Yazı Detayı
28 Ocak 2016 - Perşembe 11:52
 
Üniversitemiz Rektörü Cemil Çelik’e açık mektup (5)
Asım Demirkök
 
 

Sayın Hocam; 2011 yılında her ne kadar kişisel olarak gözükse de somut olgu ve olaylara dayanarak yazdığım iki köşe yazımı sizinle paylaşıp, Üniversitemizin ‘gurupsal mı?’ yoksa ‘kurumsal’ olarak mı o gün içinde bulunduğu ‘zihniyet’ sorununu açıklamayı sizlerin takdirlerine bırakmak istiyorum.

Üniversitelerimiz ve profesörleri ( 1 )              

Hayat yalnızca katı kuralların yaşandığı bir mekân değildir. Kültür ve hayata bakış, ne bir anda oluşur, ne doğar. Kültür ve hayat bir ‘yaşanmışlık’ alanıdır. Bu toprakların insanlarına ‘kültürün’ bir yaşanmışlığın, derinliğinden geldiği öğretilmemiştir. Kişilerin düşünceleri ve anlayışları, varlık nesnelerini algılayışları, yaşadıkları anla sınırlı kaldı hep. Çünkü onlara, ‘devlet zihniyeti’ öyle öğretmişti. Hayatı bir yaşanmışlık; kültürü de zaman ve mekân içinden akıp gelen bir yolculuk olarak algılanmadı bu topraklarda.

Önüne bir metin sürüldü ve o metni ezberleme yöntemi öğretildi çocuklarımıza. O çocuklarımız ne yapsın? Başka bir metin de gelse önlerine, kendilerine öğretildiği gibi okudular. Metinleri okuya okuya ezberlediler. Ezberlendiler. Ve ezberleriyle büyüdüler. Bunun dışında hayatı ve hayatın içindeki değişik yaşanmışlığın var olduğunu, var olabileceğini düşünmediler. Düşünmelerine yol verilmedi. Vermediler. Çerçevesi çizilmiş kalıplar, yontulmaya müsait olmayan paradigmalar oluştu çocuklarımızın zihinlerinde. Çocuklar büyüdü genç oldular. Kafalarındaki prangalarla. Gençlik geleceğimiz dediler. Prangalı kafalar nasıl gelecek olacaksa? ’Ha bire gençlik geleceğimiz’ teranesi okundu. Gençliğin kafasında oluşturulan zincirli barikatları açacaklarına yapıştırdılar. ‘23 Nisan-19 Mayıs-29 Ekim Bayramlarında; ilk ağızlarındaki cümle, hep ‘gençlik geleceğimiz’oldu. Bu zihniyet; Sonra geleceğimiz olan bu gençliği birbirine kırdırmayı hiç mi, ama hiç mi, ihmal etmediler. Halen de kırdırmaya devam ediyorlar. Bu zincirli, barikatlı kafalarla nice mühendis mimar yetiştirdik. O kafalar zincirli ve barikatlı olduğu için ‘fay hattını’ göremediler. On binlerce yurttaşımızı faylara kurban verdik. On binlerce gencimize ‘hukuk’okuttuk. Hukuku kanun diye yorumlattılar. O kanunlarla ne Kıyımlar yaptırdılar kanun yorumcularına. Öğretim görevlisi profesör oldular. Okuttukları gençlere, okuyun okumanın sonu yoktur dediler. Kendileri okumayı bıraktılar. Okumayı bıraktıkları için yorum yapamadılar. Ezberleriyle kaldılar. Ne, ‘bana bir harf öğretenin,’ ne de ‘ilim Çin’de de olsa gidip alınız.’ atasözlerinin anlamlarını yorumlayabildiler. Bunları söylenmesi gereken laf olarak gördüler. Ve okuttukları gençlere öyle laf olarak söylediler. Oysa bu sözlerin hayatın içinden, yaşanmışlığın içinden bir kültür olarak binlerce yıldan süzülerek var olduğunu ve var olacağını hep unuttular. Unutturdular. Düşünmediler bile. Çünkü onlara düşünme ve hayata yorum katma öğretilmemişti. Bunların adlarının önlerine Prof. da yazılsa da işte öyle prof.lerdi. Öyle gelip, öyle de gidecekler…

Elbette disiplin sahiplerinden söz ederken tümünü kastettiğimi söylemek istemiyorum. Belli oranda mühendisleri, hukukçuları, diğer disiplinleri yüklenmiş olanları, almış olduklar disiplinler çerçevesinde ezberlerine hoş görü içersinde yaklaşmamızda herhangi bahis olabilirde, olmayabilir de. Ancak adlarının önlerine Profesör Unvanını, yani ‘hikmet sevgisine’ sahip olanları hoş görü içerisinde görebilir miyiz? Onlar disiplinler içerisinde, ‘hikmet sahibi’ olarak yerlerini almak durumundalar. Yine onlar; ‘hikmet sahibi’ kuşaklar yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak zorundalar. Böyle bir zorunlulukları vardır diye de ayrıca düşünüyorum.  

Ama hayat bütün yaşanmışlığı içerisinde durmadan akan bir nehrin içerisinde, her gün, her saniye, her an, yeni bir mekândan akarak yoluna devam edecek. Ediyor da. Bilimi bir ‘görme’ işi olarak tanımlayanlar olduğu gibi, bilimi ‘görülmeyeni görme, bulma’ işi olarak söyleyenler de var. Ayrıca ‘görme’ kaybolanı bulmaktır, aynı zamanda. Kaybetmek yerine bulmak. Nerede o bilgiyi ‘Hikmet Sevgisi’ olarak anlayan, görmeyi bulma, var etme, ortaya çıkarma olarak algılayan birikimli gerçek profesörlerimiz. Gerçekten var olup, bizlere yol olsalardı ülkemiz gündemi ve Malatya’mız böyle mi olurdu?’’  03 Ekim 2011 Pazartesi Malatya Hakimiyet Gazetesi

Pazartesi günü Sayın Hocamıza yazdığım ‘açık mektup’ köşe yazılarıma, kaldığım yerden devam edeceğim.

 
Etiketler: Üniversitemiz, Rektörü, Cemil, Çelik’e, açık, mektup, (5)
Yazarın Diğer Yazıları
12 Şubat 2018
Yoksulluk ve Zenginliğin Kaynağı Üzerine
30 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (2)
29 Kasım 2017
Niçin ‘Etkinliklerimizi’, Neden ‘Film Festivallerimizi’ Seviyorum (1)
26 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (4)
25 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (3)
24 Ekim 2017
‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (2)
23 Ekim 2017
Ankara’da Gerçekleştirdiğimiz ‘Malatya Tanıtım Günlerine’ İçeriden Bakış (1)
18 Ağustos 2017
Valimiz Ali Kaban’ın Kayısımız Üzerine Söyledikleri ve Düşündürdükleri
15 Mayıs 2017
Kavramlar Zihnimizin Aynasıdır
02 Mayıs 2017
Kitap Fuarımıza Gün Sayarken
24 Nisan 2017
‘BU ÇAĞRIM'
13 Nisan 2017
Hayat; Yolunu Döşemeye Bağlı
27 Mart 2017
Dünyada Neler Oluyor?
21 Mart 2017
Kavramlar Kafamızdaki Yerini Almayınca (2)
20 Mart 2017
Kavramlar Kafamızda Yerini Almayınca (1)
16 Mart 2017
Düşünce Felsefesi Neden Önemli
14 Mart 2017
Bizdeki Evet-Hayır, Avrupa Irkçılığı Ve İslamafobi, ‘Üretim Sürecinin’ İçinde
14 Şubat 2017
Kıymetli ve Değerli Torunlarım…
07 Şubat 2017
Suyumuzun yol hikâyesi devam edecek ancak (9)
06 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (8)
01 Şubat 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (7)
30 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (6)
29 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (5)
25 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (4)
24 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi (3)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikayesi…(2)
23 Ocak 2017
Suyumuzun Yol Hikâyesi…(1)
03 Ocak 2017
İyi ve Kötü
27 Aralık 2016
Bu dillere son bir sözüm olacak
25 Aralık 2016
Kim sol - Ya da sol nedir?
20 Aralık 2016
‘Ne diyeyim!’
18 Aralık 2016
Bu nasıl zihniyet yoksunluğu?
16 Aralık 2016
Ahmet Çakır Başkan ‘yola devam, durmak yok’
14 Kasım 2016
Maski Genel Müdürümüz Dr. Özgür Özdemir
27 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu Sorunumuz Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (3)
25 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz Bu sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (2)
24 Ekim 2016
Büyükşehir Belediyemiz, Mili Eğitim Müdürlüğümüz, Üniversitemiz, Bu Sorunumuzu Birlikte Ele Alıp Çözerler mi? (1)
07 Ekim 2016
Film Festivalimiz neden ertelendi?
04 Ekim 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (8)
03 Ekim 2016
'Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı' (7)
30 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (6)
29 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (5)
28 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (4)
27 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (3)
26 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
25 Eylül 2016
Yeşilyurt Kent Kimliği Çalıştayı (2)
24 Eylül 2016
YEŞİLYURT KENT KİMLİĞİ ÇALIŞTAYI (1)
30 Ağustos 2016
15 Temmuz Destanı
25 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (5)
23 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (4)
22 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (3)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz Kalkışması Neyin, nesi imiş? (2)
18 Ağustos 2016
15 Temmuz 2016 Kalkışması Neyin nesi! (1)
14 Temmuz 2016
İnönü Üniversitesi Rektörlük seçimi üzerine
30 Haziran 2016
Facebook ve bilimle ilişkimiz (3)
28 Haziran 2016
Facebook- Medya-Bilim nereye? (2)
24 Haziran 2016
Facebook'u Doğru Okuyabiliyor Muyuz? (1)
16 Mayıs 2016
‘’Toplum Aslantepeyi Sahipleniyor’’
25 Nisan 2016
Şu mesele var ya! Şu mesele!
21 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (3)
20 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkilerinin bu konularda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (2)
19 Nisan 2016
Büyükşehir Belediyemiz yetkililerinin bu konuda Yetkilerini kullanmalarını bekliyorum (1)
13 Nisan 2016
Tarım Fuarımız ve düşündürdükleri
23 Mart 2016
Herkes konuşuyor, Üniversitemiz yine susuyor?
04 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup
03 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (9)
02 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (8)
01 Şubat 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (7)
31 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık Mektup (6)
27 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (4)
26 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (3)
25 Ocak 2016
Rektörümüz Sayın Cemil Çelik’e açık mektup (2)
24 Ocak 2016
Rektörümüz Cemil Çelik’e açık mektup (1)
12 Ocak 2016
Aydınlarımıza ne oldu böyle!
Haber Yazılımı