Yazı Detayı
08 Ocak 2019 - Salı 11:19
 
Şiddet.
Tacettin Elmas
 
 

Toplumda her geçen gün yaygınlaşan bir bireysel şiddet dalgası var.  Özellikle kadın ve çocuklar üzerinden başlayıp toplumdaki her bireye karşı gelişip yaygınlaşan bir bireysel şiddet hareketi.Her üzücü olaydan sonra yetkililerce yapılan açıklamalar da, bunun son olması için gerekli tüm önlemlerin alınacağı beyan edilir.Tabi bazı etkili polisiye tedbirlerde alınıyor. Alınan tüm etkili önlem ve çözümlere rağmen bireysel şiddet olayları azalacağı yerde tersine artarak devam ediyor.

NEDEN?.

Bunda çıkan sonuç şu, demek ki üretilen çözüm ve metotlar yanlış. Bireysel veya toplumsal, her insan davranışı ve tepkisine neden olan bir takım maddi koşullar var. Bu maddi koşullar,  bireyin içinde doğup büyüdüğü toplumun içinde yer aldığı ekonomik ve sosyal koşullar ve bu koşulların yarattığı insan ilişkileridir. İnsan ilişkilerine yön verip onun hareket ve davranışlarına etki eden ve onu bulunduğu ortam içerisinde kendisini bir şekilde koruma veya var olma psikolojisi altına iten ve yine, her canlıda olduğu gibi onda da var olan temel bir içgüdüsel duygu var. Yaşama içgüdüsü. Bütün canlılarda olduğu gibi insan da var olan bu içgüdüsel bağ insanın doğumu ile başlar ölümüne kadar da devam eder. Yaşadığı sürece bu içgüdüsel bağ insanın içinde doğup,büyüdüğü yaşamını idame ettirdiği maddi yaşam koşullarının şekline göre, yani kendisine yapmış olduğu etkiye göre bir tepkiye dönüşür. İlk başlarda, yani çocukluk aşamasından sonra, insan bir birey olarak kendi maddi yaşamını tek başına kendisi kazanma bilincine geldiği andan itibaren, kendisini hayata bağlayan bu doğal bağ karşısında onu her an tehdit eden başka bir bağ, bir duygu alır. Bu bağ ve duygu da beyinde gelişen bir manevi bağ ve duygu olan korku duygusudur.

Günlük hayatta her birey bu duyguyu şu şekillerde kendisine sorarak zaten yaşıyor. Mesela,öğrencidir, okuyor. Okul bitince bir iş bulabilir miyim?. Çalışıyor, hem açlık sınırının altında bir maaşla, hem de ya işten çıkarılır isem?.Bir de bu düşüncelerden bir çalışanın diğer aile bireylerinin düşüncesi!. Esnaftır, kira,çek,siftah,maliye,itibar vs..

İşverendir, SSK primleri, maliye borçları, işçi maaşları,iflas,itibar!..

İşsizdir, ya bu günde iş bulamazsam iş,iş,iş.....

Çiftçi banka borcu,ipotekli arazi,gittikçe her yönden artan borç yükü....

Yani herkes yaptığı iş ve bulunduğu konuma göre bu soruları kendisine sorarak bir sonuca vararak geleceği ile ilgili kaygılarını belirleyebilir. Yaşadığı sürece insan bedeni bu iki yaşam bağı arasında kalarak var olmaya çalışır. Bu çok ince ve hassas bir dengedir. Yaşamını üreterek devam ettiren bir canlı olarak,diğer canlı türlerinden ayrılan insan kendi iradesi dışında kendisine doğal bir zorunluluk olan bu yaşam süreci içerisinde giderek toplumsal bir nitelik kazanır. Yani toplumsallaşır, bir birey, bir kişi olur.

Bu süreçte artık kendisi kendi hayatı hakkında, bu günü ve geleceği hakkında tek belirleyici değildir.hayatında da düşünce ve kaygılarına etki eden kendisi dışında başka etkenler, kişiler var. Artık maddi ve manevi yaşamı konusunda içinde doğup büyüdüğü toplumda, hangi maddi ve manevi koşullar egemen ise o koşulların bir aracıdır. Kendisini, bir şekilde kabul edip benimsemediği bu koşullara ayak uydurmak zorunda. Onu; artık içinde yer almış olduğu ve onun kişiliğinin şekillenmesine neden olan koşullardan ayrı ve bağımsız bir kişilik olarak yargılayıp, o kişi hakkında tek başına iyi ve ya kötü bir kişi diyemeyiz. Böyle bir sonuç, her bakımdan bataklığın neden oluştuğunu araştırmadan üzerindeki sineklerin  neden oluştuğunu görerek sonuç almaya benzer ki bu da bir çözüm olmaz. Olmuyor da. Toplumun içinde yer aldığı ekonomik ve sosyal koşulların bireyler üzerinde yarattığı olumsuzlukları, öyle  kamu baskısı( hapishane)polisiye tedbirler ve şiddet yöntemleri(linç)ile  çözmek sonuç vermiş olsa şu ana kadar bu sorun çoktan çözülmüş olurdu. Ortada;topluma siyasi  otorite tarafında dayatılan bir ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi sistemden kaynaklanan en başta insanların yaşam standartlarına doğrudan etki eden bir asgari geçinme, endeksi var. Asgari ücret bu açlık sınırının altında olan bir ücrettir. Emekliler ha keza öyle. Bunların dışında nüfusun büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında.Milyonlarca eğitimli genç yarın iş bulabilir miyim kaygısı ile kimi hala okuyor kimi sokaklarda. Toplumun büyük çoğunluğu yarınları için karamsar ve mutsuz. Bu kaygılar ile yoğrulan bir toplumda bireysel şiddetin artarak devam etmesi gayet normaldir. Toplumu oluşturan insanlar arasında adil ve eşit bir gelir düzeni yaratılıp buna paralel köklü, sağlıklı bir eğitim ile de bütün insanlar eşit bir şekil de bun dan yararlandırılmadıkları sürece bu bireysel şiddet olaylarının önüne geçilmez. Dün Özgecan'dı, bu gün Canan hoca oldu, yarın bir başka kadın çocuk, yaşlı ya da genç bir insan olur. Ve en önemlisi toplumu oluşturan çekirdek aile kavramı da giderek yok olur. Zaten boşanma olaylarında ki artış ta bunun açık bir sonucudur. Bu da aslında şiddetin başka bir şeklidir.

 
Etiketler: Şiddet.,
Yazarın Diğer Yazıları
27 Mayıs 2019
Tarımda Tarsim,Tarsimde çiftçi bilmecesi
04 Mayıs 2019
Normalleşme
24 Nisan 2019
Linç
17 Nisan 2019
Dayatma Seçim
04 Nisan 2019
Pişkinlik
26 Mart 2019
Sürpriz Seçim!
18 Mart 2019
Halk Siyasal Hayattan Dışlanmamalıdır
14 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı.
06 Mart 2019
Yerel Seçimlere Az Bir Zaman Kaldı
27 Şubat 2019
Resim
19 Şubat 2019
İflas
12 Şubat 2019
Ziraat Odaları
05 Şubat 2019
Gidişat
30 Ocak 2019
Gündem Güven
22 Ocak 2019
Kerhen Demokrasi
15 Ocak 2019
Ruh Sağlığı
31 Aralık 2018
Sorgulama.
24 Aralık 2018
Sorunlu Sorumluluk.
18 Aralık 2018
Şükür
10 Aralık 2018
Kutuplaşma 2
04 Aralık 2018
Kutuplaşma
26 Kasım 2018
Profil
16 Kasım 2018
Celep
06 Kasım 2018
Politika
29 Ekim 2018
KULAKLARI ÇINLASIN.
18 Ekim 2018
Seçim
09 Ekim 2018
Sağ, Sol.Yada Sol, Sağ.
28 Eylül 2018
Vatandaş Bülent
18 Eylül 2018
CHP Ne, Nasıl.
10 Eylül 2018
Dış Güçler
03 Eylül 2018
Yerelden Sorunlar
04 Temmuz 2018
Çiftçi ve Tarsim Bilmecesi
12 Haziran 2018
Stratejik İrade,Stratejik Oy
07 Haziran 2018
Miting
01 Haziran 2018
Liyakat
24 Mayıs 2018
Dayatma Seçim, Dayatma Demokrasi
14 Mayıs 2018
Yol Ayrımı
08 Mayıs 2018
Cepheleşme
03 Mayıs 2018
112 Acil Seçim, Acil Demokrasi
23 Nisan 2018
Erken Seçim ve Demokrasi
13 Nisan 2018
Değerler Savaşı
03 Nisan 2018
2019 Seçimlerine Doğru Malatya’da CHP
15 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine
06 Mart 2018
Ulusal ve Milliyetçilik Üzerine 2
19 Şubat 2018
Ulusalcılık, Milliyetçilik Üzerine…
10 Şubat 2018
Chp’de Sorun...
30 Kasım 2017
CHP’de Tek Adam Demokrasisi
25 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (2)
24 Ağustos 2017
İnsanın Çelişkisi (1)
09 Ağustos 2017
Tütün, Kayısı ve Tarım Politikalarımız
03 Ağustos 2017
Tarsim Fizyolojisi
17 Temmuz 2017
Tarsim Ve Kaysıda Fizyolojik Dökülme
Haber Yazılımı