Yazı Detayı
03 Mart 2017 - Cuma 09:00
 
Yakın Doğu; İran (5)
Memet Duran Özkan
 
 

Meşhed; “Şehit Düşülen Yer”

       Halife Memun İmam Rıza’ya halifelik siz ehlibeytin hakkı, bizimkiler gasp etmiş ben sizin bu hakkınızı geri vermek istiyorum der. İmamı çağırır. İmam bu çağrıya cevap vermez, Memunİmamı Medine’den Merv’e getirir. Bir müddet sonrada İmam Rıza’ya içirdiği zehirli nar suyuyla (veya üzüm) zehirler. Sonrada cenazesi üzerinde ağlar, babası Harun Reşit’in mezarının yanına gömer. Yıl 817 dir. Bu tarihten sonra Şia ve Alevilerce,mekân kutsal kabul edilerek ziyaret edilir. Bu yere Mashhad al-Rida ismi verilir. Türbeye gelip de ağlamayan Alevi yok gibi. Burayı ziyaret etmek yarım haç olarak kabul ediliyor. Burayı ziyaret eden Şiiler isimlerinin sonuna “Meşhedi” unvanınıgururla ekliyorlar.

       Her yıl 15-20 milyon Şii’nin ziyaret ettiği İmam, 12 imamlardan 7. İmam Musa el-Kazım’ın oğlu. Kendinden sonra oğlu Muhammed el-Taki imam olmuş.

       Türbe Harem-İ Motahhar (kutsal yapılar) olarak adlandırılıyor. 75 hektarın üzerinde bir alana sahip. Türbenin çevresi, 320 metrelik alan tamamen binalardan temizlenmiş. Türbe görünür kılınmış. Türbenin içi ve çevresi çok temiz. Yılın belli dönemleri türbenin tamamı mollalar tarafından gül suyuyla temizleniyormuş.

       Bu gün İmam Rıza’yı ziyaret edeceğiz. Tarifsiz bir heyecan içindeyim. Bu anlatılmaz duygu ile yola koyuluyoruz.

       Hava soğuk, hafiften kar serpiştiriyor.

       Türbeye ulaştığımızda rehberimiz İmam Rıza Vakfı Genel Başkanı Ayetullah Seyyit Reysi’nin, randevu talebimizi olumlu karşıladığını ve bizi beklediğini ifade ediyor. Türbe girişinde ayakkabılarımızı görevlilere teslim edip fişlerini alıyoruz. Güzel bir uygulama. Rehberimiz ve görevliler bizi görüşme yapacağımız salona alıyorlar. Büyükçe bu salona, İran mimari ve dekorasyon anlatışı tamamen hakim. Odanın çevresine yerleştirilmiş koltuklara oturuyoruz. İkram olarak bisküvi ve çay ikram ediyorlar. Ayetullah gelmeden önce karşılama usulü ile ilgili bilgilendiriliyoruz. Rehberler yerlerini alıyor. Bire bir çeviri yapacaklar. Ayetullah salona geldiğinde ayağa kalkıyoruz karşılıklı selamlaşıyoruz. Sadık Gökgöz, Kuranı kerimden Kevser suresini okuyor. ( Sure Hz. Muhammet ve Kızı Hz.Fatima hakkında inmiş) Yapılan duanın ardından görüşme çevirmenler aracılığıyla devam ediyor. Ayetullah, Türkiyeli ve Ehlibeyt dostları ile bir arada olduğu için mutluluğunu ifade ediyor. Grubumuz adına, Cem vakfı Ankara şube başkanı Faik Ali ve Hacı Bektaşi Veli eski belediye başkanı Mustafa Özcivan, İmam Rıza’nın huzurunda olmanın mutluluğu ve huzuru üzerine birer konuşma yapıyorlar. Karşılıklı memnuniyet ifadeleri ile ziyaretimiz yaklaşık bir saatten fazla sürüyor.

       Ziyaretı sonrası Cuma namazı kılınan salona alıyorlar bizi. Devasa büyüklükteki bu alanda binlerce insan; uzun pelerinli başında siyah kavuğuyla bir Seyyid’in, Cuma hutbesini dinliyor.Farsça dilinin hitabet gücüne, bir kez daha şahit oluyoruz.

       Şiir okur gibi vaaz veriyor.

       Şaşkınlık içindeyim.

       Tek tük anlamlandırdığım kelimelere bakılırsa vaazın ilk bölümü daha çok dinsel telkinleri içeriyor. İkinci bölüm diye düşündüğüm bölümde bazı tanıdık siyasi kavramlar geçiyor. ABD’nin Müslüman ülkelere uyguladığı vize sorunu eleştiriliyor. Bir an cemaat yumruklarını sıkarak bağırıyor.  Rehbere bakıyorum, sormama fırsat vermeden; kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail diye slogan atıyorlar diyor. Tamda bu anda Vakıf Başkanı Ayetullah sıradan bir vatandaş gibi cemaattin arasına karışıp Cuma namazını kılıyor. Müthiş bir alçakgönüllülük örneği.

        Altın kubbesi, kütüphanesi, yemekhanesi, müzesi, iç ve dış mekân çinileri, aynalar ve avizelerle süslenmiş bu devasa yapılar kümesi görülmeye değer.

        Türkiye’den farklı olarak, İran’da Cuma namazı her camide kılınmıyor. Cuma camisi denen büyük camilerde cemaat bir araya gelip namazlarını kılıyorlar.

        Günde 10 bin kişiye yemek veren yemekhanesinde, yemek yeme fırsatı buluyoruz. O kadar kalabalık ki mollalar yemek fişini rastgele dağıtıyorlar. Rehberimiz bir vesileyle tura katılanlar için yemek fişi temin ediyor. Devasa bir yemekhane, temizliği dikkatimizden kaçmıyor. Çok hızlı servis yapıyorlar ve aynı hızla masaları topluyor temizliyorlar. Yemekler çok fazla, plastik kap alarak yemeğimin büyük bölümünü ayırıyorum. Çıkışta yemek fişi alamayanlara götürüyorum.

        Kar ara ara serpiştiriyor. Isının düşük olmasına rağmen bir hayli kalabalık.  İnsan grupları sel gibi bir yandan diğer yana hareket ediyorlar.

         Altın işlemeli kapısı, kubbesi ve minaresi olan yapıya yöneliyoruz. Nihayet İmamın huzuruna çıkacağız.

         Kapıdan adımı attığınızda, sizi bir duygu kaplıyor. Tanımlamaya çalışıyorsunuz, nafile adeta beyniniz boşalıyor, düşünce yok oluyor. Zaman durmuş gibi. Kendinizi hafiflemiş hissediyorsunuz. Ayaklarınız farkına varmadan sizi İmam’ın huzuruna götürüyor.

         İmam Rıza’nın, altından kaplı mezarınınetrafı insanlar tarafından çevrilmiş. Mezara, ulaşmak ve dokunmak imkânsız gibi.

         İnsanlar duygu yüklü, gözleri yaşlı. Mezara yüzlerini ellerini sürme çabası içindeler. Bu nedenle mezarı koruyan gümüş ve altından yapılı kafes hızla yıpranıyormuş ve periyodik olarak değiştirmek gerekiyormuş.

         İçinde bulunduğumuz atmosferden etkilenmemek mümkün değil.

         Selam olsun Ehlibeyte, onun yolundan gidene. Selam olsun İmam Rıza’ya. Selam Olsun Kerbela şehidi Hz. Hüseyin’e. Lanet olsun Ehlibeyte kıyanlara, lanet olsun Hz. Hüseyin’i katleden yezide.

         İnsanların arasına karışarak imamın mezarına ulaşıyorum.

         İmamın huzurunda olmak, tarifi mümkün olmayan bir duygu. Müthiş bir huzur buluyor insan. Ehlibeyt ‘in yolunu yol etmenin gururunu ve huzurunu yaşıyorum/yaşıyoruz. Ne mutlu ki bize Ehlibeyt ’in yolunu yol etmişiz.

         İmam Rıza ziyaretinden sonra kendimizi huzurlu ve rahat hissediyoruz. Ziyaretin ardından Orhan Karaca, Cemal Ağdağlı ile birlikte yürüyerek otele dönüyoruz. İlk kez geldiğimiz bu şehirde, hiçte yabancılık çekmiyoruz. Alış veriş yaptığımız birkaç yerde, Türkçe bilenler bize yardımcı oluyorlar.Yürüyüş boyunca Cemal abiye takılıyoruz, oda bize Arguvan şivesiyle laf yetiştiriyor.  

Devam Edecek

 
Etiketler: Yakın, Doğu;, İran, (5),
Haber Yazılımı