Yazı Detayı
21 Mart 2016 - Pazartesi 17:48
 
Türkiye Nereye
Necip Cengil
 
 

Türkiye değerlerinden kopuk bir akılla çöküyordu, belki çok hızlı bir çöküş yaşanacaktı. Bu çöküşe mani olacak bir akıl geliştirilmeliydi. Bu aklı; tarihi bilincin, bu topraklara ruh veren bilincin yeniden canlandırılması olarak izah edebiliriz.  İşte bu nedenle, söylemler değişti.  Tarihi bilinci canlandıran diziler başladı. Ve bu dizilerde sadece aksiyon değil, felsefe, inanç, akıl, tefekkür, inşa yer aldı.

Doğrusu uzun zamandır, ülke insanı kendisini ne ile nasıl tanımlayacağına dair zorluklar yaşıyordu. Bir bilinç atılımı, aslında bu kendini tanımlama sorununu aşmak için de kapılar açtı. Ayrıca devletin dini kendi haline bıraktığı, kimi zaman “irtica kalıbında” yoğurduğu din konusunun ne kadar önemli olduğu müşahede edildi.

Batıyla, tek boyutlu, bir hayranlık iletişimi vardı. Bu önemli bir hastalıktı. Şimdi, kendini bularak batıyla iletişime geçiş öne çıktı. Topluma bir özgüven geldi.

Ekonomik alanda, teknolojide, ileri teknolojide alınan mesafeler var. İş hacmi, insanlığa ekonomik katkı gözle görülür nispette artış gösterdi. Başka ülkelerin, gösteremediği insanlık duyarlılığı gıpta edilecek oranda.

Kendi içinde ayrımcılık problemini daha cesurca ele alıyor.

“Tarihi mirasımı, haddini bilmezlere yağmalatmam” derken kendinden daha emin hareket ediyor.

Batı ile ilişkileri hep eleştirildi ancak bu ilişkilerde artık boynu bükük değil ve hayatın akışı bu yönde; göç batıya doğru, şehirler batıya doğru gelişiyor. Aslında bu, batının öteden beri taşıdığı bir zenginlik; doğu, bazen isteyerek, bazen istemeyerek, zenginliğini batıyla paylaşıyor. Yapılacak şey bilinçli adımların sürdürülmesi.

Batı doğuyu hem istiyor hem çekiniyor zira doğunun, var olan sıcaklığında, kendisini eritmesinden korkuyor. Doğunun, insan merkezli hayat anlayışının, kendi insansız gelişmesini yutmasından çekiniyor. Mülteci sorunu da bu yüzden kendisini ürkütüyor. Müslüman duyarlılığın, gelişen batı bilimselliğini içselleştirip, batıya “sen artık bu işi götüremiyorsun, bırak bana” demesinden ödü patlıyor.

Düne kadar batının sömürgeciliğine hizmet eden, spor, sanat, sinema, teknoloji gibi alanların, küresel akıl çerçevesinde, doğunun da hizmetine girmiş olması batıyı endişelendiriyor. Bu ve daha başka nedenlerden dolayı, doğunun umut taşıyıcı ülkesi olan Türkiye’ye direniyor. Türkiye’ye “bana yardım et” diye el uzattığında istekli, Türkiye batıya “bana karşı davranışlarında ayrımcılıktan vazgeç” dediğinde, tedirgin adımlar atıyor.

Gerçek şu; batının doğuya, doğunun batıya ihtiyacı var. Hep böyle olacak. Kaldı ki, batı doğunun uzantısı yani doğudan farklı bir cinsin devamı değil ve hepsi insanlık âleminin bir parçası. Türkiye de bu uzantının bağlantı istasyonu. Eğer batı Türkiye’ye sırt dönerse sırtsız kalır ve eğer Türkiye’yi sırtından bıçaklarsa, harakiri yapmış olur.

Kürt meselesinde, ülkeyi yönetenler, bugüne kadar sergiledikleri yabancılaşmayla nasıl bir çıkmaz oluşturmuşlarsa, bugün Kürt sorununda “ben tarafım” diyerek, bölge insanını, tarihilerinden ve inançlarından koparmak isteyenler aynı çıkmazın başka bir versiyonunu dayatıyorlar. Ne Kürtlerin ne de Türklerin aynı yabancılaşmaya bir kez daha tahammül edeceklerini kimse beklemesin. Kürtler, yabancılaşmayı model olarak kendi önlerine koyan, doğunun köklerinden kopuk çocuklarına asla “evet” demeyecek ve bu oyunu, bir kez daha oynamak isteyen taraflar kendi iplerini çekmiş olacaklar.

Evet, Türkiye bir kez daha çetin günlerden geçiyor.

Zor aşılmaz değil.

Batı dünkü kadar rahat değil.

Doğu kendi ayaklarına sıktığının farkında…

Yeni sınırlar dayatanlar, uzun soluklu teorik yürüyüşlerinin, dünkü kadar rahat devam edemeyeceğinin tedirginliğini yaşıyorlar.

Türkiye varlığını hissettiriyor ancak batıyı tedirgin etmemek için de ihtiyatlı davranıyor zira amaç galebe çalmak değil doğu ve batı buluşmasını sancısız gerçekleştirmek.

 

 
Etiketler: Türkiye, Nereye
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2019
“Paradigmaların İflası ve İflas Erteleme”
28 Aralık 2018
Aydınlar/Âlimler Susarsa
23 Kasım 2018
Bizden Değilsen Gelme
21 Kasım 2018
Siyaset Nedir
14 Kasım 2018
Öncelikleriniz
16 Ekim 2018
Fayda Üretmek İstiyorsak
12 Ekim 2018
Kamunun Hesabı Ağırdır
21 Eylül 2018
Herkes Aynada Kendisine Baksın
26 Haziran 2018
Seçimlerin Ardından
30 Mayıs 2018
Seninle Söyleştim
18 Nisan 2018
Anlattığınız Tanrı
22 Mart 2018
Sev Dedi Gönlüm
08 Şubat 2018
Adam Ol
23 Ocak 2018
Barış Hayırlıdır
19 Ocak 2018
Yarın Kıyamet Kopacağını Bilseniz
11 Ocak 2018
Tarihi Doğru Okumak
27 Aralık 2017
Siz Kendinize Bakın
20 Aralık 2017
İnsan Günahkâr Doğmaz
14 Aralık 2017
Hesap mı, Diriliş mi?
08 Aralık 2017
Kıyamet Savaşı
24 Ekim 2017
Dibe Vuran İnsanlık
29 Eylül 2017
Hamaset
21 Eylül 2017
Kafalar Karışık
13 Eylül 2017
Geleceği Planlamak
31 Ağustos 2017
Projelerimiz Olmalı
16 Ağustos 2017
Savaş Oyunları
02 Ağustos 2017
Hangi Hiziptensin
27 Temmuz 2017
Ekrandan Atışmalar
21 Haziran 2017
Durun Kalabalıklar
09 Haziran 2017
Oyunun Yeni Perdesi Katar
10 Mayıs 2017
Trafik Terörü
05 Mayıs 2017
Yolcusu Olmayan Yol
20 Nisan 2017
Referandum
17 Nisan 2017
Seçim Sonuçları
22 Mart 2017
Şehrin Huzuru
09 Mart 2017
Park Cezası
25 Şubat 2017
16 NİSAN
18 Ocak 2017
Sistem Tartışmaları
19 Aralık 2016
HALEP Mİ DÜŞTÜ
10 Kasım 2016
Düşünelim
28 Ekim 2016
MUHASEBE
21 Ekim 2016
DİNLE
13 Nisan 2016
Milletin Adamı
14 Mart 2016
Teröre Lanet
07 Mart 2016
TÜRKİYE GİBİ KAÇ ÜLKE VAR
23 Şubat 2016
Suriye Politikamız
18 Şubat 2016
MÜCADELE TA KIYAMETE
Haber Yazılımı