Yazı Detayı
11 Ekim 2019 - Cuma 12:22
 
SINIR ÖTESİ HAREKAT
Necip Cengil
 
 

Türkiye sınırlarının ötesine başlatılan harekât ile yöneticilerimizin dünyaya da duyurdukları ifadeyle; istikrarın ve güvenliğin temini, ülkemize karşı oluşturulma eğilimi olan, kullanıma müsait terör koridorunun yok edilmesi ve bölgenin kontrolünün sağlanarak, ülkemizdeki Suriye vatandaşlarının iskânına müsait hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu arada PYD’nin bölgeye yerleşmesiyle onbinlerce Suriye vatandaşı Kürt’ün de bölgeden uzaklaştırıldığını unutmamak lazım…

Bir Müslüman olarak elbette savaşsız, adil paylaşımı esas alan, ötekileştirmeyen bir dünya isterim ancak insanlık genel anlamda henüz o noktadan uzak. İslam âlimi ve düşünürü Cevdet Said’in umut ifadeleriyle söylersek, insan savaşsız bir dünyayı kuracak evsafta yaratılmıştır, bir gün bu özellikleri baskın gelecektir. Tabi bu aşamaya gelebilmek için sanırım biraz daha zamana ihtiyacımız var. Her ülkeden insanın katılımıyla, ciddiyetle ara vermeden uğraşan, dünya zenginliklerinin silaha değil açlığı yok etmeye harcanmasını isteyen, özel ideolojik ve ülke çıkarlarından uzak birlikteliklerin sağlanması lazım. Dünya zenginliklerini uhdelerine geçirmek için her hileyi ve terör dâhil şiddet yollarını kullanabilen kirli baronların önünün alınması lazım. Savaşarak değil konuşarak yol alan geleneğin geliştirilmesi lazım. Yani yol uzun…
Umutsuz değilim ancak mesela savaşa karşı olduklarını paylaşanlar içinde gerçekten saf ve samimi olanlar olduğu gibi başka anlamda bir savaşı yürütenler de var. En azından kendi düşüncelerini baskın kılmak, diğer düşünceleri baskılamak ve aşağılamak, bayağı görmek, kendisini has kafa, başkalarını kafasız gösterme çalışmaları var ve bu da başka bir savaş…
Diğer bir mesele; fertlerin savaşa karşı olması, bu yönde bir dil kullanmaları normaldir ancak devletlerin dili asırlardır farklıdır. Devletler stratejik düşünür, stratejik hareket eder. Elbette stratejileri yanlış olabilir, yöneticileri dirayetsiz ve efradını cami ağyarını mani bir bütünlükle karar alamayabilir ama devletler aldıkları kararlarla, olumlu veya olumsuz sonuçları gözeterek hareket ederler. Uzak ve yakın tehditleri düşünürler. Ülke çıkarlarını öncelerler. Henüz bu hallerin zıddına hareket eden bir devlet görülmedi. Mesela İran’ın elinin bir yandan Suriye’de, bir yandan Yemen’de olması… Suud’un Mısır seçimlerine komplosu ve Sisi’yi desteklemesi, Yemen’i kontrol etmeye çalışması… ABD’nin son yüzyılda sınırlarından binlerce km öteye operasyonlar düzenlemesi… Çin’in asırlık ilişkilerimize rağmen Afrika’ya bizden önce el atması veya Keşmir’de İngilizlerin Hindistan’ı öne çıkarmalarına karşın Çin’in bu adımın karşısında durması… Rusya’nın sıcak denizlere inmek için attığı adımlar… Hiçbiri çıkarsız, hesapsız değildir ve bugüne kadar çok azı hariç barışa da hizmet etmemiştir. Suriye’de ölen yüzbinlerin, ne İran ne ABD veya Rusya için uzak yakın stratejik adımlar açısından bir önemi olmamıştır. Bölgenin kardeşlik yükünü kaldırmak Türkiye’ye kalmıştır. Türkiye elbette oynanan oyunu bilmekte ve bir yandan kardeşlik görevini yerine getirirken, diğer taraftan stratejik adımları da hesaplamak zorundadır. Yöneticilerin aldığı kararlar yarın için ülkemizi tehlikeye de sokabilir, önünü de açabilir. Neticede bir operasyona müdahil olmaktadır.
Mevcut operasyonlar için ülkeyi buna hazırlamanın, siyasi, ekonomik ve duygusal hazırlığı da yapılması gerektiği için, bu durumun da gözetildiğini görebiliyoruz.
Aniden karşılaştığım bir kavga bile beni tedirgin eder; aman ha kimseye bir şey olmasın, ana kuzularına halel gelmesin, diye uğraşırım. Beni olduğu gibi ötekini düşünen her insanı tedirgin edeceğini düşünürüm. Bu tür büyük operasyonlar elbette daha tedirgin edicidir. Dilerim canlar yanmadan, en azından fazla can yanmadan hedeflenen gerçekleşir. 
Tabi bir de tuzaklar var: ABD niye müsaade etti, neticede Türkiye’nin işgalci olarak gösterilmesi ve yaptırımlar mı hedefleniyor, sorusu var. Karşı cenahın olmamış olayları, başka görüntüleri bölgeye aitmiş gibi servis edip, Türkiye sivil katliamı yapıyor diye BM’yi devreye sokma girişimleri olur mu? İran ve Suud gibi hem Suriye hem de Yemen’de binlerce insanın ölümüne, açlıkla perişan olmasına sebep olan adımları atmakta beis görmeyen ülkeler ne gibi adımlar atmaya çalışacak.
Şahsıma kalsa veya herhangi bir ferde, bir çocuğun masumiyeti, diğer canlıların telefi karşısında erimemiz gerekir ve eririz de… Evet devlet olmakla fert olmak farklıdır, ya global stratejinin piyonu olursunuz veya kendi stratejinizi oluşturursunuz. Umudumuz odur ki attığımız adımlarla kendi adamakıllı, dört başı mamur düşünülmüş stratejimizle hareket ediyor olalım. Yani umut kırımına uğratılmayalım.
Elbette savaşsız bir dünya için çırpınalım. Lakin mevcut realiteyi de göz ardı etmeyelim. 
Gözü dönmüş bir ekip asırların birikimini, bütün boyutlarıyla yok edebilir. Mesela Endülüs yaşasaydı, hem barış ortamı, hem ilim havzasının derinliği açısından çok iyi olurdu. Ama Endülüs’ün bileşenleri birbirleriyle kavga edip dururken, savaş baltalarını bileyen nice barbar tepelerine binmişti. Endülüs’ün zayıflama emareleriyle birlikte, kitleleri rüyalarla yönlendiren din tacirleri Avrupa insanını Doğu’ya sefere yönlendirmiş, milyonlarca insan yollarda ölmüş, sonra da Kudüs’e kadar gelen barbar Rüyacılar (Haçlılar) bölgeyi yüz yıl boyunca kan deryasına çevirmişti.
Bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir demişti merhum Erbakan… Dilerim atılan adımlar ülkemizi o korkulan hedefe veya hedeflere yem olmaktan uzaklaştırır.

 
Etiketler: SINIR, ÖTESİ, HAREKAT,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
31 Ekim 2019
BATI İNSANLIK ADINA NEREDE DURUYOR
10 Ekim 2019
MUHALEFET VE İKTİDAR DİLİNİN AYRILIĞI
05 Eylül 2019
Evlilik Cinayetleri
24 Ağustos 2019
Acılar Üzerine
16 Ağustos 2019
Haydi Din Anlatalım
08 Ağustos 2019
Sevmek Ne Kadar Zor Dostum
02 Ağustos 2019
Edep
26 Temmuz 2019
İşler Nasıl?
19 Haziran 2019
Pusuda Kimler Var
25 Mayıs 2019
Bir ramazan ikliminde, af yolunu tutmak
29 Nisan 2019
“Kutsal Alanda Yolculuğa Çıkalım”
11 Nisan 2019
Sevgi Ve Güç Arasında
04 Nisan 2019
Seçimlerin ardından
26 Mart 2019
Kuşakların Çatışması mı?
20 Mart 2019
Yeni Zelanda Doğu mu Batı mı?
11 Mart 2019
Değer Bilerek Yaşamak
22 Şubat 2019
ELEŞTİRİYİ İHANET OLARAK GÖRMEK
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı