MHP Lideri Devlet Bahçeli‘nin 22 Ekim'de yaptığı Öcalan çağrısıyla başlayan süreç devam ediyor. DEM Parti'den Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın İmralı'ya giderek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmenin ardından siyasi partileri ziyaretler gerçekleştiriliyor.
DEM Parti heyeti görüşmelerine devam ederken Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Malatya Şubesi tarafından İnönü Kapalı Çarşısı üzerinde süreci eleştiren bir açıklama geldi.
Şehit yakınları, gazi ve gazi aileleri ile Anahtar ve Zafer Partililerin katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada konuşan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Malatya Şubesi Başkanı İsmail Ayvalı,
“Bugün burada şehit aileleri ve gaziler olarak yaşadığımız acıları, yüreğimizde yanan ateşi anlatmak için toplanmadık. Çünkü bir şehit annesinin oğlunun postalarına çiçek ektiren, bir şehit babasını evladına fotoğrafı karşısında geceyi sabahlatan, şehit eşinin canının yarısını toprağa koyuşunun umutlarının elinden alınan şehit çocuklarının yarım kalışını hiçbir tarifi yok. Biraz tarih konuşalım. Mesela Çanakkale'yi, Kurtuluş Savaşı'nı, Sarıkamış’ı, Kıbrıs'ı ve şehitlerimizi konuşalım. Alp ve Alperen olanları önce yiğit olup, şüheda olan kahramanları, sınırlarımızı nasıl çizdiğimizi, vatanın her karışının şehit kanlarıyla sulanışı konuşalım. Mesela Mehmet Akif'in, “Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı, verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” dizelerini hatırlayalım. Hatırlayalım ki; utanmadan, üzülmeden, düşünmeden, bebek katili özgür kalsın, umut hakkı, “Ev hapsi verilsin” diyenlere, İmralı canisini ülke gündemine sokup, barış elçisi gibi ilan edenlere hatırlatalım diye toplandık”
ifadelerini kullandı.
Ayvalı, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Çok mu geriye gittik? O zaman 43 yıldır yaşadıklarımızı, verdiğimiz şehitlerimizi konuşalım. Bir vatan evladının toprağa nasıl düştüğünü, kaç kurşun yediğini, naaşlarının ne kadar sürede ailelerine ulaştığını konuşalım. Ödedikleri bedeli konuşalım. Oğuz Kaan Usta'yı, Duabey Onur Öztürkmen’i, şehit Semih Özbey’i konuşalım. Videosunda yutkunduğu anı unuttunuz mu bu kadar çabuk onu konuşalım. Hadi onlar askerdi, serden yardan geçmişlerdi. Şehit polis Fethi Sekin’i, şehit savcı Hakan Kılıç'ı, şehit öğretmenler Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın’ı, eli kanlı terör örgütünün menfur saldırılarında hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımızı konuşalım. Zira hatırlamanıza ihtiyacımız var. Ya da hadi gelin 2013'te yaşanan sözde çözüm sürecini konuşalım. Akil insanları, kazılan hendekleri, sokaklara kurulan bariyerleri ve o süreçte yitirdiğimiz 800’ün üzerinde şehidimizi, terörle el sıkışılmayacağını, masaya oturulmayacağını nasıl acı bir şekilde tecrübe ettiğimizi hatırlayalım. Ya da eli kanlı bebek katilinin meclise davet edilir edilmez “Tek anladığımız dil bu” dercesine yaşattığı TUSAŞ saldırısını, TUSAŞ şehitlerimizi konuşalım. Bu kadar kısa sürede unutmuş olamazsınız. Terörle mücadelede verdiğimiz 7 bin 100 üzeri asker, 900 polis, bin 500 korucu, 200 öğretmen, savcı ve imam şehidimiz ile 40'a yakın kundakta katledilen bebekleri, 5 bin sivil şehidimizi anlatmak, hatırlamak için toplandık. Şehit aileleri ve gaziler bu zamana kadar siyasetin bir parçası olmadı bundan sonra da bir parçası olmayacaktır.”
“Şehit aileleri ve gazilerin en büyük arzusu terörün bitmesidir. Aynı acıyı hiçbir ailenin yaşamamasıdır” diyen Ayvalı,
“Ancak bunu yapmanın yolu bebek katilinin özgürlüğünden geçmemelidir. Gazi meclis bir teröriste çiğnetilmemelidir. Bu aziz vatanın atalarımızın mirası olduğu kadar şehit evlatlarımızın da emaneti olduğu unutulmamalıdır. Türk'ün töresinde vatana ihanetin affı yoktur. İslam’ın şiarında da zalime merhamet, mazluma ihanettir. Bizleri kardeş mesabesinde gören sayın cumhurbaşkanımıza, Samsun'daki konuşmasında; “Şehitlerimizi, gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir işimiz olmadı. Ne yaptıysak şehit ve gazilerimizin bize gösterdiği istikametten asla ayrılmadan yaptık” sözleri bundan sonraki süreçler bizim için senettir. Ya silahlarını gömecekler ya da silahları ile gömülecekler. Üçüncü bir yol yok. Eli kanlı terör örgütü lideri asla özgürleştirilemez. Genel af kabul edilemez. Bebek katilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) konuşturulmasına müsaade etmiyoruz. Terörle mücadele yasası değiştirilip, örgütte aktif olanların affı söz konusu olamaz. Bizlere Devlet Övünç Madalyası verildi. Şimdiye kadar gururla taşıdığımız madalyalarımızı, bu süreç sonlanana kadar takmayacağız. Bizlere övünülecek bir şey bırakmadınız”
sözleriyle konuşmasını tamamladı.