Yazı Detayı
15 Ağustos 2019 - Perşembe 09:30
 
ÖDÜNÇ SESLERLE KONUŞMAK
Ferman Salmış
 
 

Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içindeKendi sesiyle silinmek./

                                                                                           Ş.Erbaş

Bu çağın önemli bir metaforu, görselin her şeyin önüne geçmesidir; kelimenin, cümlenin, sesin… 
“Ödünç seslerle konuşmak” metaforu, sesin ve sözün kendimize ait olmadığı bir bedenin ve tasavvuru işaret ediyor. Kendini arama gereği bile duymadan yaşamak… Çok garip bir durum; ama bir o kadar da gerçek ve bu çağın yakasına iliştirilebilecek en önemli etiket. 
“Söz” insanlığın bir birikimidir ve kelimeler konuşmanın tuşlarıdır adeta. Konuşma yeteneği ve konuşmanın bizzat kendisi, insanın medeniyet kurmasının en önemli araçları galiba. Buna birkaç önemli özelliği daha eklemek mümkün; düşünme, sanat üretebilme, felsefe, hafıza… Olsun, insan en çok konuşabilme özelliği ile biliniyor. Kendi sesi olmayan insan aslında “yok hükmündedir” ya da kenedini “yok” saymasıdır. Öyle ki giderek silikleşen bir bireyler yumağına dönüşüyor toplum…
“Ödünç seslerle konuşmak”, bireyin özne olma durumunu elinden alıyor, onu basit bir taşıyıcı, aktarıcı konumuna taşıyor. Çünkü ses, yalnızca kelimelerin üzerine işlendiği bir dizgi, araç değil; aynı zamanda sesin kendince bir rengi, kokusu, duygusu, tonu vardır ve insanın en önemli imzası sesidir. Onu kendi sesinden mahrum etmek veya kendisinin, “kendi sesinden kendini mahrum etmesi” en hafif değimle kendini özne olarak “silmesidir”... 
Bir diğer mesele de sanırım herkesin saydığı, dile getirdiği, ama kendisini dışında tuttuğu “yabancılaşma”dır. “Ödünç ömürler” çağı belki de. Çağın hızı ve ağır yükü, “yetişememe telaşı” ve bir birinden kopuk “saatlerin” sarmalındaki kısır döngü öte yandan insanın başını döndürüyor. Biyolojik saat yerine şehir getirisi olan “yapay zamanın” temel takvim hâline gelmesi zaman mefhumunu adeta bir ilizyon hâline getiriyor. Saatlerimiz, başkaları tarafından kuruluyor, onların isteklerine göre ayarlanıyor ömrümüz. 
İnsan, şehir denen mezarlıklarda yaşıyor. Kendini giderek her şeyden soyutlayan ve o “her şey” içinde kaybolan bir nesneye dönüşüyor. Bedensel ritmin dışında bir yaşam belirtişinin görülmediği şehirler, aynı zamanda birer “çekim merkezi.” Kalabalıkların gürül gürül aktığı, ama kimsenin “ötekiden” haberdar olmadığı bir kalabalık.  Caddeler, korna sesleriyle yankılanıyor, ışıklarda bekleşen insanların umursamazlığı…
Gülüşlerini çoktandır unutun bir insan silueti ile yaşıyoruz; kendi binliğimizin inşa demiyoruz. O kadar çok müdahale eden bir toplumsal dokunun içinde yaşıyoruz bir taraftan; herkese akıl veren, yol gösteren, yanlış, doğru işaretleyen… 
Bir şarkıdan yola çıkmak gerekir belki de bir şarkıda beklemek gerekir. Ama kendi sesimizin de olduğu bir şarkı… 

 
Etiketler: ÖDÜNÇ, SESLERLE, KONUŞMAK,
Yazarın Diğer Yazıları
11 Eylül 2019
Usta
06 Ağustos 2019
İNSAN VE GELECEK/2
24 Temmuz 2019
İnsan ve Gelecek Üzerine/1
05 Temmuz 2019
Güzeli Savunmak
21 Haziran 2019
21. YÜZYILIN EĞİTİM HİKÂYESİ ve BEKLENTİLER (3)
20 Haziran 2019
21. YÜZYILIN EĞİTİM HİKÂYESİ ve BEKLENTİLER -2-
19 Haziran 2019
21. YÜZYILIN EĞİTİM HİKÂYESİ ve BEKLENTİLER (1)
15 Haziran 2019
Edebi Kanon
11 Haziran 2019
Kapılar Üzerine / 2
07 Haziran 2019
Kapılar Üzerine / 1
29 Mayıs 2019
Kendi Olmak Meselesi
22 Mayıs 2019
Anlamaya Çalışmak
14 Mayıs 2019
Işkın, Kenger Ve Gecikmiş Bir Bahar
08 Nisan 2019
Güzel Bir İnsanın Arkasından Sözler
01 Nisan 2019
Yazma Düşü
20 Ocak 2018
Yarım Uyak, Eksiltili Cümle
15 Ocak 2018
Mevsimler, Hüzün Durakları
05 Ocak 2018
Unutma Üzerine/2
03 Ocak 2018
Unutmak Üzerine
26 Aralık 2017
Kitaplar, Okuma Bilinci ve İnsanımızın Tutumu (4)
25 Aralık 2017
Kitaplar, Okuma Bilinci ve İnsanımızın Tutumu (3)
23 Aralık 2017
Kitaplar, Okuma Bilinci ve İnsanımızın Tutumu(2)
22 Aralık 2017
Kitaplar, Okuma Bilinci ve İnsanımızın Tutumu
20 Aralık 2017
Sözcüklerin Körleşmesi
16 Aralık 2017
Kavramların İktidarı
11 Aralık 2017
Kavramların Katılımcılığı
02 Aralık 2017
Kavram Yorgunluğu
29 Kasım 2017
Kavramların Suskunluluğu
22 Kasım 2017
Hayatı Okumak Üzerine
18 Kasım 2017
Sese Sarılmak
14 Kasım 2017
Çocuk Kimdir?
29 Ağustos 2017
Eski Bir Masaldan Sarkmıştır Hayat
26 Ağustos 2017
MAVİ VE ÖTEKİ KELİMELER
22 Ağustos 2017
Hayat Bir Tuval
11 Ağustos 2017
Ses ve Yalnızlık
26 Temmuz 2017
Hayat; Kendi Penceremizden Uzak Yollara Bir Bakıştır
22 Temmuz 2017
Sözden Önce, Gölgeden Sonra
14 Temmuz 2017
Akarken Nehirler ve Şehirler
29 Mayıs 2017
6. Malatya Anadolu Kitap Fuarına Dair İzlenimler
21 Mart 2017
Avrupa Nereye?
11 Şubat 2017
Hayatın Anlamı/ Anlamsızlığı Üzerine
28 Haziran 2016
GELMELER GİTMELER
11 Haziran 2016
YAĞMUR DÜŞLERİ
08 Haziran 2016
ZAMANA YENİLMEK
09 Şubat 2016
Masumiyetin Ölümü
Haber Yazılımı