Yazı Detayı
13 Ekim 2017 - Cuma 09:36
 
Yaşlılıkta Beslenme
Tuğçe Yıldız
dyt.tugceyildiz@gmail.com
 
 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 65 yaş ve üzeri bireyleri yaşlı olarak tanımlamaktadır. Yaşlılığın seyrine ve vücut fonksiyonlarında oluşan değişikliklere göre yaşlılık dönemleri; 65-74 yaş arası “geç yetişkinlik”, 75-84 yaş arası “yaşlılık” ve 85 yaş ve üzeri de “ileri yaşlılık” dönemi olarak sınıflandırılır. Yaşlanma; genetik ve çevresel faktörler tarafından etkilenen, organ sistemi miktarında azalma,  homeostatik (kararlı iç denge ) kontrollerinin zayıflaması ile karakterize bir durumdur. Genellikle 60 yaştan sonra, vücut ağırlında azalma başlar. Özellikle de 80 yaştan sonra ağırlıktaki azalmalar daha belirginleşir. Vücut kompozisyonunda yaşla birlikte yağsız doku miktarında azalma ve yağ miktarında bir artış olur. 80 yaş ve sonrasında yağsız dokudaki azalma hızlanır. Kadınlarda yağsız doku miktarı erkeklerden daha azdır. Yağsız doku kütlesindeki azalma, kas miktarında ve kuvvetinde de azalmaya neden olarak yürüyüş ve dengeyi etkiler, düşme ve kırık riskini etkiler. Kadınlar, yaşlılık döneminde toplam iskelet kalsiyumunun 40’ını kaybederler ve bu kaybın yarısı menopozdan sonraki ilk 5 yılda meydana gelir. Bu kayıp yavaşlayarak ilerler. Ayrıca, eklem esnekliğinde azalma ve eklem hareketlerinde kısıtlılık nedeni ile hareketlilik azalır. Bu ekti; hem besinlere ulaşmada zorluk nedeni ile yetersiz beslenme, hem de fiziksel aktivite kısıtlılığı nedeni ile şişmanlık riski yaratabilir.  

Vücuttaki su yüzdesi azalarak 60’tan 50’ye düşer. Susama hissinin azalmasına bağlı olarak su alımı azalır. Buna karşılık vücuttan su kaybı fazladır. Su kaybı, su ve diğer sıvı besinlerin fazla tüketilmesi ile telafi edilmezse ciddi sağlık sorunları ortaya çıkarabilir.

Yaşın ilerlemesine veya ilaç yan etkisine bağlı olarak tükürük salgısının azalması sonucu yiyeceklerin yutulması güçleşir. Diş sayısında azalma ve takma diş kullanımı, bazı besinlerim parçalanmasını ve çiğnenmesini zorlaştırır. Çiğnemenim güçleşmesi tüketilen besin çeşidinde azalmaya neden olarak farklı besin öğelerinin alımını engelleyebilir. Yemek borusunun kasılma yeteneğinin yaşla birlikte azalması sonucu ağızda çiğnenen besinlerin yutulması güçleşir. Bu güçlük, yemek yeme isteğini ve sıklığını azaltabilir. Yaşla birlikte midedeki yiyeceklerin boşalma hızının azalması uzun süre tokluk hissi yaratır. Uzun süreli tokluk hissi, daha az besin tüketilmesine neden olarak yetersiz beslenme riski yaratabilir. Tüketilen besinlerin emilimini sağlayan enzimlerin aktivitesinde ve miktarındaki azalma sonucu kalsiyum, demir, B12 vitamini ve folik asit gibi bazı besin öğelerinin emilimi azalır. Safra enzimlerinin azalması sonucu özellikle yağda eriyen vitaminlerin ( A,D,E,K  ) vücuttaki etkinlidiğinde düşme olur. Karaciğerden kan akımı azalır. İnce bağırsaktaki değişiklikler sonucunda besin öğelerinin vücutta kullanımı azalır. Bunun dışında yaşlanmayla birlikte tat ve koku duygusunda azalma olabilir bu durum ise yiyeceklere karşı isteksizlik oluşturabilir.

Türkiye’ye özgü besleneme rehberinde 65 yaş üstü bireylerde enerji alım düzeyleri kadınlarda  1790 kcal, erkeklerde 2100 kcal olarak belirtirlir.

Yaşlılarda yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması için öğün sayısı arttırılarak besin çeşitliliği sağlanmalıdır.

Sağlıkla kalın

 
Etiketler: Yaşlılıkta, Beslenme,
Haber Yazılımı