Yazı Detayı
09 Ağustos 2017 - Çarşamba 09:42
 
Tütün, Kayısı ve Tarım Politikalarımız
Tacettin Elmas
 
 

Bölgemizde uygulanan tarım politikası ne ise ülke genelinde uygulanan tarım politikaları da aynı politikalar.
Tabi sonuçlar da aynı. Onun için genelden özele doğru bir değerlendirme yapmak biraz daha anlaşılır olur kanısındayım.
Doğanşehir bölgesi, tarım politikası sabit bir örnek.
Önce fasulye, peşinde pancar,derken kayısı, elma ve şimdi tütün ürünü.
Aslında tarımda geçimini sağlayan herkes bizzat yaptıklarına yaşadıklarına bakarak daha gerçekçi bir sonuca varabilir.
Yani demem o ki;
İşin içerisine siyasi bir renk katıp çok iyi ya da çok kötü diye kolay bir yoldan yorumlayıp kenara çekilmek var olan, yaşanan gerçeği değiştirmez.
Bölgede ağırlıklı olarak kaysı üreticisi, bu yıl da, geçen yıl da uygulanan denetimsiz bir fiyat ve Pazar olayından sonra ortaya çıkan aşırı fiyat nedeniyle kayısı üreticisini bunalttı.
Gerek kayısıdaki fiyat ve pazar politikalarının belirsizliği, gerek Tarsim’in uygulamaları başta elma ve peşinde kayısı üreticisini alternatif farklı ürün yetiştirme arayışlarına itti.
Bunda da ilk akla gelen ürün tütün oldu. Çünkü geçen yıl iyi para etmişti.
Dikkat edilirse Kayısıda yaşanan belirsizlikler üreticiyi şaşkınlıklar içerisinde kararsızlıklarla bunaltmış durumda. Kayısı yıllık bir ürün olmadığından üretici ortaya çıkan aşırı düşük ya da aşırı yüksek fiyat politikaları karşısında kolay kolay karar verip alternatif ürünlere de yönelemiyor.
Yaşanan ağır koşullar insanları her şeye rağmen risk almaya itiyor.
Çiftçi yarını için elini neye atsa elinde kalıyor.
Her dönem adeta kendini bir çıkmaz sokak ile karşı karşıya buluyor. Mesela bazı üreticiler elmadan vazgeçerek bahçelerini söküp yeni alternatifler, arayışlar içerisine girmiş olsa da hala umdukları sonuçları elde etmiş olmamakla birlikte, ufukta yarına dair yeni bir umutları da yok. Tütünü yıllık bir ürün olarak bu yıl alternatif olarak ekip bir soluk, bir umut yeşertmeye çalıştı ise de ortada doğru dürüst bir fiyat ve pazar olmadığı için biraz umut bir o kadar da karamsarlıkla ürününü toplamaya başladı.
Geçen yıl sezon sonuna doğru birden oluşan aşırı fiyatlı rakamlar bölge üreticisini ister istemez tütüne yöneltti. Herkes boş buldukları ne kadar kara parçası varsa tütün ekmeye başladı.Diğer bütün alternatif ürün arayışları bir anda yerini tütüne bıraktı.
Her dönem ve üründe olduğu gibi bunda da tamamen kontrolsüz ve denetimsiz bir üretim yapıldı. Yapılıyor. Üreticinin yarın ne ile nasıl bir pazar ve fiyat politikası ile karşılaşacağı tamamen kadere kalmış bir şey.
Bölge çiftçisi, sulu tarıma geçiş ile birlikte ilk olarak fasulye, pancar, elma, kayısı ile yaşadığı denetimsiz üretime dayalı tarım politikalarının sonucunu bunda da her an yaşayabilir. O zaman her şeye tekrar yeni baştan başlamak için kıvranıp duracak.
Bunu çok da önemsemiyor. Tabi bankalarda kullanmış olduğu sözde yılda bir ödemeli düşük faizli kredilerin geri ödemeleri olmazsa. Mal para etmezse, Pazar daralır ve ortadan kalkarsa ki bunun olmaması için herhangi bir garanti yok.Ne devlet ne de Allah tarafından.O zaman vay çiftçinin haline.Ürettiği mal, ürün kayısı, elma,tütün  ne olursa olsun su olsa boğazını bile ıslatmaya yetmez.
Bu can suyu yılda bir devlet destekli, teşvik amaçlı verilen krediler olsa bile fayda etmez.
Bütün aileler, gece gündüz demeden dört elle sarılıp üretip bir geçim kaynağı olarak gördükleri emeklerini yarın ne olacağı belli olmayan bir sonuçla karşılaşmaları elden değil.
Ülkedeki tarım politikaları tıpkı sanayide olduğu gibi tamamen serbest piyasa koşullarına göre ayarlanmış durumda. Yani ne ekersen ek üretmekte, satmakta sana ait. İster ucuz sat, ister pahalı. İster kar edersin bu ticarette, ister zarar edersin bu senin (Çiftçinin) sorunun. İster içeriye satarsın, ister dışarıya. Serbest piyasa ekonomisinin temel kuralı budur. Dün fasulye de,pancarda,nohut ta bu gün elma ve kayısıda karşılaştığın sonuçları bu gün ya da yarın tütünde de yaşarsan ben karışmam.Ona göre düşün,taşın öyle tarlaya tohumunu at. 
Her ne kadar Türkiye çiftçisi ürünleri ilk etapta bol para edince bu tarz bir tarım politikasını iyi bir politika olarak görüp kısa sürede olumlu sonuçlar elde etmiş olsa da uzun vadede hep zarar edip tekrar ilk başladığı yere geri dönmüştür. Bunun içinde bir türlü bankaların kredi kıskacında kurtulamamış ve hep borçlu olarak bir sonraki seneye Allah kerim diyerek adım atmıştır. Bu politikalar ipotek altına aldırdığı kendi tarlasında bankaların modern çiftçisi, işçisi olarak yaşamını devam ettirmiştir.
Tarım politikası bu olunca doğal olarak çiftçide tarlaya tohum atacağı zaman, ’’İnşallah Allah kerimdir.” anlayışı ile kendisini motive ederek işe başlıyor.
Halbuki liberal serbest pazar politikalarının uygulandığı gelişmiş batı Avrupa ülkelerinin çiftçileri hiçbir zaman bu acımasız denetimsiz üretim ve pazar politikalarının insafına terk edilerek kendi kaderleri ile baş başa bırakılmaz.
Tarım politikaları ve üretimi uzun vadeli plan ve programlar çerçevesinde devlet ve iktidarlar tarafından desteklenerek korunur, teşvik edilir.
Türkiye çiftçisi küreselleşen bu ekonomik model içerisinde bir yandan tek başına doğa ile mücadele ederken diğer yandan bu güçlü pazar ekonomisine sahip ülkelerin çiftçi ve ürünleri ile de tek başına mücadele etmek zorunda.
Her alanda kaderi ile baş başa bırakılmış olan bu nedenlerden dolayı her yeni yılda umutla sarılıp büyüttüğü ürünü bir bilemedin iki yıl sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak terk edip farklı ürün yetiştirme arayışlarına giriyor. 
Bu alanda sözüm ona gerek kamu adına,(tarım müdürlükleri) gerek kendi adına örgütlü olan(ziraat odaları) kurum ve kuruluşlar oldum olası sadece bu olanda oluşturulan bürokrasiyi temsil etmekten öteye gidemiyorlar.
Hangi ülke olursa olsun, özelikle de dışa bağımlı bir pazar ekonomisi benimsemiş, ona bağımlı olan ve serbest piyasa koşullarına açık olan bir ülke tarımı, çiftçisi güçlü,belli bir plan ve program olmadan ne üretirse üretsin uzun ve kalıcı üretim gerçekleştiremez.Tabi buna bağlı olarak da ayakta kalamaz.
Her bölge çiftçisinde olduğu gibi Doğanşehir ve Malatya çiftçisinin her yıl büyük umutlarla yetiştirip bir iki yıl sonra terk edip başka ürün yetiştirme arayışlarına girmesi de bu plan ve programsız ekonomik, tarım politikalarının sonucudur.Dün Fasulyenin yerini pancar aldı. Pancarın yerini elma, armut, kayısı aldı. Bugün elma, armut ve kayısının yerini tütün alıyor. Bakalım yarın bir gün tütünün yerine ne arayışlara girilecek.
Bu politikalar tarımda devam ettiği sürece değişen başka bir sonucun çıkması mümkün değil.
Onun için tütün üreticisi öyle büyük hayaller kurmasın. Çünkü her şeyi bizzat yaşayarak gören kendisidir.
Tüm bu gelişmelere rağmen değişmeyen bir şey var. Bankalardaki kredi borçları. Ve çiftçi adına varlığını devam ettiren bürokratik zihniyet.

 

 
Etiketler: Tütün,, Kayısı, ve, , Tarım, Politikalarımız,
Haber Yazılımı