Yazı Detayı
14 Mart 2016 - Pazartesi 17:29
 
Teröre Lanet
Necip Cengil
 
 

 

Bulunur saf ve heyecanlı bir Anadolu çocuğu, tetiği kardeşlerine doğrultur bir “dava” bilinciyle, o ve kardeşleri ölümün kollarında yol alırken, oyun sahipleri bir sonraki katliamı planlar.

Anadolu çocuğu yaptığının “terör” olduğunu, hayatları yok ettiğini, beddualar aldığını, aslında daha çok kurban için “kurban” seçildiğini anlamaz.

Duyulan bir patlama sesidir sadece lakin oynanan oyun büyüktür. Saf Anadolu çocuğunun bu büyük oyunlara ayıracak zamanı yoktur. O kendisinden beklenen büyük fedakârlık şartlanmışlığıyla kalkar gider. Anne ve babasından helallik alma gereği, onlara danışma gereği ve katledeceği insanlara üzülme gereği duymadan kalkar gider. Eline tutuştururlar bir telin ucunu veya mekanizma düğmesini, vücuduna veya sürdüğü araca bağlarlar katliam bombasını “haydi git” derler. “Sen hesap edemeyeceğin yarınlara hizmet edeceksin” derler. “iyi de siz neden o yarınlara hizmet için parçalanmayı göze almıyorsunuz” diye sormayı bile düşünmeden.

Ne gençler aldatıldı böyle, ne genç kızlar… Adına “dava” dedikleri ama aslında insanlığa öfke, katliam güncesi yollarında, keyiflerini çatarak, parçalanan Anadolu insanlarını seyrederler.

Yürek dayanmaz o görüntülere…

Sonra yetkililer açıklar: Katliamı yapanın kimliği belirlendi!

Gerçekten belirlenmiş midir?

“Dava” adına ayartılmış Anadolu çocuğu; Anadolu’nun her şeyden habersiz, işinden evine giden insanlarının gerçek katili midir?

Katil tek veya iki kişi midir?

Kandillerinin etrafında bir coğrafyaya kan kusturan ağa babalar, onların stratejilerinin fitilini ellerinde tutan ülkeler, istihbarat odakları… Onlar bu iş için yargılanmayacak mı? Onlara, onların gözlerinin içine bakarak “asıl suçlu sizsiniz” denmeyecek mi? Aldattıkları bir Anadolu çocuğunun, Anadolu’nun masum insanlarıyla birlikte parçalanan, parçalanmış cesedi lanetlenen tek kişi mi olacak?

Hayır, hayır bu iş böyle değil!

Ümmi olan yaşlı annem bile, hem de Kürtçe “zalimler” diyerek “katiller” diyerek beddua ediyor. Tek kişiye değil, katliamın ağababalarına lanet ediyor. Tüm insanlık ve İslâm düşmanlarına lanet ediyor.

Bu işin arkasında elbette birileri çıkacak, netleşecek ve cevapları verilecek ancak mesele burada bitmeyecek. Zira zorlu bir coğrafyadayız. Diş bileyenler çok. Masumların ölümü karşısında kadeh tokuşturanlar çok. Bu karanlık odaklara karşı, bu coğrafyanın insanları olarak kenetlenmemiz lazım. Onların arzuladıkları parçalanmış duygular edinmememiz lazım. Onlar isterler ki, duygularımız parçalansın, öfkemiz aklımızın ve kardeşliğimizin önüne geçsin, galebe çalsın. Onlar isterler ki, biz hep ağlayalım.

Onlar, oldu olası, ağlayanı çok, güleni az bir dünya isterler. Tıka basa doydukları sofralarından kalkıp insanlığın üzerine kusmak isterler.

Farkımız var onlardan; dert çoğaltmak için değil, dert azaltmak için yaşarız.

 İnsanlığın açlığına dayanamayız.

Yardımseverliğimiz siyasetimizin önündedir. Lakin ortada giderek artan bir “kahpelik” var. “Biz bu coğrafyada yaşayanlara rağmen, bu coğrafyayı kontrol ederiz” diyenlerin oynadığı oyunlara figüranlık yapanlar, coğrafyayı yangın yerine çeviriyor.

Şimdi bu coğrafyanın insanları olarak, aldattıkları neslimizi onların elinden almanın da mücadelesi dâhil, yılmadan, öfkemizin bizi kandırmasına müsaade etmeden, var olduğumuzu, bir olduğumuzu, diri olduğumuzu bütün dünyaya ispatlamalıyız. Çukurlara, hendeklere gömemedikleri toplumu, terörle yıldıramayacaklarını bildirmemiz lazım.

Yaralar hep acır, hep kanar, sarsanız da kanar fakat tüm bunlara rağmen, yaralarımıza rağmen bu coğrafyanın yarınları için üretkenliğimizi sürdürmeliyiz.

Sanmasın zalimler herkes öfke nöbetinde

Sabırlıdır bu coğrafyanın insanı

Unutmaz, sabreder

Unutmaz, affeder

Yalnız hinliğinizin de farkındadır bu coğrafya; tüm karanlık oyunların farkında… Katliamların size kar getireceğini sanıp sevinmeyin.

Bizim yüreğimizi parçaladıkça, beddualarımız yaralarımızdan akarak sizin yüreğinize ulaşacak ve yaptıklarınızın geri dönütünün çaresizliğini yaşayacaksınız.

Terörü besleyen ellerinize lanet olsun!

 
Etiketler: Teröre, Lanet
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
21 Mart 2016
Türkiye Nereye
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı