Yazı Detayı
07 Temmuz 2017 - Cuma 09:29
 
Kültür Duvarımızdan Düşen Bir Taş: Kağnı (2)
Ayşe Benek Kaya
 
 

Kağnı ile İlgili Kelimeler:

are: Mazının ileri geri kaymaması ve okun yastıktan çıkmaması için açılmış olan çukur.

arka köp: Okların üzerine çakılmış ve her iki tekerin arka kısmına gelen çıkıntılı kısım.

boyunduruk: Öküzlerin omzuna konulan, söğüt, meşe, gürgen veya karaağaçtan yapılan ve öküzleri bağlamak için her iki başta zelvesi bulunan alet.

büğü çivisi: Mazının tekerden çıkmaması için çakılmış olan çivi.

büğü: Mazının tekere takılan kısmı.

çarık: Kağnı tekeri üzerinde bulunan çemberin çıkmaması için çakılmış olan V şeklindeki demirler.

çember: Tekerin yan tarafında olup üst üste duran ağaç parçalarını birbirine tutturmak ve tekeri korumak için çakılmış demir.

çeten: Daha ziyade saman taşınırken oluşturulan ve kağnı üzerine meşeden veya kalın bezden örülen sepet.

dayak: Okun ucunda olan ve kağnı durmuş vaziyetteyken öküzlerin yükünü hafifletmek için kağnının yükünü çekecek dayanıklılıkta uzun değnek. Kullanılmadığı zaman urgan veya zincirle oka bağlanır.

gezek çivisi / buylu çivisi: Gezeğin iki tarafında bulunan karaağaç veya gürgen gibi ağaçlardan yapılmış olan çivi. Buna Yozgat’ta “buylu çivisi” denilmektedir.

gezek: Üstülüğün iki tarafa kaymasını önlemek için açılmış çukurluk.

kağnı demiri: Tekeri meydana getiren parçaları bir arada tutan demir.

kağnı tokmağı: Okun üstüne konan iki çatallı ağaca verilen ad.

kalak: Hayvanın omzunun rahat etmesi için boyunduruk üzerindeki oyuk kısım.

karaçalı. Daha fazla yük taşımak için okun daralan kısmının soluna ve sağına enine ve diklemesine ağaçlarla hazırlanmış V şeklinde ağaç yapı.

kaşı: Boyunduruğun ön yüzünün adı.

kayış: Sığır, manda derisinden olan ve kağnı okuna bağlanan kalın deri bağ.

kazık: Öküzlerin üst kısımlarına gelen ve okların üzerine dik olarak çakılmış olan uzun ağaç sopalar.

kolçak: İki oku ön kısımda birleştiren çivi.

köp: Okların üstüne konulan çakılan sert ağaçtan yapılmış tahtaların adı. Bulundukları yere göre ön köp, orta köp ve arka köp diye de adlandırılır.

köstek: Kağnının inişlerde veya düz yolda hızlı gitmesini engelleyen demir kazık.

kulak: Oka bağlanan kayışların çıkmaması için çakılan ve genellikle iki tane olan ağaç çivi.

mazı: İki tekerin bağlandığı gürgen, gök ağaç veya karaağaçtan yapılmış dingil. Bazı yörelerde buna “iğ” de denilmektedir.

mazı yağı: Tekerin mazıyla daha iyi sürtünme sağlaması için içine yağ, yoğurt veya sabun konulmuş kesik hayvan boynuzu.

ok demiri: Ok ucunun açılmaması için çakılan olan demir şeritler.

ok: 4,5 -5 m. uzunluğunda olup kağnının önünde birleşip geriye doğru açılan kalın ağaç. Bazı yörelerde buna “kol” da denilir.

orta köp: Öküzün arkasına gelen köp.

ortalık : Kağnı tekerindeki çemberin iç kısmı.

öbü ile Arka Göbü arasına konur

ön köp: Boyunduruğa yakın olan ve diğer köplerden daha kısa olan köp.

sabunduruk: Bkz. “mazı yağı”.

samı: (Bkz. Zelve).

samı bağı: Samının ucundaki kendirden yapılmış bağ.

tahta: Orta köp ile arka köpün arasında bulunan tahtaların adı.

teker: Mazının iki başına bağlanan ve kağnının hareketini sağlayan araç.

üstülük: Okun üzerine çakılmış parçaların tamamının adı.

yedecek / boyunduruk gayışı çivisi: Boyunduruğa bağlanan kayışın sabit kalmasını sağlayan 25-30 cm. uzunluğundaki ağaç çivi.

zelve bağı: Zelvelerin birbirine tutturulması sağlayan kendirden yapılmış bağın adı.

zelve: Boyunduruk üzerinde bulunan, 40-45 cm. uzunluğunda olan ve öküzlerin boyunlarından bağlamaya yarayan ağaç. Kimi yörelerde buna samı denir. Ucundaki bağın ismi de samı bağıdır.

 

 

Kağnı ile İlgili Atasözleri:

Acemi öküz kağnı devirir (İşin erbabı olmayanların icraatlarında olumsuz sonuçlar olması daima ihtimal dahilindedir.)

Batmış kağnıyı, koca öküz çıkarır. Bu söz Anadolu’nun bazı yörelerinde; “Kalmış kağnıyı koca öküz çeker.” şeklinde de söylenmektedir. (Bir sıkıntı veya olumsuzluğu o işin üstesinden gelecek birisi halleder.)

Çoban bir kilo kıl, rençper bir kağnı saman yer. (Her insanın yaptığı işe göre zorluğu vardır ve o kişi, işinin zorluğuna katlanır.)

Geçen kağnının gölgesi olmaz. (İnsanlar boş ve geçici şeylere heves etmemeli.)

Giden kağnının gölgesinde oturulmaz. (Başkalarının yardımı geçicidir, rahatlamak için ona güvenmemek gerekir.)

İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış. Bu söz; “İt kağnının gölgesine yatmış, ne koyu gölgem var demiş.” şeklinde de söylenmektedir. (Başkalarının desteği ile iş yapmaya alışık olan kimseler, elde ettiği başarıyı kendilerinden kaynaklandığını zannederler.

Kağnı devrilince, yol gösterici çok olur. (Herhangi bir olumsuz durum karşısında akıl veren insan çok olur.)

Kağnı gider gider ama kayış ne çeker. (Birtakım işler düzenli yürütülür ama o işlerin üstesinden gelen kişinin çektiğini Allah bilir.)

Kağnım büyük olsun da öküzüm çekmezse çekmesin. (Elde fazla mal bulundurmaktan bir zarar gelmez.)

Öküz bağıracağına, kağnı bağırır. (Toplumda, bir işin sıkıntısını, zahmetini çekenlerin değil de başkalarının şikâyetçi olduğu çok görülmüştür.)

Ulu beylerin kağnısı tavşan avlar. (Varlıklı insanlar için zorluk yoktur; her işini kolaylıkla hallederler.)

 

Kağnı ile İlgili Deyimler:

Gıcırdamaz kağnı (İş yapmak istemeyen, işe yüzü olmayan tembel kişi)

Gıcılamaz kağnı (İş yapmak istemeyen, işe yüzü olmayan tembel kişi)

İncimez kağnı (İş yapmak istemeyen, işe yüzü olmayan tembel kişi)

Kağnı dayağı gibi sürünmek (Daima dert ve sıkıntı içinde olmak.)

Kağnı öldürmek (Uzun uzun sohbet etmek.)

Kağnıyla tavşan avına çıkmak (İşi yapmaya gönlü olmamak.)

Öküz olmadan köpe s.. mak (Hak etmediği halde sanki hak etmiş gibi davranış içine girmek.)*

 
Etiketler: Kültür, Duvarımızdan, Düşen, Bir, Taş:, , Kağnı, (2),
Haber Yazılımı