Yazı Detayı
20 Aralık 2017 - Çarşamba 08:54
 
İnsan Günahkâr Doğmaz
Necip Cengil
 
 

İnsan günahkâr doğmaz zira Kur’an bize “insanın en güzel surette yaratıldığını” haber verir. Güzel olanı içinde barındırdığını, iyilerden olmak için her türlü donanıma sahip olduğunu öğretir. İnsan fıtri olarak ailesinin kanını taşır ama onların günahlarıyla doğmaz, ailesinin günahları ondan sorulmaz. Kimse anne veya babasının günahlarıyla da töhmet altında tutulamaz.

İnsana gösterilen hedef iyilerden olmasıdır. Doğduktan sonra ya kendi yaptıkları, ya ailesinin cebri yönlendirmeleri veya seçtiği arkadaşlar onun iyilerden olmasına engel olabilir veya yardım eder. İyilerden olmaya devam ederse, kesin ifade; iyiler cennettedir! Cennet üzerinde iki aşamalı bir yaklaşım bizi bekler: Birincisi; bireysel ve toplumsal anlamda cenneti yaşayanlardan olmak… İkincisi, bu dünya hayatından sonra iyilerin ödülü olacak cennet!

Hayatı ve sonrasını yaratanın rızasını, hoşnutluğunu getirecek işler iyilerden olmamızı sağlayacaktır. Bu işler “salih amel” olarak, kabule şayan işler olarak isimlendirilir. Allah’a iman; O’nun varlığına ve birliğine ve bildirdiklerine iman, O’nun insana yaptığı vaatlere güven,  “sizin hayırlınız, insanlığa faydalı olandır” ifadesi ile yapılan açıklamalar bu işin özünü anlamamız için önemlidir.

Din adına konuşanların yöntemsizlikleri işin içine girince, nice insan “iyilerden olmayı” bırakın, din yorgunu bir hal ile meseleye bakmakta ve kendilerini dinden soyutlamayı tercih etmektedirler. Fetvalar, cehennem silahını olur olmadık yerde ateşleme, din adına konuşmaya kendilerini yetkili gibi gören ve gösterenlerin, mide bulandıran kimi tavır ve yaşam anlayışları, bir anda muhatabını günahkâr filminin başrolü haline getiren yaklaşımlar nice insanı dinden uzaklaştırmaktadır.

İnsan günahkâr doğmadığı gibi hiç kimse kendisini cennetlik ve cennet kapısının anahtarını taşıyan olarak da göremez lakin kimileri kendilerini böyle gösterdikleri için sorun giderek büyüyor. Aydınlatılmadığı için, ışığı gördüğünde gözleri kamaşana “bre kâfir” yaklaşımıyla seslenenler, tavırlarını gözden geçirmeli ve din adına değil, kendi adlarına konuştuklarını, gerçeğin kendi uhdelerinde olmadığını kabul etmeli ve hak aydınlığına gölge etmekten vazgeçmelidirler.

Evet, insan günahkâr doğmaz, onu kendi tercihleri ve çevresi, sonradan günaha sürükler.

Onu günaha sürükleyenler, şeytanın sağdan yanaşması denilen bir tarzla yaklaşanlar da olabilir. Ve din adına konuştuğunu söyleyenlerin, rencide edici, aşağılayıcı, zorlaştırıcı, nefret ettirici tavırları da, şeytanın sağdan yanaşmasına örnek olarak verilebilir. Oysa peygamberimiz “kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” demektedir. İçinde yaşadığımız topluma karşı, cehennem treninin makinisti gibi davrananlar, toplumu dine karşı önce ön yargılı hale getiriyor sonra bütünüyle soğutuyorlar. Özellikle gençler bu yaklaşımlardan oldukça etkileniyor. Ve neticede “Allah’a inanan ama başka hiçbir şeyi önemsemeyen bir gençliğin oluşmasına” sebebiyet veren bütün sorunlu yaklaşımların gözden geçirilmesi gerekir.

Bir tek kendileri ve kendileri gibi davrananları cennetlik, toplumun kalan kısmını cehennemlik gibi gören, onlara zavallılar gibi bakan ve onları ateşe daha çok sürüklemek için yol arayan herkes bilmeli ki, sizden istenen öncelikle “sizin, dosdoğru olmanız ve yaşadığınız hayatla, davranışlarınızla, hayatın her alanındaki ahlaki duruşunuzla” örneklik teşkil etmenizdir. Ve bir de “dini başkaları için değil kendiniz için, hayatınızda onun aydınlığını yaşamak için” öğrenin. Öğrendiğiniz birkaç şey veya kitaplar dolduracak fetvalarla toplumu rahatsız edecek yaklaşımlardan vazgeçin. Ve şöyle düşünün: “Olur olmaz fetvalarla, konuşmalarımız ve yaşadığımız hayatın zıtlığıyla, dinden uzaklaştırdığımız insanlar, yarın hesap gününde bizden davacı olurlarsa ne yaparız?”

 
Etiketler: İnsan, Günahkâr, Doğmaz,
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı