Yazı Detayı
03 Ağustos 2017 - Perşembe 09:37
 
Tarsim Fizyolojisi
Tacettin Elmas
 
 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da kaysı ürünümüzü Tarsim’e poliçelerinde belirtmiş oldukları risklere karşı sigortalattık. Kendi deyimleri ile ful sigorta.

Ancak bölgede don olayı yaşandığı halde eksperleri gelip komşu parsellere don hasarı, bizim parsele hiç inceleme bile yapmadan ayaküstü fizyolojik dökülme diye rapor düzenleyince bizde yasal olarak gerekli, ilgili yetkililerle görüşüp sorunun açıklığa kavuşturulmasını talep ettik.

Bölgede en yetkili olarak görev yapan sayın müdür tereddütleri ile birlikte emsal teşkil eden bir sorun var ama sorun bizi aşıyor. Genel Müdürlüğe bir dilekçe ile sorununuzu iletiniz dedi. Biz de Mayıs ayında konu ile ilgili bir dilekçe gönderdik. Çok şükür daha bir cevap almış değiliz.

Genel Müdürlükte cevap çıkmayınca sorunu bir makale ile gazete Malatya kamuoyu ile paylaşmayı uygun gördük. Zira sorun tüm Malatya kaysı üreticisini ilgilendiren bir sorundu.

Malatya kamuoyu ile paylaştığımız bu yoruma dayalı yazı Sayın Genel Müdür tarafında bir cevabi yazı ile anında cevaplandırıldı. Bunun için kendilerine teşekkür etmek gerekiyor.

Tarsim Genel Müdürlüğü cevabi yazısında özet olarak bizim yazımızın tamamen ön yargılara dayalı bir suçlama haberi yaptığımızı, bunun da Tarsim ile ilgili yanlış algılanmalara sebebiyet verdiğini ve basınında bu konuda bu yalan yanlış haberlere alet olduğunu bunun düzeltilmesi gerektiğini nazik bir şekilde basının görevi bu olmamalı diyerek yasal hakları saklı olarak bir süre verip konuyu kapatmış.

Gazetedeki yazıdan sonra Malatya’da bu konu ile ilgili bir basın toplantısı yapmaları hem sevindirici, hem düşündürücü.

Sayın Genel Müdür gönderdiği yazıda özet olarak Kaysıda fizyolojik dökülmenin düzenlenen sigorta poliçelerinde yer almadığını bu olayın yeni iklimsel coğrafik bir olay olduğu bunun da bir sonraki dönemde gerektiğinde yetkili kurullarında görüşülüp karara bağlandıktan sonra poliçelere yansıtılacağını söylüyor.

Şimdi. Bu müdür beyin ifadesi; “…Döllenme ve meyve tutumu sırasında sıcaklığın değişmesi, nedeniyle meyve gelişmesi zaman zaman sekteye uğramaktadır. Meyve tutumu gerçekleşir gibi görülse de,ağacın beslenme fizyolojisine de bağlı olarak meyveler dökülmektedir...... Yine bu dönemde hava sıcaklıklarının belirli bir seviyenin altına düşmesi halinde meyve gelişimi gerçekleşmemekte ve dökümleri meydana gelmektedir.Söz konusu olayların “don” ve “dolu” ile bağlantısı bulunmamaktadır.

Sayın Müdür belirli bir seviyenin altına düşen sıcaklık değerlerinin ne olduğunu neden rakamsal olarak belirtme gereği duymuyor.

Bu da Tarsim tarafından ürününü sigorta ettiren çiftçilere sigorta ettirme anında çiftçilere verilen ve her iki tarafça yasal olarak uyulması gereken sigorta poliçesindeki tanım. Teminat dışındaki haller bölümü:  “a)Hava sıcaklığı 0 C’ altına düşmediği halde, hava sıcaklığındaki ani değişiklikler nedeniyle üründe meydana gelen renk bozuklukları ve değer eksilmeleri.”

Dikkat ederseniz 0’ların altındaki her türlü hava derecesini özellikle belirterek vurgulayıp don olayı kapsamına bırakıyor.

Yok eğer bunun açıklaması bu değildir deniyorsa neden poliçelerde her şey detaylı açıklanıp yazılıyor ise bu neden yazılmıyor.

Poliçe 0 altında tüm değerleri çiftçi lehine değerlendirirken, sayın müdür ne 0’ın altında ne üstünde hiç bir ifade kullanmayıp olayı geliştirmekle yetiniyor.

Diğer yandan eğer bu tanımladıkları fizyolojik dökülme tanımı bu ise bu tanım poliçenin bu ‘a’ bendinde zaten var.

Burada yapılmak istenen bir anlam kargaşası yaratılarak işin içinde sıyrılmaktır. Soruna çözüm üretmek değil.

Poliçede gayet açık ve net tanım var.Ve bu tanıma göre 0’ların altındaki sıcaklık değerleri don olayı olarak değerlendiriliyor.

Ve eğer bu poliçelerin düzenlenmiş olduğu bölgelerde bir don olayı yaşanmış ise ki bu yaşandı öyle parselin birine don olayı var iç içe girmiş bir diğer parselde fizyolojik dökülme var diyerek tüm mağduriyetliği müşteriniz olan çiftçinin üzerine yıkamazsınız. Bu çözüm üretmek, ülke ekonomisine katkı sunmak değil aksine üretim ve üreticiyi baltalamaktır.

Diğer bir başlıkta Tarsim eksperleri ile ilgili. Güya tarafsızlar taraflı yada tarafsız oldukları öyle dilde söylemekle olmuyor sahadaki uygulamalarında biz yaşayarak görüyoruz. Adamlar kendileri diyor bir kaç dönem üst üste hasar verilen poliçeleri mümkün olduğunca hasar kapsamından çıkarın. Diye talimatlar aldıklarını. Herhalde bu talimatları çiftçiler vermiyordur.

İki eksperden biri don diyor diğeri fizyolojik dökülme diye tartışıyorlar. Sahada tarafsız olması gereken eksper iki de bir başka bahçede görev yapan eksperi arayarak kanat getirmez. Ya da eldeki verinin resimlerini karşı tarafla paylaşarak “ben hasar verirsem beni yakarlar” demez. Hem de bizim yanımızda.

Gelelim basın meslek ilkelerinin hatırlatılmasına.

Diyeceğim odur ki. Anlaşılan bizim sayın genel müdürde galiba ülkemizdeki siyasi parti liderlerinin yaptığı gibi ben ne dersem doğru odur. Kimsenin, hele bir çiftçinin ne konuşmaya, ne yazmaya hakkı yok. Kanunlar, yazılı olduğu ve sizin anladığınız gibi değil benim yada kurum yönetiminin yorumladığı gibi okunur, yorumlanır ve kararda öyle verilir. Demek istiyor. Ondan sonra da dönüp çiftçi toplantılarımıza neden katılmıyor diyerek sitem ediyorlar. Her toplantılarına tıpkı siyasi partilerde olduğu gibi üst düzeyde kendileri ve varsa ilçe ve illerdeki birkaç sorunla ilgili üst düzey kamu görevlisini dışında pek kimse olmaz. Olarda tabi zorunluluktan dolayı katılıyorlar.

Aldıkları İSO kalite belgesini gidin müşteriniz olan çiftçilere sorun bakalım onlar nasıl bir kalite belgesi verecekler. Basit bir hak arama talebinde böyle rahatsız oluyorsanız, medya iletişim ve şeffaflıkta tavır bu ise bundan sonra nasıl bir iletişim ağı oluşması meydana gelir merak etmemek mümkün değil. 

 
Etiketler: Tarsim, Fizyolojisi,
Haber Yazılımı