvim başlangıcını Muharrem ayının biri 16 Temmuz 622 yılına denk geldiğinden dolayı o günü takvimin Birinci günü kabul etmişlerdir. 
Arap takvimine göre Muharrem ayı kutsaldır. Bu ayda Muharremin 10cu gününe aşure günü denir. Rivayetlere göre Hz. Nuh’un gemisi bu gün karaya oturmuştur ve Hz. Nuh’un ambarında yiyecek çok az kaldığından dolayı kalan bütün yiyecekler biri birine karıştırılarak gemideki insanların yemek ihtiyaçları karşılanmıştır. 
Bu günden sonra bazı insan toplulukları Muharrem ayının 10. günü aşure pişirmiş konu komşuya hatta tanımadığı kişilere dahi ikram etmek için çaba sarf etmişlerdir. Bazı rivayetlere göre Hz. İbrahim bugün ateşten kurtulmuş, Hz. Yunus bugün balığın karnında yeryüzüne dönmüştür. 
Yahudilere göre Hz. Musa Kızıl denizi bugün geçmiş, arkasından gelen Firavun ve askerleri bugün Kızıl denizde boğulmuşlardır. Bunlara benzer birçok olay Muharrem ayına denk geldiği rivayet edilir. 
Muharrem ayını kutsal bilen toplumlar İslam’dan önce de Muharrem ayında Oruç tutarlardı. Mesela Mekkeli müşrik’lerin içinde bir gurup olan kendilerini Hanif dininde olduğunu söyleyen bir gurup Muharrem ayında Oruç tutarlardı. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail Peygamber olarak tanıyan fakat dini inanç’ları Hz. İbrahim’den çok puta tapanlara yakındı. Hz. Muhammet Mekke’de iken Ramazan orucu farz olarak emredilmediğinden Muharrem ayında oruç tutuğu sahih hadislerde belirtilmiştir. 
Hz. Muhammet Medine’ye gelince Yahudilerin yalnız Muharremin 10. da oruç tutuklarını ve aşure çorbası pişirerek biri birlerine ikram ettiklerin görünce ümmetine Muharrem ayında oruç tutmak, aşure çorbası pişirmek herkesten fazla bizim hakkımızdır, yalnız Muharrem ayının 10.da oruç tutmayın 9 ile 10 veya 10 ile 11 inci günleri birleştirin dediğini Hadisler söylemektedir. Bu nedenle Muharrem in yalnız 10 da oruç tutmak İslam âleminde mekruh sayılmıştır. Bunun nedeni ise Yahudilerden farklı olduklarını göstermektir. Peygamber efendimizin bir hadisinde Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en makbulü Muharrem orucudur dediği rivayet edilir. 
Peygamber efendimizin torunu, Hz. Hüseyin 680(hicri 58) yılında Muharrem ayının 10 da Emevi hükümdarı melun Yezidin orduları tarafından şehit edilmiştir. 
Hicri 352 miladi 959 yılına kadar Şii toplumunda Muharrem ayının 10 da herhangi yas töreni yoktur, Irak bölgesinde kurulmuş olan Bühey oğulları devletinin padişahı Muizzüd devlenin emriyle miladi 959 yılında halkı mecburi olarak Hz. Hüseyin ’in ölüm yılına denk gelen 10 Muharremi yas günü olarak ilan etmiş, devlet daireleri ve çarşılar kapatılmış halk mecburi olarak çarşıda, sokakta matem tutmaya kendilerine işkence etmeye çağırmış, halkta, başta kadınlar olmak üzere saçlarını başlarını yolmaya feryadı figan ederek yasa katılmış, erkekler ise zincirlerle kendilerine işkence ederek Hz. Hüseyin’in şehit olduğu günü matem günü olarak kabul etmişlerdir, bu hareketler İslam dinine aykırıdır, bu zoraki matem zamanla Şii toplumunda anane haline gelmiş, günümüzde ise Şii toplumları arasında dini vecibe olarak kabul edilmektedir. Türkiye’deki Alevilerin bazıları Muharrem ayında oruç tutarlar. 
Fakat her alevi ailesi bir dini vecibe olarak gördüğü aşure çorbasını pişirerek komşularına dağıtır. Allah insanın kendisine işkence yapmasını yasaklamasına rağmen İran, Irak Alevileri başta olmak üzere bazı alevi toplumlar Muharrem ayının 10 da kendilerine işkence ederek yas tutarlar ve bunun bir dini vecibe olduğuna inanırlar. 
İslam dininde, farz, vacip, sünnet ve şükür oruçları vardır, fakat matem orucu İslam inancında yoktur. Müslümanlar, Muharrem ayının 9-10-11 inci günleri oruç tutup aşure çorbasını pişirip konu komşuya dağıtıkları takdirde, Peygamber efendimizin sünnetini yerine getirdiklerinden sevap kazandıklarının bilincindedirler, bu ibadetleri yerine getirmedikleri takdirde ise, peygamber efendimizin sünnetini yerine getirmediklerinden dolayı bu sevaptan mahrum kalırlar.

 
Etiketler: HİCRİ, TAKVİMİ, VE, , MUHARrEM, AYI,
Yorumlar
Haber Yazılımı