Yazı Detayı
26 Mart 2020 - Perşembe 11:34
 
HUZURLU YAŞAM
Kemal Deniz
 
 

İnsanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden birisi kuşkusuz başka bir insanın ya da canlının acısını paylaşmak, sevincini kutlamaktır. Bu durum insanların yaşama umudunu artırır. Hastaları ziyaret ederek moralini yükseltmek, dayanma gücünü artırmak, insani bir görevdir.

 Her insan doğduğuna göre mutlaka öleceğini de düşünmeli ve bu gerçeği içine sindirmelidir. Bu durumu bilerek yaşayan insanlar, hayata daha olumlu bakarlar. 
İnsan yaşamı boyunca iyi günlerinin yanında maddi ve manevi sıkıntılarının olacağı günlerin de var olduğunu bilmelidir. Yaşamını bu doğrultuda düzenlerse karşısına çıkacak güçlüklere karşı daha dirençli olur.
Sosyal bir varlık olan insan, kendisini toplumdan soyutlayamaz. Bundan ötürü çevresindeki sorunlardan kendisini de dışlayamaz. 
Hayata bu pencereden bakanlar daha gerçekçi davranmış olurlar. Önce yakın akrabalardan başlayarak, çevremizdeki insanların sorunlarının çözümleri ile ilgilenmek, hastalıklarında yanında olmak, toplumsal yaşamın gereğidir. Bu ilişkiler huzurlu toplum yapılanmasının temelidir. 
İnsanlara güler yüzle bakmanın sadaka sayıldığı kültürden geldiğimizi düşünürsek; tatlı söz, güler yüz, sevgi ve hoşgörü içerisinde yaşayarak mutluluğun sırrını yakalamış oluruz.
Bireyin bedenen ve ruhen sağlıklı olması huzurlu yaşamasını sağlar. Kişilerin mutlu olduğu toplumlarda huzurlu bir hayat düzeni vardır. Bu nedenle çevremizdeki insanları ve tüm canlıları sevmek, onlara hoşgörü ile bakabilmek, sosyal hayatın sonucudur.
Kuşkusuz, hastalık ve tedavi sadece bir canlının ya da insanın fiziki yapısıyla da sınırlı değildir. Ruhsal yapısı da bir o kadar önem taşır. Bu nedenle akıl ve ruh sağlığı rahatsızlıklarının tedavileri de bedeni hastalıklar ile birlikte ele alınmalıdır. 
Toplumdaki sosyal çalkantılar insanların ruhsal yapısına olumsuz etkiler.  Bu nedenle sağlıklı gördüğümüz birçok insanın sokakta garip hareketler yaptığına şahit olmaz mıyız? Kendi kendine konuşan, sokakta yürürken kafasında yaptığı hesapların sağlamasını parmaklarıyla yapan birçok insan görmez miyiz? Çevremizde ki bu insanların birçoğu esnaf, bir kamu kurumunda yönetici olabilir. Gözlerimizi kapatıp azıcık düşünürsek bu konuda birçok örnek film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçer. Ruh sağlığı bozulmuş bu insanlardan oluşan topluma ne demeli? Sağlıklı bir toplum, bireylerin iç huzuruna bağlı değil mi?
Huzurlu toplumun oluşabilmesi için sosyal ihtiyaçlarını, en az maddi ihtiyaçları kadar çözmüş bireylere ihtiyaç duyulur. Bireysel yaşamın sağlıklı sürdürülmesi, toplumsal yaşamı da sağlıklı kılmaz mı?
Kendi hak ve hukukuna sahip çıkan, başkalarının haklarını ihlal etmeyen insanlar, huzurlu toplumun mutlu üyeleridir. Çünkü kanaatkâr olan birey maddi ve manevi olarak daha çabuk doyuma ulaşır. Başkasının varlığında gözü olmayan bireyler, toplumdaki huzurun sigortası gibidir.
Ortak yaşama kültürü bu kurallar üzerine kurulamaz mı?

 
Etiketler: HUZURLU, YAŞAM,
Yorumlar
Haber Yazılımı