Yazı Detayı
18 Ocak 2017 - Çarşamba 17:42
 
Sistem Tartışmaları
Necip Cengil
 
 

İslâm insanlığa bir yol önerdi: Kimse köleleştirilmeyecek, zenginin malında fakirin hakkı var, sizin hayırlınız insanlığa faydalı olandır, eğer bilirseniz sizin için hayırlı olan tek eşliliktir, adil ve merhametli olun, birbirinizi aldatmayın, hırsızlık yapmayın, zinaya yaklaşmayın, yalan söylemeyin, iftira atmayın…

Bu bir sistem oluşturacaktı. Bu önerinin karşısındaysa, bu ifadelerin zıddı bir anlayış vardı.

Peygamberden sonra farklı tartışmalar gelişti.

Sahip olduğumuz topraklarda, birlikte yaşadığımız insanlar nasıl yönetilecek?

İslâm’ın önerisi; adalet, eşitlik, dinde zorlama yok, toplumsal mutabakat, istişare gibi özetlenebilir. Fakat krallık mı, seçim mi, seçimli krallık mı, başkanlık mı? Bunlar tartışılmadı. İstişare İslâm’ın en açık önerisidir.

Halife Hasan, yönetmeye çok istekli gördüğü Muaviye’ye “madem çok isteklisin, kan akıtmayalım, al memleketi sen yönet ama kendinden sonra kimseyi atama, seçim yapılsın” dedi. Bana göre ilk dört halifenin seçilme şeklinden sonra, en açık öneri buydu.

Muaviye verdiği sözde durmadı. İslâm dünyasını bir ateş topunun içine attı. Ve Müslümanlar bir sistem geliştiremedi. Padişahlık, şahlık, krallık o günün şartlarında bütün dünyada uygulanıyordu. Aynısı kopyalandı, sadece arada adil insanlar geldi.

Bugün de tartışma bitmiş değil… Ne batıda ne de doğuda… Demokrasi en açık öneri fakat onun da çeşitleri var. Her ülke demokrasiden aynı şeyi anlamıyor veya kendilerine uyduruyorlar. Uygulamasıyla birlikte, üzerinde ittifak edilen bir demokrasi tanımı da yok. Mesela İngiltere’de, Hollanda’da kraliçe, parlamento, başbakanlık sistemi… Amerika ve Fransa’da farklı başkanlık sistemi…  Ülkemizde 1950’den önce tek parti ve partili cumhurbaşkanlığı, 1950’den sonra çok partili sistem… 1980 anayasası ile birlikte askeri vesayet izi taşıdığı izlenimiyle sürekli tartışılan bir sistem… Ve nihayet son anayasa değişiklik teklifleriyle birlikte, yine çok partili bir parlamento, halkın seçtiği ve sorumluluk yükünü üstlenecek bir cumhurbaşkanlığı sistemi…

Şimdi bir parti başkanı çıkıp, yapılan son öneriyle birlikte “meclis mezara, demokrasi tarihe gömülecek” diyor. Sanırım kendi tabanını, yapılan öneriye karşı teyakkuz haline getirmek ve yeni önerilere kapalı hale getirmek istiyor. Oysa yapılan değişim demokrasi uygulamaları dışında bir sistem değil aksine ülkenin tıkandığı noktalarda, inisiyatif alıp o noktaları açmaya çalışacak,risk ve sorumluluk üstlenecek bir cumhurbaşkanlığı sistemi önerisi getiriyor.

Yapılacak şey, ben bu sistemi beğenmedim, desteklemiyorum veya beğendim, denenebilir ve destekliyorum demektir. Halk bir çıkış bekliyor, sistem tıkanmış bir çıkış arıyor, parlamento gerektiğinde, bir parti veya bir koalisyon tarafından halkın beklentilerini karşılamayacak şekilde bloke edilebiliyor. Bunlar yaşanarak öğrenilen gerçekler.

Elbette her sistem riskleriyle birlikte vardır ama mesela seçim barajı kaldırılarak yeni bir meclis oluşturulduğunda, bu meclis hiçbir partinin ve kişinin blok olarak uhdesinde olmayacak, belki daha bağımsız ve iradesini daha rahat yansıtacak bir meclis olarak, cumhurbaşkanını denetleyecek ve riskleri en aza indirecektir. Bakanlar belki ağırlıklı olarak parlamento dışından cumhurbaşkanı tarafından atandığı için, hiçbir partinin “blok adamı” olmayacak, daha rahat edecek, kimse “falan partinin adamları kayrılıyor” diyemeyecek. Dünyada aynısı olmasa bile benzer uygulamaları var.

Desteklenir veya desteklenmez, gerekçeleri ortaya konur.

Muhalefet buna göre yapılır.

Bizdeki muhalefet, dört başı mamur bir analiz ile de halkın karşısına çıkmış değil. Ben karşıyım diyor. Boğaz köprüsü yaptırmam dediği günlerdeki gibi bir tavır sergiliyor. Bugün üç tane boğar köprüsü, Marmaray ve tüp geçit yapıldı.

Geniş bir toplumsal destek kazanan projeler bile bizdeki muhalefet tarafından, ağış dolusu bir rahatlıkla bugüne kadar desteklenmedi.

Muhalifler Marmaray yapılırken de “karşıyız” demişlerdi.

Tuhaf bir durum var. Galiba ülkemizde muhalefet, o istiyorsa ben istemiyorum, tarzıyla yapılıyor.

 Yoksa ben mi yanlış anlıyorum?

Bu arada, sistem tartışmaları bütün dünyada devam edecek. Kısa zamanda biteceğini de sanmıyorum. Artık yerleşti ve tartışılmaz denen sistem uygulamaları bile tartışılacak. Ülkeler kaynayacak. Hele o sistemleri sağlam gibi görünen ülkelerde, kişi başına düşen gelir can acıtır şekilde düşsün bakın neler oluyor?

 
Etiketler: Sistem, Tartışmaları,
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı